03.12

2018

Şansın İyisi Burda

Hüseyin Özüpekçe

Gel vatandaş gel şansın iyisi burda diye sesleniyordu. Yıllarca yaptığı pazarcılık günlerinde ustalaşmıştı ses tonundaki oynamalarla insanları başına toplamaya. Yeni yıl özel çekilişi yaklaştığında pazarcılığa ara vermiş piyango bileti satış işine girmişti. İlk gün kendisine seçtiği köşede sessizce durmuş gelip geçenlerden bilet isteyen oldukça desteyi uzatıp satış yapmıştı. Eve döndüğünde bir günlük pazar kazancı ile kıyaslandığında bir hayli geride olduğunu görmüştü. Ama bu işin araba derdi tezgah derdi yoktu. Bu nedenle bu ayı pazarcılıkla geçirmek istemiyordu. Metroloji haberlerine göre havalarda gitgide soğuyacak tezgah başlarında teneke kutularda yakılan ısınmak zorunda kalacaktı. Ama bilet işine devam ederse istediği zaman sıcak bir yerlere girip orada da satış yapabilirdi. Bu nedenle aklından geçirdiği bilet işini bırakma düşüncesini bir kenara atarak neden pazarcılık usulü satmayayım diye düşündü.

Bu nedenle ikinci gün seçtiği köşede böyle çağırmaya başlamıştı insanları. Gel vatandaş gel şansın iyisi burda diyordu. Sabahın erken saatlerinde işine yetişmek üzere hızlı adımlarla yürüyenler bile durmuş biletlerinden almıştı. Şansın iyisi burda diyordu ama çok şanslı olduğu söylenemezdi. Ömrü pazar tezgahları başında geçmiş kazandığı evini bile geçindirmeye yetmiyordu. Hele kış ayları daha bir zor geçiyordu. Her zaman insanların ömrü boyunca bir kaç kez şansı yakaladığına inanırdı. Pazar tezgahı başında sohbet ederken kimi insan bu gelenin bir şans olduğunu anlar alır kullanır kimi insan gelen şansı geri teper böylece hep çok şanssız bir insanım diye günlerini geçirir derdi. O na göre en büyük şansı yine bu pazar tezgahıydı çünkü kendisi gibi pazarcı olan kayınpederi arada bir kızınıda getirirdi; bu günlerde daha bir gür sesle satış yapar kızın dikkatini çekmeye çalışırdı. Birkaç yıl içinde arkadaşlıkları evliliğe evrilmişti. Çok zor geçen hayatı boyunca en büyük şansım bu pazar tezgahı diyip dururdu.

Epey bir bilet satmış eve doğru yürüyordu. Başında şapkası elindeki poşetin içinde biletleri vardı. Vakit çok geç değildi ancak dışarı bir hayli soğuktu zaten epey bir bilette satışmıştı; böyle giderse pazarcılığın bir kaç katı para kazanırdı. Dalgın dalgın yürüyen kadın omzuna çarpmış durmuşlardı. Kadının işinden çıkarılalı iki ay olmuş ufacık birikimi de tükenme noktasına gelmişti. Kadın özür dileyip yoluna devam edecekti ki şapkayı farketti. Bilet mi satıyorsunuz dedi. Evet evet bilet satıyorum dedi adam. Elini cebine attı kadın birkaç küçük ederli kağıt para ve bozukluklar vardı. Adam poşetten bilet destesini çıkardı kadına uzattı. En baştaki bileti almıştı kadın epey bir sıfır vardı içinde. Böyle şans mı olur dedi kağıt paralardan ikisini ve birkaç bozukluğu verip uzaklaştı. Bileti ikiye katlayıp cebine koydu. Evine vardığında elinde birkaç ekmekten başka bir şey yoktu.

Adam birkaç gün epey bilet satışı yapmış yüzü bir hayli gülüyordu. İki günde bir idareye gidip tekrar epeyce bilet alıyordu. Bir akşam eve geldiğinde eşi bilet poşetini getirdi bende almak istiyorum dedi. Adam güldü al birkaç tane dedi. Kadın paramla almak istiyorum diyince adam bir kahkaha attı. Sana da mı parayla satayım dedi. Eşi parayı uzattı biletleri uzatmasını istedi. Peki öyle olsun demişti adam. Eşi bir bilet aldı hiç bakmadan ikiye katlayıp yatak odasına gidip bileti sakladı. Adam eşinin verdiği parayı çocukların ceplerine paylaştırdı.

Ertesi sabah çocuklar okul yolunda ellerini ceplerine attıklarında çok sevinmişlerdi. Adam her zaman ki gibi gel vatandaş şansın iyisi burda diye biletleri satıyordu. Kışa göre ılık sayılacak bir akşam oluyordu. Başındaki kalabalık biletlerini almış herkes yoluna gitmişti. Bu sırada yanına yaklaşan eli yüzü kıyafeti pas boya içinde bir adam; şansın iyisini nasıl satıyorsun dedi. Adam birşey diyemedi ilk önce satıyorum işte benim biletler şanslıdır demişti sadece. Adam bu defa ne şansı kardeşim bizde şans ne gezer dedi. Şimdi sen umut satıyorsun bize bir kaç gün hayal kurup duracağız sonra yine eskisi gibi yarı aç yarı tok çalışmaya devam edeceğiz. Adam günlerdir bilet satıyordu kimse böyle bir şey dememişti. Bir an düşününce adam haklı dedi kendi kendine kaç kişiye çıkacak ki bu. Adam ver bakalım bizede bir çeyrek dedi. Zaten bizim hayat çeyrekten ibaret hiç bir şeyin tamını göremedik dedi. Bilet satan adam tam bir şey söyleyecektiki diğer adam devam etti. Bakma öyle herşey çeyrek dediğime bizim hanım üç dört ayda bir, bir çeyrek parası biriktirir bizim için biriken bir kaç çeyrek ne demek bilmez kimse dedi. Adam elinde bilet destesi öyle kala kalmıştı. Adam bilet parasını uzatıp bileti çekince yine söylenmeye devam etmişti. Bileti bile çeyrek alıyoruz hayalin bile çeyreğini kuracağız diyordu. Bu kadar gündür bilet satıyorum senin gibi düşünen görmedim dedi. Adam bir şey demeden bileti kirli cebine koymuş gitmişti.

Eve döndüğünde olup biteni eşine anlatmış eşi adamın söylediklerinin doğru olduğunu söylemişti. Hayalin bile çeyreğini kuracağım bende demişti. Adamın keyfi kaçmış kendisini umut tüccarı gibi hissetmişti. Eşi yemek hazırdı dedi adam sofraya doğru yöneldi. Bilet işi pazardan daha iyi hanım demişti. Ama o adamın dedikleri kafamı çok karıştırdı demişti.
...

Son günlerde bilet alanların sayısı da artıyordu. Adam hergün daha çok bilet satmanın keyfiyle evine dönüyor, arada bir çocukları mutlu edecek ufak tefek hediyelerde alıyordu. Birkaç gün sonra son biletleri de satınca yine pazara hanım diyordu. Sabah erkenden uyanmıştı. Eşi kendinden önce uyanmış sobayı yakmış kaldıkları küçük oda sıcacık olmuştu. Sobanın hemen yanına serilen yer sofrasında kahvalatılarını yapmışlardı. Adam şapkasını kapıda taktı elinde bilet poşeti eşi her zaman ki gibi kapıda uğurlamıştı. Daha kalabalık bir yere ulaşmak için minibüse binmiş hatta burada bile satış yapmıştı. Kalabalık caddeye vardığında otobüs durağının rüzgarı engelleyen diğer yanında yine aynı şekilde seslenmeye başladı. Gel vatandaş şansın iyisi burda, gel vatandaş şansın iyisi burda. Birkaç saat içinde elindeki bütün biletleri bitirmiş eve dönmüştü. İki gün kalmıştı artık bilet satmayacaktı. Zaten idarede bilette kalmamış başka yerden gelmesi de ertesi günü bulurdu. Yarın pazara gideyim hanım dedi. Yeni yıl için bizde bişeyler alalım dedi. Eşi çocukların eksiklerini söyledi. Akşam televizyon karşında geçti. Soba iyice yanana kadar uyumadı eşi. Her zaman ki gibi herkesten sonra uyumuş herkesten önce uyanmış sobayı yakmış kahvaltılık ne varsa hazırlamıştı. Adam pazardan aldıklarıyla eve dönmüş eşi çocuklar için alınanları ayrı ayrı önceden sakladığı güzel poşetlerin içine koymuş saklamıştı.

Ertesi gün herkes yılın son kahvaltısı için soba yanındaki kahvaltı sofrasına oturmuşlardı. Çocuklar okula gidince eşi güzel bir akşam yemeği için hazırlıklara başladı. Bilet sattığı kadın ve adam ise mütevazı bir gece hazırlığı yapıyordu çocukları için. Aslında patlamış mısır ve televizyon da ki eğlence programları hepsinin ortak noktası olacaktı. Akşam olmuş bu defa üzeri fayanslı küçük tekerlekleri olan sehpanın üzerinde tabaklar hazırlanmıştı. Çocuklar iştahla babalarının soğumadan içeriye yetiştirdiği şişleri havada kapıyor bir çırpıda boş olanı geri uzatıyorlardı. Yemekten sonra sehpanın üzerinde bu defa meyve ve çerezler vardı birde sadece yılbaşına özel otuzbeşlik. Eşide çocuklar uyuduktan sonra çay bardağı ile kendisine eşlik ederdi. Her yıl gecenin ilerleyen saatlerine kadar televizyon başında ama bir süre sonra çocukların geleceğinden konuşur otuzbeşlik bitince uyurlardı. Saat onikiyi gösterirken herkes ondan geriye doğru saymaya başladı. Nihayet bir yıl daha bitmiş yepyeni bir yıl başlamıştı. En küçükleri çoktan uyumuş diğer ikisi de uyumak üzereydi. Çocuklar uyuduktan sonra kadın çay bardağını aldı geldi. İki saat kadar sonra uyumuşlardı. Arada hafta sonu vardı. Pazartesi olunca idareye gitti kendisine sattığı bir kaç bilete ikramiye isabet ettiği söylendi. Listeye baktığında üçüncü büyük ikramiyenin bol sıfırlı olduğunu gördü hadi inşallah kadına çıkmıştır dedi. Eşinin seçtiği bilette de epey sıfır olduğunu öğrenmesi için birkaç saat geçmesi gerekiyordu. Eee boşuna dememişti şansın iyisi burda diye.

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri