03.07

2018

Rüya

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 04.07.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

O uyuduğunda olacak olan şeylerin hepsini görüyordu. Bu onu başlarda mutlu etse de zamanla mutsuz olmasının bir sebebine dönüştü. Gördüğü rüyalar sanki kaderini çiziyor ve onları belirliyordu. Önceden rüyada yaşadığı bir şeyi tekrar uyanıkken yaşayan kadın sanki iki dünya arasında zikzaklar çiziyordu. Ve artık öyle bir hal almıştı ki kadın uyanık mı yoksa uykuda mı bunu ayırt bile edemiyordu. Hatta bu yüzden uyandığını anlamak için el parmağına toplu iğne batırıyordu. Hatta o kadar çok eline iğne batırmıştı ki bu yüzden tetanoz aşısı bile olmak zorunda kalmıştı.
Kadının hayatı mı rüya yoksa rüyası mı hayatıydı işte bu iki şey arasındaki çelişki onu yiyip bitiriyordu. Bazen önceden gördüğü şeyleri önceden bildiği için düzeltebileceğine dair bir inanca sahip olan kadın, olacaklara müdahale edemediğini fark edince mutsuz, ruhsuz bir insan haline zamanla dönüştü. Kadın kendi kendine sürekli,
-Neden? Neden ben tanrım? Bu ne zaman sonlanacak? Gerçekten bu çok acı, diyordu. Ama onun sorularının cevabı asla gelmiyordu.
Kadın yine bir uykudan uyanmıştı. Rüyasında uzun bir iş seyahatine gideceğini görmüştü. Uyanır uyanmaz kendi kendine ne seyahati demişi. Eşine her zamanki gibi rüyasını da anlatmıştı. Sonrasındaysa eşiyle birlikte kahvaltı yapmış ve eşinin arabasıyla kadın çalıştığı şirkete bırakılmıştı. Uzun ve yoğun bir günün sonunda patronu ona şirket işleri için seyahate gideceğini ve onunda bu seyahatte ona eşlik etmesi gerektiğini söyledi. Kadın önce bahaneler bulmak istese de seyahatin yapılacağı yer önceden beri gidip de görmek istediği Peru olunca sesini çıkarmadı. Bu onun için tanrının büyük bir armağanı olmalıydı. İnsan yaşayacaklarından habersiz olunca mutlu olması için tabi ki çok bahaneler vardı. Ama bilince hiçbir şeyin büyüsü kalmıyordu. Kadın içinde ne yazık ki böyleydi. Kadın akşam işten eve giderken lanları anlattı. Adam şaşırmış gibi yaptı ve kadına sahte bir gülümseme davranışı gösterdi. Ve içinden,
-O seyahat işini önceden biliyor ve benim ağzımı yokluyordu sabah. Ama bundan sonra ona güvenim yok ve sevgimde, dedi, kendi kendine. Kadın kocasının kendine inanmadığını da biliyordu. Çünkü bunu da rüyasında görmüştü. Gece bunun huzursuzluğuyla kadın geç yatmıştı ve tekrar rüya görmüştü. Bu defada rüyasında patronuyla seyahate çıktığını ve seyahatten tahmin ettiklerinden daha önceki bir tarihte döneceğini ve daha kötüsüyse seyahat dönüşünde eşinin yatağında başka bir kadın göreceğini görmüştü. Bu durum onu gerçekten çok huzursuz etse de yine de ,
-Bu bir rüya deyip geçiştirmek istedi. Ama içi huzursuzdu. Çünkü hep rüyasını olduğu gibi yaşıyordu. Patronu sabah on civarında onu aradı. Ve ona,
-İhaleyi kaybettik! Bu yüzden artık burada kalmamız için bir sebep kalmadı. Hadi hazırlan! İlk uçakla gidiyoruz, dedi. Kadın kendi kendine,
-Aman tanrım olamaz. Bu gerçek olamaz, dedi. Ve eşyalarını toplayıp, ilk uçakla ülkesine ve oradan da patronun iş aracıyla evine geri döndü. Evin kapısı önüne geldiğinde elleri titriyordu. Çünkü göreceklerinden çok korkuyordu. Korkmakta da haklıydı. Kadın kapıyı açtı ve içeride hızla dipteki yatak odasına doğru ilerliyordu. Yatak odasına doğru geldiğinde yerde çıkarılmış elbiseleri gördü. Ve kapıyı açtığında gördüğü tanıdık manzara onu yeterince mutsuz kılmak için yetti. Kadın hiçbir şey demedi. Sadece,
-Kader bu olmalı diyerek evi terk etti. Ve bir daha da ondan haber alınamadı.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Etiketler: rüya-kader-kadın

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri