Karanlık çöker ince kumlara
Ay işinğında parlayan gözleri
Yağmursuz bulutların arkasını takip eder
Ve boştur kaydıraklar
Çocuklar uyumuş, anneler tedirginliklerini bırakmıştır yatağa
Şimdi yetimlerin yerdir parklar
Kimsesizlikte sallanır beytinin salıncağı
Ürkütür çöpcü kedileri gicirtısı
Taş aralarından sızan rügar ıslıklanır
Ağaç yapakları hışırtıda
Arada kuş sesleri gelir bulutların altından
Uzak yollarda motor gürültüleri
Sallanır beyti, birşey duymazmış gibi
Bir elinde üstübü, Bir eliyle kaşır başını
Gökyüzüne çarpar, çarpar sallanır
Yıldız gözleri doldurur bulutları
Sımsıkı sarılır zincirlere
Sallanır beytinin salıncağı sessizlikte
Önce bir sigara yakar
Sonra dudakları üstübüde
Ayşemi, tinermi karıştırır
Tinermi ayşeye benzemeye çalışmakta
Yoksa ayşemi tinerden ibaret bu serhoş dünyada
Çarpıştığı gökyüzünde şaşırır başı
Düşer gözleri yıldızdan
Baygınlık ve uykusuzluk işler çiğerlerine
Sağında bir kesik, solunda bir acı taşır beyti
Birleşen yapraklar ayşenin sulietinde
Hali yoktur sallanır salıncağı
İnce kumlarda gülen çocukların ayak izleri
Çöpçü kediler sabahki yemeğini yemekte
Salanır beyti, görmezmiş gibi
Bir aklı deli, Bir ağzına takılmiş şarkı
Sabahı bekler bulutları
Güneşle güne verecek yağmurunu
Sallanır
Sallanır beytinin salıncağı küfürle
Gıcırtıya takılmış şarkıdan sanane
Rüzgarın vokalini beğenmemekte kıyımlı, köşeli taşlar
Motorların sesi uzaktan hoş gelir
Varacağı umutlar vardır yollarında
Yapraklar sevişmeye hazır uzanmış ince kumlara
Üstübü sol omuzunda, günahını deminden yazmakta çiğerlerine
Sallanır beyti rüzgarın üşüten kibirinde
Ağaçlar kahkahasında, ve söylenir kendi aralarındaki yapraklara
Gıcırtı kumlardaki ayşeyi arzulamakta
Düşünür beyti, delirmezmiş gibi
Bir eli yüzünü ovmakta, bir elinde teze üstübü
Bir eliylede bacaklarını ovmakta
Şaşırır sallanan beyiti
Sabahmı olmuştu, yapraklarmı uyandı yoksa
Yok, yok yaprak değildi, ayşeydi o
Bu dokunan kimdi, ansızın beytinin salıncağında
Rüzgarın iniltisini keser yavaşça
Miyav sesleri çöp kutularından taşmakta
Ağaçlar yeşilleşir ışığın müjdesinde
Kumlar kaynar; yaprakları savurduktan sonra
Sallanır, sallanır beyti
Bir daha çarpar gökyüzüne
Bir daha, iki daha, çok daha...
Önce üstübü düşer elinden humarsızca
Çeker beytiyi peşine
Gülen çocukların ayak izlerine serilir beyti
İnce kumlar akan kanı saklamakta
Güneş ışıklarını kırmaya başlar ufukla
Sevinen bulutlar döker kız gibi yağmurunu
Kuşlar koylarına saklanır çiseltide
Üstübü ıslanır kanla, yağmurla
Beytinin salıncağı sallanır sahipsiz
Bir eli kırılmış, bir eli son hareketini yapar parmaklarında
Ölümü çeker ince kumlar
Ayşe hali yapraklar eşlik eder ruhuna
Beytinin salıncağı
Gülümseyerek uyanan çocuklara kalmıştır
Tedirgin annelerin sabahına
Çöpcülerin süpürdüğü parklara
Sevimli kedilere ve ağaçlara
Üstübünün kokusuyla oyun gelen parklara.
Gülen çocuklar sallanır beytinin salıncağında
Gökyüzünde uçurtma olur gülüşleri.
19.07.2009 Bağcılar - Yalnızlık Odası
Emrah Dursun
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.