» Nazım Hikmet Ran şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

13.09

2018

Hücre

Ahmet Kara

Bu öykü, 14.09.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Hiç bilmediğin bir odada gözlerini açıyorsun. Uzanmışsın, yataktasın. Üzerinde mahkûmların giydiğine benzer turuncu bir üniforma var. Oda gri, kirli beyaz renginde; 3'e 4 metre boyutlarında, yüksekliği 2,5-3 metre, bir hapishane hücresi... Odanın bir köşesinde duş, karşısında klozet ve onun yanında lavabo var. Pencere yok. Kapıya bakıyorsun: Demir veya ona benzer sert malzemeden yapılmış, gri renkli, penceresi olmayan, sadece altında kapaklı bir bölme bulunan bir zindan kapısı...

Ne kadardır buradasın, niye buradasın bilmiyorsun. Günlerden ne, hangi yıldasın, hangi şehirde veya ülkedesin bilmiyorsun. Odanın sıcaklığı iyi, ne üşüyorsun ne terliyorsun. Vücudunda bir yara görmüyorsun. Bir ağrı ve rahatsızlık da hissetmiyorsun. Kirli değilsin. Sadece hafif bir açlık duyuyorsun. Tam bu sırada kapının altındaki bölmeden yemek dolu bir tabldot tabağı uzatılıyor. Yataktan kalkıyorsun. Tabldotu yerden alıyorsun. Mercimek çorbası, kuşbaşı etli kuru fasulye, pilav, 4 dilim antep fıstıklı baklava, ayran ve 5 dilim ekmek. Plastik kaşık ve çatal da koymuşlar. Önce çorbanın tadına bakıyorsun. Soğuk değil ve gayet lezzetli. Ekmek taze. Çorbayı bitiriyorsun. Fasulye tam sevdiğin gibi iyi pişmiş. Pilav annenin yaptığı lezzette; ayran soğuk ve sevdiğin kıvamda; baklava ise çıtır çıtır ve taptaze. Yemeğini iştahla yiyip karnını doyuruyorsun. Tabldotu kapının altındaki bölmeden iterek dışarı veriyorsun. Elini yıkamak için lavaboya gidiyorsun. Sıcak su var. Duş almak istiyorsun. Duş bölmesindeki temiz bornozu görüyorsun; dokunuyorsun yumuşacık; kokluyorsun mis gibi. Soyunup bir duş alıyorsun. Bornoza sarınıp yatağına huzurla uzanıyorsun.

Aradan günler, belki de haftalar geçiyor. Yatağında uzanıyorsun. Hafif bir açlık hissediyorsun. Bu sırada kapının altındaki bölmeden yemek dolu bir tabldot tabağı uzatılıyor. Yataktan kalkıyorsun. Tabldotu yerden alıyorsun. Mercimek çorbası, etsiz kuru fasulye, pilav, 1 dilim cevizli baklava ve 1 dilim ekmek. Plastik kaşık ve çatal var. Çorbadan başlıyorsun; hem soğuk hem lezzetsiz. Ekmek bayat. Çorbayı zoraki bitiriyorsun. Fasulye pişmemiş, sert ve tatsız. Pilav lapa gibi, ayran bozuk, baklava da bayat ve genzini yakıyor. Yemeğini zorlanarak bitiriyorsun. Tabldotu kapının altındaki bölmeden sertçe iterek dışarı veriyorsun. Elini yıkamak için lavaboya gidiyorsun. Sıcak su yok. Her şeye rağmen duş almak istiyorsun. Duş bölmesindeki kirli bornoza bakıyorsun; ilk temiz halinden eser yok. Titreye titreye duş alıp hemencecik kurulanıyorsun. Kirlenmiş turuncu kıyafetlerini giyip yatağa uzanıyorsun.

Aylar geçiyor. Dışarıdan gelen gürültüler duyuyorsun: duvara vuruluyor. Gözlerini açıyorsun. Uykunu alamamışsın. Kızıyorsun, bir hışım ayağa kalkıp sen de duvarı yumruklamaya başlıyorsun. Gürültü kesilmiyor. 'Kesin şu gürültüyü! Yeter artık!' diye bağırıyorsun. Gürültü kesilmiyor. Daha sert yumruklar atıyorsun. Yalnızlığını ve çaresizliğini hissediyorsun, yere çöküyorsun. Gürültü kesilmiyor. Bir an sağ eline bakıyorsun, duruşunda bir tuhaflık var. Yavaş yavaş bir sızı duymaya başlıyorsun. 'Elime bi'şey oldu. Yardım edin.' Diye bağırıyorsun. Kimse cevap vermiyor, kimse gelmiyor. Ağlamaya başlıyorsun. Gürültü kesilmiyor. Ağlıyorsun, ağlıyorsun, ağlıyorsun.

Yıllar geçiyor. Gözlerini açıyorsun. Yerdesin. Oda soğuk. Gücün yok. Her yerin ağrıyor; sağ elin her zamankinden fazla ağrıyor. Gücün tükenmiş. Gürültüler, konuşmalar, bağrışmalar, çığlıklar, ağlamalar duyuyorsun. Zihninden mi dışarıdan mı geliyor bilemiyorsun. Üzerindeki üniforma yırtık pırtık olmuş. Ayağa kalkmaya çalışıyorsun. Sürünerek lavaboya gidiyorsun. Zorlukla ayağa kalkıp lavaboyu açıyorsun; su akmıyor. Kendini yere bırakıyorsun. Bu sırada kapının altındaki bölmeden bir kepçe uzanıp yere bir lapa döküyor. Karnın zil çalıyor. Sürünerek kapıya doğru gidiyorsun. Yerdeki lapayı sol elinle yemeye çalışıyorsun. Doymuyorsun, yerdeki artıkları yalıyorsun. Daha fazla yemek istiyorsun. Kapıya iyice yaklaşıyorsun. Kapıyı itiyorsun, açılıyor.


Ahmet Kara

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Etiketler: hücre-mahkum-hapis

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri