29.11

2018

Kızıl Kutu 'İkinci Bölüm'

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 29.11.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Kadın mutfaktan elinde kahveyle çalışma odasına geldi. Çalışma masasının sol tarafında kitaplar altında kalan sigara paketine uzandı. Yere kadar camla kaplı pencereyi araladı, koltuğun hemen yanındaki eski ahşap sehpayı pencereye yaklaştırdı; koltuğu hafifçe iterek pencereye yaklaşmasını sağladı. Hafif aralık pencereden soğuk içeri girerken yaktığı sigaranın dumanı dışarı süzülüyordu. Yarım saat kadar camdan dışarıyı izledi bu arada ikinci sigaranı da içmişti. Ayaklarının epeyce üşüdüğünü farketti; pencereyi kapatıp pencerenin kenarındaki kalorifer peteğine yaslandı. Beş dakika kadar böyle durduktan sonra çalışma masasına geçti. Kağıdı kalemi ve kutuyu masanın alt tarafındaki gizli bölmeden aldı. Masanın üzerine koydu ve yaşadıklarını düşündü. Böyle düşünüp dururken ne kadar zaman geçtiğini anlamak için midesinden gelen ağrıyla saate bakması gerekti. Neredeyse üç saattir öylece oturmuş düşünüyordu. Kadın bunları yaşarken yaşlı adam uyanmış zihni bir hayli rahatlamıştı. Bir asır sonra ilk defa bu kadar rahat uyumuştu. Belkide artık çok zamanı yoktu, çocukluğundan kalma bir alışkanlık olan sebzeli kahvaltı için evine yarım saat uzaktaki restorana gitmek için hazırlandı. Neredeyse bir yıl olmuştu gitmeyeli; caddeye inip sol yönde şehrin ise batı yönüne doğru yüz metre kadar yürüdü karşıya geçip taksiye binerek restoranın yolunu tuttu. Restorana vardığında neredeyse öğlen olacaktı. Bu sırada genç adam günlük işlerini tamamlamış her zaman ki gibi fırsatını bulunca babasından kalan arayışı için küçük bir çalışma yapmıştı. Öğle yemeği için her zaman gittiği bundan bir kaç gün önce yaşlı adamında kahve içip kendisinden kısa bir süre önce ayrıldığı kafeye yürüdü.

Kadın bir mide sorunu yaşıyordu çok fazla doktora gitmiş olsada nedeni bulunamamıştı. Mutfakta hızlıca birşeyler hazırladıktan sonra tabağı ile televizyonun karşısına geçmişti. Haberlerde kuzey Çin'deki küçük bir yerleşim yerinde; Çin devleti ile Moğol devleti arasındaki gizli görüşmelerden bahsediliyordu. Haber neredeyse bir yıl öncesine aitti. Bazen sadece bu iki devlet bazen Rusya ve Türkiye ile Birleşik Kore temsilcisininde dahil olduğu onlarca toplantı yapılmıştı. Her görüşme büyük bir gizlilikle farklı ülkede ve yerlerde yapılıyordu. Dünya ülkelerinin ve İstihbaratlarının dikkatini çekmemek amacıyla türlü uydurma düzenlemelerle devlet görevlileri bir araya geliyordu. Bu toplantıların en önemlilerinden birisi sınırları büyüyen Türkiye'de yapılmış yeni dünya düzeni için önemli gizli kararlar alınmıştı. Alınan kararlar daha sonra yine uydurulmuş işbirliği isimleri altında hayata geçiriliyordu. Kadın televizyonda geçen haberi o an için önemsedi. Birkaç yıl içinde kendisininde yer alacağı toplantılardan alınan kararların zaman içinde dünyayı nasıl değiştireceğini bilmiyordu. Üstelik kendisine çok uzak olamayan coğrafyada yaşanıyordu tüm bunlar.

Genç adam öğle yemeğinden sonra işyerine dönmüş bilgisayar sistemlerinin gelişimi üzerine çalışmalarını sürdürüyordu. Aynı zamanda kendi çıkarları için yaptığı eklentilerden kimsenin haberi yoktu. Bir süre çalıştıktan sonra ofislerin birbirine bakan kapılarının olduğu yerdeki kahve makinesine gidip kahvesini alıp döndü. Çin Moğol görüşmesine ait haberleri internet üzerinden okumuştu. Herkesin kaderini tayin edecek belgenin bu görüşmelerin birinde gündem maddesi olduğunu bilmiyordu. Büyük atalarından birisi kendileri gibi kutuyu ararken Çin'e kadar gitmiş burada Tibetli din adamlarından birisine olup biteni anlatmıştı. Din adamları ziyarette bulunanları ve geliş nedenlerini gizlice kaydederlerdi. İki yıl kadar önce eski kayıtların incelenmesi sırasında tesadüfen görülmüş devlet başkanı haberdar edilmişti. Din adamının notu okunduktan neredeyse iki yıl sonra üç ülke arasında gerçekleşen devlet başkanları görüşmesinde Çin devlet başkanı bu bilgiyi paylaşmış Kızıl Kutu'dan bahsetmişti. Göreve geleli bir kaç ay olan devlet başkanının kendi ülkesinde seyreden bu olaylardan henüz haberi yoktu. Yaşlı adamın isteği ile yapılacak son sınavdan sonra bizzat kendisi tarafından bilgi verilecekti. Tibetli din adamının neredeyse beş asırlık bir kaç cümlelik notunda söyle yazıyordu. "Bugün diğer insanlardan sonra Anadolu'dan gelen bir adamla konuştum. Üzerinde semboller olan kızıl bir kutudan bahsetti bu kutunun dünyayı kökünden değiştireceğini söylüyordu".

Yaşlı adam özlediği sebzeli kahvaltısını yapmış bir hayli yüklü bahşişle her zaman kendisine hizmet eden çalışanı yine ödüllendirmişti. Şehrin batı yönündeki restorandan çıktığında cılız güneş ışığı ince bulutlar ardında kendini gösteriyordu. Hava bir hayli soğuktu. Ellerini paltosunun cebine koyup karşıya geçti. Bir süre yürüdükten sonra güney yönündeki kalabalık caddeye geçti. Burda şehrin en büyük işyerleri vardı. Onca yıldan sonra özgürce alışveriş yapmak bu yaşlı bedene iyi gelecek diye düşünüyordu. Kadın gireceği mülakatın telaşıyla onlarca tarih kitabını birbirine katmış, stresten midesindeki ağrı artmıştı. Mutfağa yöneldi yeniden bitki karışımı çay yaptı çalışma masasına geçti. Daha ilk yudumda iyi geldiğini söyledi kendi kendine. Çayını bitirip bardağı masanın uç kısmına bıraktı. Zihnini meşgul eden sorulardan uzaklaşıp mülakat için çalışmak istiyordu. Ancak aklından yaşadığı olay bir türlü çıkmıyordu. Gizli bölmeye uzanıp kutuyu aldı. Kağıdı ve kalemi çıkardı. Kutudan çıkan kağıdı başka bir kağıdın üzerine koydu. Adını yazdığında kağıttan akan bilgiler gözlerinin önünden geçiyordu sanki heyecanlandı. Ne yazsam diye düşünürken kalbinin sesi dışarıdan duyulabilirdi. Adını yazdığında bile neredeyse bir saat kadar bilgi akışı olmuştu. Şimdi yazacağım en küçük şey saatler belki günler boyunca sürebilir diye düşündü. Mülakatta devlet geçmişi ile ilgili çokça soru sorulduğundan devlet ile ilgili birşeyler yazmak geçti aklından. Belkide yüzyıllar öncesinde devleti idare edenlerin isimlerini ve başka bilgileri öğrenmek mülakat sırasında işine yarardı. Bu düşünce ile kağıdın sol üst köşesinde yer alan sembollerin alt tarafına devlet yazdı. Kağıdı diğer kağıdın üzerinden aldı ve pencereden gelen ışığa çevirdi. Gördüğü ilk bilgi bir cümle halinde aktı. Kendisinin anlayabildiği bugünkü anlamda devletin kuruluş günü yazıyordu. Biz üç kişi kızılsu da devletin kuruluşuna karar verdik diyordu yazıda ve yazı kayboldu. Kızılsu aynı zamanda kadının bugün taşıdığı soyadı idi. Çok şaşırmış ve heceyanlanmıştı. Bu üç kişinin kısa süre sonra hayatlarını kaybettikleri bilgisi geçti. Sonra birkaç saat boyunca devletin geçtiği aşamalar aldığı yeni isimler başkanlar vs bilgiler geçti. Kağıttan akan bilgilerle öğrendiği tarih bilgilerinin örtüşen yanı olsada bilinmeyen bir çok bilgi gözlerinin önünde belirip kaybolmuştu. Kutuyu gizli bölmeye yerleştirdi. Salonda dizüstü bilgisayarın başına geçti. Kızılsu'yu aradı. Birçok sonuç çıkmıştı ancak kağıtta geçen diğer bilgilerden bunun doğuda bir yer olduğunu anlamıştı. Kızılsu bugünkü Kırgızistan'ın doğusunda büyük bir göle yakın bir yerleşim yeri idi. Kendisinin bugün taşıdığı soyadının kızılsu olması ne büyük tesadüftü.

Genç adam eve dönmüş televizyon karşısında vakit öldürüyordu. Aklını bozma derecesine gelmesini istemediği arayışından ancak televizyon aracılığı ile uzaklaşabiliyordu. Birkaç kanal gezdikten sonra tv programında sabah internetten öğrendiği haber tartışılıyordu. Çin ile Moğol devleti bu görüşmeleri niçin yapmış olabilir tartışması sürüp gidiyordu. Oysa bu konuşulan bir yıl önceki bir görüşmenin haberiydi. Bunun üzerine onlarca daha görüşme yapılmıştı. Sıkıcı tartışmayı daha fazla izlemeden başka kanallar arasında gezinirken hergün ki gibi yeni bir teknolojinin tanıtımı yapılıyordu. Bu teknolojilerin çoğunun alt yapısında bu genç adamın da imzası vardı. Ancak onun aklında büyük teknoloji değil binlerce yıllık bir hikâyenin arayışı vardı.

Kadın şuanda kendisinde bulunan bu kutunun sadece yazılana cevap verdiğini sanıyordu. Aklında yaşlı adama sorulacak onlarca soru tasarlamış bir kaç gün sonra karşılaştığında cevaplarını isteyecekti. Kadın Kızılsu'da kurulmasına karar verilen bir devletin ogün yapılan bu kutunun Çin'den Anadolu'ya ordan İspanya'ya kadar macerasından habersiz çeşitli dinlerde kutsal sayılan yerlerde ne tür başka işlevleri olduğunu bilmeden bitki çayından almak üzere mutfağa yöneldi.

Yaşlı adam çok çok uzun yıllar sonra ilk defa kendisini böyle hafif hissediyordu. Kalabalık caddede gezinmiş dükkanları dolaşmış oldukça pahalı yeni bir palto kravatlar yeni elbise ve ayakkabılar almıştı. Aslında bunlar birkaç gün sonra yapılacak sınavdan sonra devlet başkanı ile yapacağı görüşme içindi.

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: kızıl-kutu-sır-kader
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri