» Sunay Akyn şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

19.08

2018

Karadelik

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 23.08.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Hiç kimsenin aklının ucundan dünya üzerinde olması muhtemel olan bir karadeliğin olabileceği geçmiyordu. Ta ki Abay bu karadeliği gördüğünde onun çekim gücüne kapılıp içine girene kadar bu karadeliğin varlığından haberdar bile değildi. Abay delikten içeri girerken gece olduğunu sanmış ve buna gerçekten çok şaşırmıştı. Dahası başına gelenin basit bir yol kaybetmeden ibaret olduğunu düşünmüştü. Ama bilmiyordu. Dünya üzerinde karadelik dolaşıyor ve içine çektiği her ne ise onu dünyanın başka bir ucunda olan mağaralar ülkesine bırakıyordu. İşte Abay'da dünya üzerinde bulunduğu noktadan dünyanın başka bir noktası olan mağaralar ülkesine taşınmıştı.

Abay karadelik içinde yürüdükçe aydınlık olan bir alanın ileride olduğunu fark etti ve o yöne doğru hızla ilerledi. Yolun sonunda ormanlık bir alana geldi. Burayı ilk kez gören Abay gerçekten kaybolmuş olduğunu anladı. Önce burada bir insana rastlamayı ümit etti. Böylece ona nasıl geri dönebileceğini soracaktı. Ama aradığı insanı bir türlü bulamadı. Uzun zaman yürüyen Abay ormanında içinden geçip onu çok geride bıraktı. Burası dağlık bir alandı. Burada da yürümeye devam eden Abay yolun sonunda mağaralar ülkesine geldi. Her yer mağaralarla doluydu. Dahası burada farklı bir varlık türü yaşamaktaydı. Bunlar yarı insan yarı hayvan olan bir özel türdü. Abay bunları uzaktan dağın yamacından seyretti. Fakat çok zaman geçmeden bu tür onu buldu ve mağaralar ülkesine götürdü. Bu yaratık insanlar bilim adamlarının aslında özel bir deneyinden başka bir şey değildi. Bunlar maymunla insan geninin birleştirilmesinden ortaya çıkmış yeni ve güçlü bir ırktı. Bunlar insandan daha zeki, çevik ve daha kuvvetliydi. Doğanın karşısında insandan daha dayanıklı birer varlıklardı. Bilim adamlarının amacı insan neslini güçlendirerek tıpkı diğer hayvanlar gibi doğada teknolojiden uzak doğal ortamda bu üst insanın varlığını sürdürmesini sağlamaktı. Bu varlıklar hem iklim koşullarından hiç etkilenmeyecek hem de küresel ısınma sonucu ortaya çıkan felaketlerden daha az zarar görecekti. Mesela uzun zaman susuzluğa dayanacak, gerektiğinde uykusuz kalabilecek, az yemekle çok uzun zaman geçinecek, en önemlisi ise küresel ısınmanın bir nedeni olan insandan kurtularak üst insanla dünyanın eski doğal haline kavuşturulması sağlanacaktı.

Şimdi merak edilen şey Abay'ın burada ne işi olduğuydu. Onun burada olma sebebi bilim adamları tarafından oluşturulan denekler karşısında insanın aciziyetini ortaya koymaktı. Bilim adamlarına göre oluşturdukları karadelikten belli aralıklarla bu bölgeye taşıdıkları insanların eksikliklerini belirleyerek üst insanı yeniden daha iyi bir şekilde tasarlamaktı. Çünkü insan tek başına doğada gerçekten çok acizdi.

Abay'ı yakalayan yarı maymun yarı insandan olan varlıklar onu liderlerine götürdüler. Abay olanlar karşısında korksa da soğukkanlılığını korumaya çalışıyordu. Lider ona sorular sordu. Abay'sa anladığı kadar soruları cevaplamaya çalıştı. Abay onların içinde yaşamaya çalışsa da onlara bir türlü uyum sağlayamıyordu. Bu yüzdende hep kendini onlara ispatlama ihtiyacı duyuyordu. Onlar gibi koşmaya, atlamaya, uçurumlara inat dağlara tırmanmaya çalışıyordu. Onlar gibi avlanmak, onlar gibi vahşi hayvanlarla savaşmaksa çoğu zaman onun başaramadıkları arasındaydı.

Abay kötü bir avcıydı. İşte bu yüzden de lider onu eğitmesi için kızı Alanguva'ya tesllim etti. Ve bir gün o liderin kızı Alanguva ile avlanmaya çıktı. Alanguva birçok avı yakalaması için Abay'ı yönlendirse de Abay avcılık sürecinde hiçbir avı yakalayamıyordu. Dahası yaralanmıştı. Bu duruma Alanguva üzülse de onun acizliğine öfkeleniyordu. Bu yüzden aralarında ufak bir tartışma yaşandı. Ve Abay mahcup bir şekilde mağaralar ülkesine geri döndü. Alanguva yolda Abay'a:

-Sen çok beceriksizsin ve güçsüzsün. Bence sen uzunca bizlere bahsettiğin dünyana dön. Böylece bu sıkıntılardan da kurtarırsın ve biz de sana hizmet etmekten kurtarırız dedi. Abay ona hiçbir şey söyleyemese de olanlara morali çok bozulmuştu. Abay çoğu vaktini daha iyi avlanmak için kullanmaya çalışıyordu. Gerçi bu işi maymunlar birlikte hareket ederek tam bir işbirliğiyle halletmeye çalışıyorlardı. Ama Abay bunu tamamen tek başına sağlamaya çalışıyordu genelde başaramasa da.

Abay yine sabah erkenden kalktı. Sırtı gerçekten çok ağrıyordu. Çünkü hala o mağarada sert yerde yatmaya kendini alıştıramamıştı. Uyandığında yanı başında Alanguva'nın dikildiğini gördü. Alanguva ona:
-Hey! Erkencisin ve üzgünüm bugün beni atlatıp tek başına avlanmaya gidemeyeceksin. Hadi kalk yerinden. Zıpla gidiyoruz, dedi. Abay:
-Kızı görünce nedensiz heyecanlandı. Olacak iş değildi belki ama o bu kıza farklı duygular beslemeye başlamıştı. Çünkü bu kadar yaratık arasında ona en yakın davranan yine bu kızdı.

Abay kızla birlikte avlanmaya gitti. Ve işte bu sefer olmuştu. En zor avı bile avlayabilmişti. Eee... Azmin elinden hiçbir şey kurtulamazdı. Alanguva, bu başarısından dolayı Abay'ı öptü. Ve Abay kızın gözleri içine baktı. Ve içinden:

-Keşke o bir insan olsaydı, diye geçirdi. Aralarında derin bir sessizlik oldu. Çünkü olanlar farklı bir yere götürüyordu onları. Mağaralar ülkesine dönene kadar konuşmadılar. Gerçi mağaralar ülkesinde değerler, kurallar yoktu. Herkes herkesin eşi, sevgilisi, herkes herkesin çocuğuydu. Herkes çalıştığı kadar yer ve herkes çalıştığının karşılığını yerdi. En önemlisiyse bu yaratıklar arasında evlenme ve ölüm törenleri olmadığı gibi dinde yoktu. Tek şey önemliydi burada. O da hayatta kalmaktı. Abay onlara kendi değerlerini oluşturmaları için uğraşsa da nedense onların hayvansal yönü bunu engelliyordu. İşte bu durumda çoğu zaman onun kendini yalnız hissetmesine yol açıyordu. Alanguva'yı sevse de sonuçta ikisi çok farklıydılar. Ki Abay'a göre bir gün buradan muhakkak kurtaracaktı. Yani biran evvel insanlar dünyasına dönmeliydi. Ama nasıl!

Abay, gece uyumak için yine mağaranın kuytu bir köşesine gitti. Fakat ne yaptıysa uyuyamıyordu. Alanguva o sırada yanına geldi ve onu öptü. Gece birlikte oldular tamamen doğanın gereği gibi. Sonra Alanguva onun yanından ayrılıp gitti. İlk kez bir yaratıkla insan arasında kurulan duygusal bağ ve birlikte oluş kısa bir süre sonra meyvesini verdi. Alanguva hamileydi. Ve dünyaya bir bebek gelecekti. Abay, tıbben bunun mümkün olmadığını biliyordu ve beklediği gibi de oldu. Alanguva içinde büyüyen bebekle birlikte öldü. Abay'sa yaratıkla girdiği cinsel ilişkiden dolayı adı bile konulmamış bir hastalığa yakalandı. Ve ölüm korkusuyla delirdi. Bilim adamlarının deneyi sonucunda insanın bu üst insanla birlikte varlığını sürdüremeyeceğini, üst insanında değerleri olmayan bir yaratık gibi yaşarken insanlıktan ne kadarda uzak olduğunu anladılar.

Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri