30.06

2018

Mezar Soyguncusu

Zübeyde Yalçınkaya

-Bireyin iradesi olan devlet, özgürlüğü ve eşitliği kurutuyor. Hiç insanlık bu kadar özgürlüğe ve eşitliğe hasret kalmamıştı. Adaletin rahmet pınarları kuruduğundan beri. İnsanın tek özel mülkiyeti olan kendisi, kendi ellerinden kayıp gidiyor, dedi, yaşlı adam. Bir başkası,
-İnsan kendinin nasıl özel mülkiyeti olabilir ki, diye söylenerek, düşünmeye başladı. Ötekisi,
-Yeter saçmaladığınız. Kesin şu konuşmaları! Daha çok işimiz ve yolumuz var. Nebbaş bizi bekliyor, dedi. Yaşlı adam,
-Evet, Nebbaş! Tabi ya onu unutmamak lazım. Çevrenin en büyük mezar soyguncusunu. Oda insanın tek özel mülkiyeti olan bedenlerini mezarda bile rahat koymuyor ve devlet gibi kendi hesabına onları harcıyor, dedi, sinirli ve alaycı bir yüz ifadesiyle. Sonra,
-Bıktım bu işten! Ama yoksulluğum beni başkalarının kemiklerine ve iç yağlarına mecbur kılıyor. Eğer yoksul olmasam bu insanların mezarlarının yanından bile geçmezdim, dedi. Ve sonra boğazını temizledikten sonra yere tükürdü.
Evet, yaptıkları iş kolay değildi. Ölmüş insanların mezarlarını açıp onların kafa taslarını bin bir işlemden geçirip onları tıp alanında eğitim görenlere satıyorlardı. Bunu yaparken de zerre vicdan azabı duymuyorlardı. İnsanın iç yağını ise alıp onu da parfüm ve sabun yapımında kullanan firmalara satıyorlardı. Ve hiç kimse bu ticarette neden sorusunu onlara yönetmediği gibi, bu suçu görmezden geliyorlardı. Onlara göre sonuçta yaptıkları ticaretti ve ölü olan kimse haktan bahsedemezdi. Yani bir ölünün hakkı bile olamazdı. Ki kimse onları bu soygunu yaptıkları sırada yakalamıyordu. Öyle oldu ki insanlar arasında dolanan kuru kafalar, doğal, sıradan bir şeylermiş gibi algılanmaya başladı. Ta ki o güne kadar! Annesinin yaşadığını düşünen birinin annesinin mezarını açtırdığı zamana kadar. Adam annesinin mezarını açtırdığında oranın boş olduğunu gördü. Bu olamazdı. Daha o gün annesini gömmüştüler.
-Ya annesi uyanıp mezardan çıktı ya da birileri cesedi alıp götürdü, diye adam düşünmeye başladı. Devletin üst kademesindeki yetkililere başvurup, durumu anlatan adam, bununla da yetinmeyip geceleri mezarlıkta geçirmeye başladı. Ve beklediğinin kaçıncı gecesiydi bilinmez, işte onları gördü. Mezar soyguncularıydı bunlar. Gecede sinsi bir yılan gibi işlerini bitirmek için gelen soyguncular! Adam sessizce onların ne yaptığını izledi ve onları kentin dışındaki o tenha kulübeye kadar takip etti. Adamlar bütün gece uyumamışlardı. Birçok mezar açan adamların elinde düzinelerce kafatası vardı. Ve bir de bir köşede biriktirilmiş insan iç yağları... Nebbaş, önce içkisini ağır ağır içti ve,
-Bugün iyi iş becerdik, dedi. Sabaha kadar çalışmamız lazım. Yarın siparişleri teslim etmemiz gerekiyor, dedi. Onları izleyen adam dehşete kapılmıştı. Bunu anlatsa kimse ona inanmadığı gibi, aklını kaybettiğini de düşünebilirlerdi. Ama yine de bunlarla mücadele etmesi gerekiyordu. Çünkü annesinin cesedinin intikamını da bunlardan almalıydı. Adam fevri düşünüp, fevri karar verdiği için hemen bir karara vardı. O da bu mezar soyguncuları kulübenin içindeyken kulübenin kendisini ve etrafını ateşe vermekti. Böylece hem ölülerin intikamını bu adamlardan aldığı gibi annesinin de intikamını da onlardan almış olacaktı. O kafasında bunları kurarken bir taraftan da bu işi nasıl yapacağını düşündü. O gün orayı terk edip gittiğinde kafasında bu işi nasıl yapacağının sorgusu vardı. Yanına aldığı bir bidon benzinle kulübenin yolunu tuttu. Adamlar içerdeyken kulübeyi ve kulübenin etrafını ateşe verdi. Adamların diri diri yanma sesini duyan adam vicdan azabıyla kendini ateşlerin içine attı. Belki mezar soyguncularını kurtarırım diye. Fakat her intikam duygusu gibi bu intikam duygusu onunda sonunu getirmişti.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri