26.06

2018

Eylül Öyküsü 1

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 28.06.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Bir eylül akşamıydı, başlangıç belki bir tesadüftü. Üstüne gitmek gerekiyordu bu tesadüfün anlatabilmek gerekiyordu kendini. Zorda olsa anlatabilindi çıkarsız bir dünyanın hala var olduğu. Bu dünyada yaşanabilecek çok şey olduğu biliniyordu aslında. Ama henüz hepsi çocuk yaşlarda. Hayat bazı düğümleri çözebilecek güçte değildi yinede bir gönül köprüsü üzerine bir öykü işlenebilirdi. Ağır aksak öykü yazılmaya başlandı. Bir kaç bölüme ayrılırdı ya okulda bizden istenen yazılar giriş gelişme sonuç diye. Hala başlangıç cümleleri yazılmaya devam eden bir öyküydü bu "bir dostluk meselesi" adı koyulmuştu öykünün başka bir okumayla "arkadaş olma halleri"ydi öykünün adı. Cümlelerin dışardan okunması mümkün değildi okunmasına da fırsat verilmedi zaten. Henüz başlangıç kısmı olan bir öyküydü bu bir masal değildi. Masallar hayal alemini anlatır ve hep güzel sonla biterdi çünkü. Oysa öykü bir gerçeklikti. Hala giriş bölümü yazılıyordu ki hayat herkesi başka başka yerlere savurdu. Ne denirki bu yaşamın en büyük gerçeği. Her an yanınızda olmasını istedikleriniz en uzağınızda kalır çoğu zaman. Gözden ırak olan gönülden ırak olur mu gerçekten.

İlk gün: vakit akşamüstü eylül güneşi tepelere doğru yol almakta. Bir kaç hafta sonra iyiden iyiye soğuyacak hava ve dışarda bu kadar vakit geçirmek mümkün olmayacaktı. Bunu bilen anneler çocukların dışarda uzun uzun kalmasına izin veriyorlar. Zaten kendileri de sokağa attıkları kilimlerin üzerinde komşularıyla vakit geçiriyorlardı.

Yan yana iki arabanın ancak sığacağı sokağın başında belirdi göç yüklü kamyon. İki katlı her iki yanında bir kaç metrelik bahçesi ve önünde bir kaç meyve ağacının olduğu uzun zamandır boş evin önünde durduğunda, çocuklar etrafında toplanmıştı bile. Kadınlarda oturdukları yerden kalktılar. Mahalleye daha doğrusu sokağa yeni komşular gelmiş hepsi meraklıydı. Anne ile iki kızı indi önce kadınlar hoş geldiniz derken şoför kamyon kapağını açtı. Buradan da önce oğlu indi eşyaları düşmesin diye oturtulmuştu. Daha önce evi temizlemeye de gelmemişler bu yüzden eşyaları indirmeden komşulardan temizlik için bir şeyler istedi kadın. İki katıda boş olan evin birinci katına yerleşeceklerdi. Kadın bahçe kapısını açtı bahçe kapısından evin kapısına iki metrelik beton yol vardı bir kaç basamak ve kapıyı açtığında bir hayli toz. Girişte geniş bir koridor ve yan taraflara açılan odalar. Koridoru hızla temizledi bütün eşyaları buraya koyacak ve odaları temizledikçe az olan eşyalarını yerleştirecekti.

Yaşı büyük çocuklar daha ağır eşyaları alırken komşu kadınlar hep bir elden evin temizliğine yardım ediyordu. Son bir kaç parça eşya da indirildi. Kamyon uzaklaşırken koca bir hayat uzaklaşıyordu aslında. Gün ışığı iyice kaybolmuş kadınlar ve çocuklar evlerine dönmüştü. Kadın eşyalarını yerleştirmeye çalışırken onlu yaşlarının başındaki iki kızıda elinde bezlerle eşyaları temizliyordu. Onlardan birkaç yaş büyük oğlu ise eşyaları annesinin istediği yere taşıyor çok ağırsa birlikte tutuyorlar. Bu sırada kapıda vuruldu bir kız çocuk ile bir erkek çocuk ellerinde bir tepsi ile yemek getirmişler. Öyle ya sokağın en büyük özelliği yardımlaşmaktır. Benim adım Melis benim adım Mehmet dedi çocuklar kadın tepsiyi alırken şu evde oturuyoruz diye işaret ettiler kadının çocukları ise kapı arkasında kendilerini göstermemişlerdi. Benim adımda Elif dedi kadın kapıyı kapatmadan çocuklar koşar adımlarla evlerinin kapısındaydı.

Henüz hiç bir şey tam olarak yerleştirilmediğinden kadın kızlarından sofra bezini bulmalarını istedi. Tepsiyi sofraya bırakmış oturmuşlardı ki kapı tekrar vuruldu bu defa oğlu yaşlarında bir çocuk elinde kocaman bir tabak dilimlenmiş karpuzla gelmişti. Adı Hakan olan bu çocuk sonraları evden birisi gibi olacaktı. Kapıyı oğlu açmış Hakanla ilk o tanışmıştı. Oğlunun adını Yurt koymuştu kadın. Kızları ise Çiçek ve Gül. Çiçek Gül'den iki yaş kadar büyüktü. Karpuzu sofraya bıraktı yemek yendi kızlar uzandılar ellerinden suyu aka aka bitirdiler karpuzu. Girişin solunda büyük bir oda vardı burasını oturma odası olacak tam karşındaki oda oğlunun onun yanındaki oda anne ile kızlarının. Oturma odasının yanında mutfak. Koridorun sonunda ise yanyana banyoları vardı. Banyonun yanında da küçücük bir oda burasını da kışlık ve fazla eşyaları koymak için kullanacaklar.

Çocuklar iyice yorulmuş kızları minderlerin üzerinde uyumuştu. Üzerlerine birşeyler örttü anne. Oğluyla oturma odasına bir kaç kilim serdiler yer yataklarını açtılar bu gece herkes burda uyuyacak. Kızlar yataklarına götürüldü zorda olsa Yurt'ta yorulmuştu çok belli etmesede. Bir kaç yıldır evin yükü omuzlarında... biraz daha uğraştıktan sonra annede uyudu.

İkinci gün: gün doğalı çok olmamış anne uyanmış küçük tüpü yakmış önce çay demlemiş, ardından göç etmeden önce azda olsa hazırladığı tereyağı ile özenle kamyonun önünde ayakları arasında saman içinde getirdiği yumurtalardan kırmıştı. Kızlar kokuya uyanmış annelerinin yanına gelmişlerdi. Sofra yine koridora açıldı Yurt'ta uyanmış sofraya gelmişti.

Tabaktan sıcak suyu döküp peyniri de sofraya bıraktı akşam uyumadan ısladığı köy ekmeğini de getirdi. Küçük tüp yeniden hafifçe yakılmış açık çaylar kızlara biraz daha koyusu anne ile oğluna doldurulmuştu.

Çiçek sofra bezini dışarı çırparken bir kaç çocuk sokakta oyuna başlamış bu sırada Hakanda sokaktan ilerliyordu göz göze geldiler. Bugün tamamen yerleşmeleri gerekiyordu. Bu yüzden kızların sokağa çıkma isteğini geri çevirmiş erkenden bitirirsek çıkarsınız demişti. Eşyaların gelişigüzel üzerine konduğu demirden somyalardan iki tanesi oturma odasına karşılıklı konuldu ortaya kırmızı eski büyükçe bir halı. Karşıya televizyon masası ama televizyonları yoktu. Büyük çiçek motifleri olan perdeleri zorda olsa takmıştı Yurt. Diğer odalarda sadece camı kapatan perdeler vardı. Köydede böyleydi zaten oturma odası biraz daha güzel olur diğer odalar önemsenmezdi. Fakat burası küçükte olsa bir ilçeydi olsun şimdilik böyle olmalıydı.

Öğlene doğru kapıda Melis ve Ahmet ellerinde yine bir tepsi ile. Kadın mahçup olmuştu akşamki tepsiyi boş verirken çocuklara... Akşamüstü olmuş nihayet büyük kısmı bitmişti işlerin çocuklar acıkmış anne salça dürümlerini hazırlamıştı. Köyde olsalar ellerinde dürümleriyle kendilerini dışarı atarlardı... Kızlar sokağa indiklerinde kaldırımda oturan Ahmet ve Melis'in yanına gittiler çünkü sadece onlarla tanışmışlardı. Diğer çocuklar oyunlarını bırakıp geldiler yanlarına sorular üst üste gelmeye başladı. Nerden geldiniz kaçıncı sınıfa gidiyorsunuz vs bir çok soru. Çiçek çok uzak bir köyden taşıdıklarını söyledi. Şivesi çok azda olsa çocukların dikkatini çekmişti. Ben beşinci Gül üçüncü sınıfa geçtik... Biraz oyundan sonra Ahmet ve Melis annelerinin çağrısıyla evlerine yöneldi Çiçek ve Gül'de eve doğru. Yurt kendi odasında somyanın üzerine oturmuş sokağı izliyordu. Gün ışığı zayıflamaya başlamış. Aslı'yı gördü o sıra yeşil boyalı evin bahçe kapısında elinde bir poşetle aralıklı kapıdan içeri girene kadar izledi. Anne sofrayı hazırlamış çocukları seslemişti. Kızlar oturma bir köşesinde kendilerince oyun oynarken anne mutfakla uğraşıyor Yurt ise odasında düşünüyordu olanları ve aklında az önce gördüğü ismini henüz bilmediği Aslı öylece uyumuştu. Anne kızlarını yatırmış Yurt'un üzerini örtmüş aklında bundan sonra ne olacak...

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri