25.11

2018

O Gerçek Bir Kadın

Zübeyde Yalçınkaya

Adam kızın gözleri içine baktı ve,
-Ben gün boyu şu okuldan çıkan kızları incelerim. Hepsi bayan olsa da şu ilerdeki ağacın dibinde duran tam bir kadın, dedi. Kız abisinin söylediği bu sözden ürperdi. Ve kendi kendine,
-Ne yani o kız dışındaki hiç kimse kadınsı değil mi? Olacak iş değil, dedi. Adam sonra,
-Burası bir orman. Şu kızlarsa ormanın el değmemiş ağaçları. Fakat o kız başka. Yürüyüşü, oturuşu, duruşu... Evet, evet duruşuyla bir kadın, dedi. Adamın kız kardeşi önce kadını gözüyle süzdü ve sonra,
-Ben bir kadın olamaz mıyım yani. Ki ondan kat kat güzelim, dedi. Adam küçümseyen gözlerle kıza baktı. Ve,
-Sen mi? Sen küçük bir kız çocuğusun ve kadın olman için kadın olduğunu fark etmen gerekir. İşte o kız bir kadın olduğunun farkında, dedi. Ve hızla kız kardeşinin yanından uzaklaşıp biraz evvel övdüğü kızın arkasından onu takip etmeye başladı. Tabi bu durumdan kızın hiç haberi yoktu. Önceki günlerde takip edildiğinin farkında olmadığı gibi...
Kız önde ilerliyor, adamsa soluğunu bile nerdeyse gizler gibi kızı takip ediyordu. Fakat bu takip çok kısa süre sonra bitmek zorunda kaldı. Kız yoldan karşıya geçerken arabanın ona vurmasın etkisiyle büyük bir çığlık attı. Kız havada birkaç kez takla attıktan sonra yere düştü ve kafasını yolun kenarındaki kaldırıma çarptı. Kızın kafası kanamıştı ve bu olay sonucu baygın olarak yerde yatmaktaydı. Adam büyük bir şok etkisiyle kızı kurtarmak için ona doğru koşsa da onu kurtarmak için hiçbir şey yapamamıştı. Adam hayatında hiç ağlamamış olsa da kızın arkasından gözyaşları döktü ve kızın yanına giderek ona yardımcı olmak istese de o sırada yoldan geçen polis devriyesi kızın etrafındaki insanları uzaklaştırdı ve o sırada tesadüfen geçen bir doktor kıza ilk müdahaleyi yaptı. Bu olaydan kısa süre sonra olay yerine ambulans geldi ve kızı en yakın hastaneye götürdü. Gençte o sırada yoldan geçen bir boş taksiyi durdurtup hastaneye gitti. Kızın durumu ciddiydi. Kız çok kan kaybettiği için acil kana ihtiyacı vardı. Şanslıydı kızı seven bu gencin kanı kızınki ile aynıydı. Adam kan vermek için gerekli olan şartları taşıdığı için onun kanı alınarak kıza ameliyat sırasında nakledilmek üzere ameliyathaneye götürüldü.
Kız geçirdiği ameliyat sonrasında yoğun bakıma alındı. Günlerce baygın yattı. Adamsa dışarıdaki koltuklarda gözünü bile kırpmadan kızın başını bekledi. Sonunda güzel haber adamın kulağına da gelmişti. Kız uyanmıştı.
-Fakat ne oluyor orada. Bu adam o doktor değil mi? Burada ne işi var onun. Anladım kıza araç çarptıktan sonra ona yardım etmişti, fakat şimdi ne için burada. Birde çiçek getirmiş. Şuna bakar mısın? Ben bile cesaretimi toplayıp kızın yanına gidemedim ki ona kanımı bile vermişken, dedi. Sonra kendi kendine,
-Neyse benim meleğim ona yüz vermez nasıl olursa, dedi. İçi rahatlamış bir halde kızla ilk konuşuyor olmanın heyecanıyla kızın yanına gitti. Kız önce bu kim diye soran gözlerle etrafına bakındı. Kızın annesi bu gençte sana kanını verdi. Malum vücudundaki kanına ancak bu gencin kanı uyuyordu ve o bunu sana vermeyi esirgemedi, dedi. Kız, bizimkine tebessüm etti. Fakat gözüyle yakışıklı olan doktoru süzüyordu. Doktorsa, kızı. Sanki ilk görüşte aralarında bir elektriklenme olmuştu. Bizim ki bu durumu fark edince üzüldü ve kıza geçmiş olsun dileklerini ifade ettikten sonra hastaneyi terk etti. İçi acıyordu. Ve o gün bu kızı elde etmemek üzere kaybettiğini anlamıştı.
Günler hızla geçti. Kız hastaneden taburcu oldu. Artık kız okula doktor sevgilisinin aracıyla gidip gelmeye başladı. Bu dönem sonuna kadar böyle sürdü. Dahası dönem bitince kızın okulu da bitti. Ve doktorla ani bir nikâh töreniyle kız evlendi. Bizimki o gece kudurmuş köpek gibi doktorun evi önünde dolandı. Fakat hiçbir şey diyemediği gibi yapamıyordu da. Ama bu acıya da nasıl katlanacağını da bilmiyordu.
Kız evleneli üç ay geçmişti. Bizimki sakal bırakmış, aşk acısından da bir hayli zayıflamıştı. Kadınım diyor ve başka bir şey demiyordu. Ama elinden de bir şey gelmiyordu, sadece zamanını bekliyordu. Tanrının ona merhamet edeceği o zamanı. Ve beklediği de olmuştu. Doktor eve epey zamandır uğramıyordu. Adam sebebini araştırdı. Doktor karısını başka kadınlarla hem de ucuz kadınlarla aldatıyordu. Çok içki içen doktor ya gece evine gitmiyor, gittiğindeyse karısını bir güzel dövüyordu. Ve bir gün eşini yine dövmeye çalışırken, kadın odadan balkona doğru koştu. Ve kadın balkonda eşinin attığı tokattan kaçayım derken balkondan aşağıya düştü. Ayağı kırılan kadın kısa bir süre eşinden dayak yemekten kurtulsa da bu durum çok uzun sürmedi. Kadın iyileşir iyileşmez doktorun ona yapacağı işkenceler çeşitlenerek arttı. Bunun en büyük sebebi ise kadının koca şiddetine sessiz kalmasıydı. Adam önceden vurduğu karısının bir gün saçlarını kesti. Gerekçesi ise karısının güya onu aldatabilme ihtimaline karşı bir tedbirdi. Dahası kadın eşinin dayakları sonucunda onu aldatmaya yeltenemeyeceği gibi o güzel yüzü de başkalarının bakamayacağı hale dönüşecekti. Kızın ailesine gelince durumdan haberdar değildi. Çünkü başka bir şehirde yaşamaktaydılar ve kız durumundan hiç ailesine bahsetmiyordu. Sadece bu durumu bilen bizimkiydi. O da maalesef kadının hayatına müdahale edemiyordu. Sonunda bizimki bir karar verdi. Kızı alıp uzaklara gitmeliydi. Hem de doktorun bulamayacağı kadar uzağa. Kızın evde tek olduğu bir vakit onun evine geldi. Ve kızı arkadaşlarının yardımıyla kaçırdı. Çok uzaklara kızı götürdü. Hem de çok uzaklara. Kız önce olanlardan korktu. Ve,
-Eşim beni bulursa öldürür. Ne olur beni geri götür, dedi. Bizimki kızı dinlemedi. Ona çok iyi davranıyor ve kıza olan duygularını ondan saklıyordu. Böylece uzunca bir zaman geçti. Doktordan hamile olan kız çocuğunu dünyaya getirdi. Masum bir kız çocuğunu. Kıza bakıp üzgün bir şekilde,
- Kadın olmak zor, umarım benim kaderim sana benden miras kalmaz, dedi. Kadının çocuğu gün geçtikçe büyüyordu. Kadın burada mutlu olsa da kocasına dönme arzusu da bir o kadar içinde büyüyordu. Sonunda bir gün kadın karar kılıp kocasının yaşadığı o lanetli şehre gitti. Adam çocuğun kendisine ait olduğuna inanmadığı gibi kadını önce bıçaklayarak öldürdü ve sonra da çocuğu... Bizimki kızın gittiğini fark eder etmez arkasına takılsa da onun ve bebeğinin kaderini değiştiremedi.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Etiketler: kadın-şiddet-ölüm
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri