» Yılmaz Erdoğan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

22.07

2018

Bitmeyecek Öykü

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 04.08.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Herkesin bir hikâyesi vardı. Onun ise yazdığı hikâyeleri... O her gün bir hikâye yazacak kadar yetenekli biriydi. Yazar her sabah uyanır uyanmaz zihninde bir şeyler kurar ve onları yazıya dökerdi. Öyle şeyler yazardı ki yazdığı şeylerin bir benzerine rastlamak neredeyse imkânsızdı. Fakat o yazdıklarını beğenmez ve her gün 'daha en iyi hikâyemi yazamadım' derdi. İşte bu yüzdende içinde yazmaya dair yanan ateş her geçen gün artmaktaydı. Evet, onun birçok okuyucusu vardı, ama bu onun için yeterli değildi. İstediği şey uluslararası olan Kılıvan ödülünü almaktı. Böylece kitap satışları tavan yapabilecek ve istediği o parayı kazanabilecekti. Malum yazarlık genelde yazara çokta para kazandırmayan bir meslekti. Fakat o kazanmalıydı hem de çok. Neden mi? Çünkü annesi çok hastaydı ve onun hastalığının tedavisi için çok paraya ihtiyacı vardı. İşte bu nedenle de gece gündüz demeden sürekli yazıyordu. Her yazar yılda bir kaç kitap yayınlatabilirken o ayda en az üç kitap yayınlatabiliyordu. Evet, yayınladığı kitaplardan iyi para kazanıyordu. Ama onu hala dünyadaki herkes tanımıyordu. Düşünsenize dünyadaki insanların en az binde biri kitaplarını alsa o istediği parayı fazlasıyla kazanmış olacak ve annesini tedavi ettirebilecekti. Çok çalışmalıydı. En iyi için en iyi hamleleri yapmalıydı odalar dolusu paralar için. Fakat unuttuğu bir şey vardı. İnsan bir şeye odaklanırken çevresinde olup bitenlere karşıda kör olmaktaydı. Annesi çok hasta olan yazar yazma işi için annesiyle pek ilgilenemiyordu. Ve her gün hayalini kurduğu o öyküyü ise yazamıyordu. Öyle oldu ki yazı yazmak onun için bir takıntı haline geldi. Artık kendiyle de ilgilenmeyi bırakan yazar çoğu zaman yemek yemeyi, hatta uyumayı bile unutuyordu. Sonunda bir öykü daha yazdım diyen yazar biten her hikâyenin ardından bir hikaye daha yazabiliyordu. Ama yazar yazarlıktan hatta insanlıktan bile çıkmış gibiydi. Saçları dağınık ve olabildiğine uzamıştı. Tırnakları uzamış ve tırnakları sertleşip, sararmıştı. Çok yazı yazmaktan sırtı kamburlaşmış ve gözleri kan çanağı içinde olan yazar bir deri bir kemik kalmıştı. Ona bakanlar annesinin hastalığından çok onun durumu için endişeleniyorlardı. Evet, annesi yaşlıydı ve muhakkak bir gün ölecekti. Ama bu genç yazar ölmeden ölmüş bir ceset gibiydi. Dışarı çıkmayan, kimseyle sohbet etmeyen yazar için yazıları en büyük sohbet arkadaşıydı. Ve hiç kimse onunla yazıları kadar bile konuşamıyor ve birlikte olamıyordu. Yazar son hikâyem bu olacak dedikçe hikâyelerin ardı arkası kesilmiyordu. Bu sırada yazarın annesi giderek ölümün kollarına daha çok koşuyordu. Çünkü oğlunun bu halini gördükçe üzülüyor ve o üzüldükçe de onun hastalığı ilerliyordu. Sonunda kadın bu kadar acıya dayanamadı ve öldü. Yazara gelince işte onun son öyküsünün de bir türlü sonu gelmedi. O ödül alacak öykünün!



Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri