» Sunay Akyn şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

16.08

2018

Sınır

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 18.08.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Arkasına sığındıkları kayalara çarpan mermilerin çıkardıkları ses ürkütücü değildi artık. Bir ay olmuştu nerdeyse dönmeye çalışıyorlardı vatan toprağına. Onüç kişiden oluşan dört ayrı birlikle geçmişlerdi sınırı zifiri karanlıkta. Bu özel birliğin ne bir kaydı vardı ne de bir kaç komutan ile üst düzey bir devlet görevlisi harici kimsenin bu birlikten haberi vardı. Ülkenin önde gelen üniversitelerinden birinde yapılan ve dünyanın enerji sistemini kökten değiştirecek projede görev alan ve tamda sınır hattında çalışma yaparken kaçırılan biri kadın üç bilim insanının ve çalışmalarının kurtarılması için gönderilmişlerdi. Kartal, atmaca, bayrak ve toprak koymuşlardı birliklerin adlarını ve daha ikinci günün şafağında kartal birliğinin iki üyesi açılan ateşle yaşamını yitirmişti. Alınan emir gereği yaşamlarını yitirdikleri yerde toprağa emanet edileceklerdi zaten seçilenlerin ne bir ailesi nede bir akrabası vardı. Hepsi devlet himaye evlerinde büyümüş ve bu görevi devlete bir borç bilmişlerdi.

Saatler geçmesine rağmen ateş dinmiyor kayaları parçalayan mermi çarpmasıyla barutumsu bir koku yükseliyordu. Bir bir arkadaşlarının ölümleri geçti gözünün önünden en yetkin ve yetkili bir kendisi kalmış sayıları oldukça azaldığından birlikleri iki grupta toplamıştı. Ölümden korkmuyorlar yanındaki bilim insanlarının etrafında toplanmışlar onları korumak ve sağ salim vatana emanet etmekten başka bir düşünceleri yoktu.

Aralarında en fazla bir kaç yüz metre olacak şekilde geceleri ilerlemeyi tercih ediyorlardı bir hafta içinde bilim insanlarının tutulduğu yere ulaşmayı amaçlıyorlardı. Beşinci günün şafağında tamda saklanma ve dinlenme niyetiyle ormanlık alana gizlendiklerinde toprak birliği ateş almış ve dört üyesi oracıkta toprağa verilmişti. Çok sınırlı olan cephaneleri ile nokta atışlar yaparak bu ateşi savuşturmuş izlerini kaybettirmek için geri çekilir gibi yapıp ateşin açıldığı yöne doğru ilerlemiş ve dağa doğru yönelmişlerdi. Dağdan ilerlemesi zordu ancak daha çok saklanacak alan ve daha fazla görüş acıları vardı.

Konserve ve bisküvi ile geçen on günden sonra yiyecekleri tükenmişti. Ormanda açılan ateş sırasında atmaca birliği çantalarını indirmiş dinlenirken toprak birliğinin olduğu mevkiye açılan ateşe karşılık vermek için sadece silahları ile yardıma koymuşlardı böylece kalan çok az kumanya daha fazla kişi arasında paylaştırılmak zorunda kalmış dağa yöneldikleri gecenin şafağında kartal birliğinden yaralı bir arkadaşlarını bir mağaraya gözlemişler ve epeyce kumanyayı burda bırakmışlardı. Mermisi sürülü bir tabancayı arkadaşlarının yanına bırakmışlar ve girişe tuzak kurmuşlardı. Bu operasyona katılan kimsenin yakalanması ve esir düşmesi düşünülmezdi. Yanlarında getirdikleri bayraklardan birisini de mağaraya asmışlardı. Annesi arap babası kürt kökenli olan arkadaşları bir şey olması durumunda ay yıldızın altında sonsuz uykusunu uyumak istemişti.

Bir günü sadece su içerek geçirmişlerdi ne bir köye yaklaşmalarına izin vardı nede yardım istemeye. Gördükleri bir kaç kuş yuvasındaki yumurtalara dokunmamışlar doğmamış canla karın doyurmak yakışmazdı. Dağın yüksek kesimlerinde farklı hayvan siluetleri görmüşler ancak ateş açıp ses çıkarmak istemiyorlardı. Dağın diğer yüzünde tutuluyordu bilim insanları açlık ve yorgunlukla onları kurtarmak zor olacaktı. Atmaca birliğinden avcılık konusunda tecrübeli birisi gece yanına iki kişi daha alarak yükseklere doğru yol aldı. Neredeyse şafak sökerken sırtında bir dağ keçisi ile dönmüştü. Diğer birliklere bir kaç saat gerideki büyük mağaraya gelmeleri söylendi. Sabah olmuş mağaranın iç kesimlerinde ateş yakılmış hızlı bir şekilde tüm et pişirilmiş ve birliklere dağıtılmıştı. Mağaradan yükselen duman yerlerini belli etmesin diye aralıklarla başka ateşlerde yakmışlar böylece görülmeden tekrar aralıklı dağılmış geceyi beklemeye başlamışlardı. Gece olduğunda üç yandan gözetlemeye başlamışlardı. Dağın eteğinde kurulu küçük bir köy ancak iletişim için kullanılan bir sürü anten ve bir kaç mevzi vardı. Bilim insanlarının nerede tutulduğunu saptamaları gerekiyorduki sürekli birilerinin girip çıktığı taş yapıyı farkettiler burda tutuldukları kesindi. Karanlık iyice çökünce her yana dağıldılar. Beş kişi ters yönde ilerleyecek bilim insanlarını alacaklardı. Diğerleri arkadaşlarının yakalanmaması için hep birlikte hızlı bir ateş açacak çok kalabalık olduklarını sanacaklar ve ateşi kendi üstüne çekeceklerdi. Ters yönde ilerleyen gruptan haber gelince ateş açıldı ve ne olduğunu anlamadan bir kaç kişi olduğu yere yığılmıştı bile. İkinci ateşle birlikte köyden kendilerinin olduğu yöne ciddi atışlar başlamış iki arkadaşları yaşamını yitirmişti. Bilim insanlarını hızla çıkarıp bir kaç kişiyle tahmin ettikleri gibi arkadaşlarının olduğu yere doğru koşmaya başlamışlardı. Bir kaç dakika sonra üç yabancıyı etkisiz hale getirmiş bilim insanlarına kendilerini takip etmelerini söyleyip koşmaya başlamışlardı. Onlar uzaklaşana kadar diğerleri aralıklarla ateş edecek köyden kimsenin çıkmasına izin vermeyeceklerdi. Büyük mağarada toplanıp vatana doğru hızlı bir şekilde ilerleyeceklerdi. Bilim insanlarını kurtaran grup sabah ışıklarında gelmiş diğerlerini bekliyordu. Kadın sürekli teşekkür ediyor diğer bilim insanlarına kurtulduk kurtulduk diyordu. Dün gece pişirilmiş etlerle biraz su verdi ve dinlenmelerini söyledi yanındakilere emniyet almalarını emretti. Bir kaç saat sonra diğerleri gelmişti fakat çok azı geri dönmüştü. Toprağa düşen arkadaşlarının üzerine bayrak örtüp oracıkta bırakmışlardı. Yabancıların bu durumu kullanmaları mümkün değildi ne diyecekti yabancılar. Bu nedenle askerleri ve kendi ölenlerini yanyana toprağa verdiler.

Akşam güneşi kendi taraflarına vurduğu için yabancılar tarafından görülmeleri daha da zorlaşmıştı yinede arasıra kayalardan seken mermiler kendilerini olmasada bilim insanlarını korkutuyor bir an önce onları uzaklaştırmaları gerektiğini biliyorlardı. Akşam çökünce yabancıların etrafı sarması işten bile değildi. Az sonra bir çıkış yolu bulmaları için gönderdiği ekip dönmüş zorlu bir vadide bir yolun ve onlarca gizlenecek yerin olduğunu söylemişlerdi. Yavaş yavaş uzaklaşacaklar bir kaç eşyayı farklı yönlerde gelişi güzel atıp hangi yönden kaçtıkları konusunda kafa karışıklığı yaratacaklardı. Bilim insanlarını aralarına alarak yavaş yavaş geri çekildiler. Bu sırada üçer kişi iki farklı yönde ateş gelen yöne doğru atış yapıp bu yönlerde gidecekleri imajı vermeye çalıştı. Çok az kalan mermileride olabildiğince dikkatli kullanmaya çalışıyorlardı. Üçer kişilik ekip yanıltacak diğerleri vadide gizlenecekti. Üçer kişilik ekipten dağ yönünde ilerleyen mağarada bıraktıkları arkadaşlarınıda alıp daha önce arkadaşlarının yaşamlarını yitirdiği ormanda buluşacak diğerleri vadiyi aşınca sınıra beş gün mesafedeki daha önce saklandıkları yerde toplanacaklar ve birlikte vatana döneceklerdi.

Aradan bir hafta geçmiş bilim insanları ile sınıra beş gün mesafedeki alana ulaşmış diğerlerini bekliyorlardı yaptıkları aldatmacalardan sonra kendilerini takip eden olmamıştı. İkinci ekip mağaraya yaklaştığında bir aksilik olduğunu anladılar, mağara ağzında siyahlıklar vardı. Anlaşılan tuzak kurdukları bombalar patlamıştı. Daha fazla yaklaşmadan üç kola ayrıldılar uzaktan gördükleri kadarıyla etraf çevrilmişti. Arkadaşlarının hayatta olması ihtimali yoktu kimse sağ yakalanmayacak böyle bir durumda kendini feda edecekti. Dönüp gidecekleri sırada açılan ateşle iki kişi daha toprağa düşmüş elliyi aşkın çıktıkları bu yolda şimdi neredeyse iki elin parmakları kadar kalmışlardı. Tek kalan zorda olsa kaçmayı başarmış olanları anlatmıştı. Diğer üç kişilik ekipten bir gün geçmesine rağmen ses yoktu gece olunca yola koyulmaya karar verdiler. On iki kişi kalmışlardı. İkiye ayrılıp bir grup bilim insanlarını götürecek diğer grup biraz daha geride kalarak olası saldırılara karşı onları koruyacaktı. Kaç gün olmuş bir parça bozulmaya yüz tutmuş etten başka bir şey yememişler buldukları meyvelerle otlarla idare etmişlerdi. Sınıra dört günlük mesafedeyken ağır silah sesleri duymuşlardı. Bir gece sonra o çatışmadan kurtulmayı başaran iki asker aralarına katılmış sekiz kişi kalmışlardı. Ne olursa olsun bu yolu bitirip sınıra varmak gerekiyordu gece boyu hiç durmadan ilerlediler özellikle açıklık alanı gece geçmeleri için açıklığın yakınındaki yüksek otlarla çevrili su kenarına ulaşmaları gerekiyordu. Şafak vakti su kenarına ulaştılar. Sekiz kişi belli mesafelerde daire şeklinde sıralanmış ortada bilim insanları gece çökmesini bekliyorlardı. Burayı aşınca bir gecelik yolları kalacak sınırın dışında olsalarda güvenli mesafeye varacaklardı. Neredeyse karanlık çökmek üzereyken açılan ateşle iki arkadaşları daha toprağa düştü. Hızla bilim insanlarının etrafında toplandılar. Suya doğru koşma talimatı verdi. Ateş açılan yönde ışıklar ve kalabalık sesler vardı kendilerine en çok bir kaç yüz metre mesafedelerdi. Su kenarından çıkıp ağaçlara olabildiğince hızlı koşmalıydı. Üç kişi belli aralıklarla ve kalan neredeyse tüm mermiyle hemen ağaçların orda kaldılar. Diğer üçü ve bilim insanları var güçleriyle koşarak ağaçlık alanın bitimindeki sınırın dışı da olsa güvenli alana ulaşmak istiyordu. Kalabalık yaklaşmış en iyi atış mesafesine girince ateş etmişlerdi. Kendi taraflarına öyle yoğun bir ateş açıldı ki bir kaç yerde ağaçlar yanmaya başladı bu durum aslında kendilerine avantaj sağlamış yoğun duman arasında görülme ihtimalleri azalmıştı. Birkaç saat oyladıktan sonra kalan son askerde toprağa düştü ama diğerleri nerdeyse ağaçlık alanı çıkmışlardı. Hızla koşmaya devam ederken kadın bilim insanı daha fazla dayanamadı olduğu yere yığıldı. En kuvvetlilerine sırtına al dedi ve koşmaya devam ettiler kimsenin bir adım atacak gücü olmasada yaşamla ölümden öte bilginin sınırın öte tarafına ulaştırılması gerekiyordu. Arkalarından açılan ateşe sınırın diğer tarafından verilen karşılıkla kurtulduklarını anlamışlardı.

Ceplerinde kimsenin bilmediği devletin en üst madalyası olan ve elliiki kişi çıktıkları görevden üç kişi dönen arkadaşlar şimdi sıradan insanların arasında olmaktan ve sıradan bir hayat sürmekten çokta mutlu görünmüyorlar.

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: vatan-bayrak-görev
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri