25.08

2018

Aşk Hırsızları

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 26.08.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Kararlıydı. Yaptığı kara büyü ile dünyadaki tüm insanların gönlündeki aşkı toplayacaktı. Bunun için aşk hırsızlarını yaluy adlı bir çeşit büyü ile yarattı. O kadar çok aşk hırsızı yaratmıştı ki bir yerden sonra bunların sayısını bile akılda tutamaz hale gelmişti. Aşk hırsızlarının büyüklüğü bir nokta kadardı. Onlar her varlığın yüreğine girip oradan aşk duygusunu alıp çıkarıyorlardı. Ve böylece bembeyaz olan kalp kapkara ve katı bir yürek halini alıyordu.
Caman bilinmezlik adasında büyü yaparken gök yüzünü bir karanlık kaplamıştı. Ve o büyü yaparken yaluy yaluy gide o sihirli sözü söylüyordu. Ve büyüyü istediği amaca ulaşana kadar da sonlandırmaya hiç mi hiç niyeti de yoktu. Bu yüzden de onun boşa harcayacağı vakti de yoktu.
Aşk hırsızları Caman tarafından oluşturulduktan sonra dünyanın her yerine dağılmış ve iş başına koyulmuştular. Onlar canlıların yüreğinden aşkı topluyor ve topladıkları aşkı bilinmezlik adasındaki korku mağarasına getirip hapsediyorlardı. Kısa sürede o kadar çok aşk biriktirmiştiler ki kendileri bile artık yüreğinden aşk toplanacak canlı bulmakta zorluk çekiyorlardı.
Caman'a göre canlılar aşksız olmalıydı. Böylece kimse kimseyi beklemeyecek, kimse kimseye kavuşmak için üzülmeyecek, kimse kimse için hayatını feda etmeyecek, en önemlisiyse kimse vaktini boşa harcamayacak ve herkes bunun sonucunda daha fazla üretim yapabilecekti. Caman'a göre açlığın, işsizliğin, israfın ana sebebi kesinlikle aşktı. Aşk olmasa belki hiç mi hiç kimse mutsuz olmazdı. Fakat Caman'ın unuttuğu bir şey vardı insana yaşama umudu veren tek bir şey varsa o da yine aşktı. Caman'ı böyle düşündürense annesinin babasına bitmek bilmeyen aşkıydı. Caman'ın annesi eşine o kadar âşıktı ki vaktinin çoğunu onu mutlu etmek için harcıyordu. Dahası kadın eşi öldüğünde tüm dünyaya küsmüş ve eşinin mezarı başında ölmeyi bekliyordu. İşte buna en çokta Caman bozuluyordu. Çünkü ona göre annesi ölmeden ölmüştü. Ve bunun tek sorumlusu da kesinlikle ve kesinlikle aşktı. Bu nedenle de biran önce aşkı ortadan kaldırmak gerekiyordu. Caman bu işe adım attığından beri epey yol almıştı. Annesi başta olmak üzere herkes ama herkes aşksız kalmıştı. İnsanlar alemi başta olmak üzere hiçbir varlık karşı cinse sevgi beslemiyordu. Öyle ki aşk ortadan kalktığı için dünyaya yeni bebekler gelmiyor, sadakat denilen şey anlamını yitiriyor ve en önemlisiyse kadınlar erkeklere, erkekler kadınlara ilgisiz sıradan bir hayat sürdürüyordu. Yani anlayacağınız yaşamın hiç mi hiç anlamı kalmamıştı. Bu nedenle de insan soyunun devamı da tehlikeye düşmüştü. Çünkü hayatı anlamsız gören ne varsa intihar ediyor ve bu yüzden ya sakat kalıyor ya da ölüyordu. Caman'ın annesine gelince o da hayattan zevk almaz bir hale gelmiş ve kendini bir odaya kapatmıştı. Caman olanlara şaşırıyordu. Dahası bu kadar olana karşı yine aşkı suçluyordu.
Aşk hırsızları dünyanın her yerindeki aşkı sonunda tüketmişti bir eksik olarak. Oda peri Şoramun'du. Bu peri dünyanın en güzel kadınıydı ve yüreğine gelecek tüm felaketlerden yaptığı tılsımla korunmaktaydı. Aşk hırsızları onun evine yüreğindeki aşkı almak için geldiğinde onun yüreğindeki şeffaflıkta eriyip yok olmaktaydı.
Şoramun etrafında olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Çünkü hiç kimse çalışmıyor, yemiyor, içmiyor, kimse kimseyi sevmiyor ve hatta nedendir bilinmez dünyaya da yeni bebekler gelmiyordu. Şoramun bunun nedenini anlamak için insanlardan birinin içine girmeye karar verdi. Önce saydamlaştı, sonra nokta olana kadar küçüldü. İnsanın içine girdi. İnsanlar hasta değildi ama nedeni bilinmez onların yürekleri katılaşmıştı. Tıpkı bir kaya gibi sertleşmişti onların yüreği. Şoramun şaşırdı. Ve her canlının içine girdiğinde aynı şeyle karşılaştı. Şoramun bu duruma çok üzülse de bir çıkış yolu bulamadı. Şoramun o kadar çok canlının içine girip çıkmıştı ki sonunda yorulup bir yerde yığılıp kalmıştı. Tamda bu sırada nokta kadar olan aşk hırsızlardan birini gördü. Sonra ötekini ve diğerlerini. Hepsi tek tek her şeyin içine girip çıkıyordu. Ve bir şey arıyorlardı. Şoramun onları görünmez olup gizliden gizliye takip etti. Sonunda onların bir sürü halinde bilinmezlik adasına doğru yol aldığını gördü. Ellerinde bembeyaz nurdan bir şeyleri taşıyıp bunu korku mağarasına hapsettiklerini gördü. Önce o beyaz şeyin ne olduğunu akıl edemese de sonra mağaraya girip onlara yakından bakınca onların aşk olduğunu anladı. Kendi kendine nedenini sorgularken içeriye Caman'ın girdiğini gördü. Şoramun, Caman'ın içine girdi ve onun yüreğinin de aşksız, kupkuru ve katı olduğunu gördü. Önce bunun yüreğini bu katılıktan kurtarmak gerektiğini düşündü. Ama bunu yapsa aşk hırsızları muhakkak onun yüreğini yeniden katılaştıracaktı. Bunun tek çaresi aşk hırsızlarını yok etmekti. Fakat bu o kadar da kolay bir şey değildi. Uzun süre düşündü ve bu seferde nokta kadar olan o aşk hırsızlarının içine girme kararı aldı. Onların içine girdiğinde onların hüzün ormanındaki sönmeyen ateşin dumanından yapıldığını gördü. Onları yok etmenin tek yolu vardı. Oda simurg kuşunun sütü ile karıştırılmış sihirli kımız'dı. Şoramun bunları bulmak için Kaf dağına gitti. Bu dağda bulunan simurg kuşlarının sütten kesilmiş olduğunu gördü. Buna çok üzüldü. Çünkü aşk hırsızları buraya da maalesef uğramıştılar. Şoramun'un tek çaresi onların içine girip orada kalmış olan bir parça süt varsa onu oradan almaya çalışmaktı. Böylece tüm dişi simurgların içine giren Şoramun sadece bir simurgun içinden bir parça süt bulabildi. Daha sonra o sihirli atların yanına gitmek için efsane ormanına yol aldı. Burada da durum farksız değildi. Fakat bir fark vardı yeni doğum yapmış olan bir sihirli at vardı ve onun kalbinden aşk daha dün alınmıştı. Bu nedenle de bu atın göğsü süt ile dolup taşmaktaydı. Şoramun bun sütleri özel bir tılsımla birleştirdi. Ve istediği hale getirdi. Özel büyüyle de miktarını o kadar arttırdı ki denize döksen o taşıp dünyayı kaplardı. Şoramun büyük bir sevinçle bilinmezlik adasına ve orada da korku mağarasına gitti. Tüm aşk hırsızları orada toplanmış aşkları bir bir hapsediyorlardı. Şoramun elindeki iksiri sihirli sözlerde etrafa savurdu. Her yer bu özel karışımla kaplandı ve ada sütün çokluğundan denizin dibini boyladı. Caman olanlara şaşırdı ve bir şeyler yapmak için denizin üstünde hareketlense de onun yüreğine peri Şoramun aşkı koydu. Ve deniz dibine giren bilinmezlik adasındaki korku mağarasındaki tüm aşkları serbest bıraktı. Ve onlarda uçarak sahiplerinin yüreklerine yol aldılar. Artık herkes mutluydu. Ve Caman'da. Çünkü Caman'da kısa bir süre sonra denizde yüzerek bir karaya ulaşmıştı ve orda gördüğü güzel bir kıza aşık olup onunla evlenmişti. Ve onun bu evlilikten çok tatlı bir kızı olmuştu. Caman'ın annesine gelince o da içeri kapandığı odasından çıkıp eşinin mezarına gidip oraya her gün yaptığı gibi çiçekler bıraktı.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri