» Yılmaz Erdoğan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

26.06

2018

Kurtlar Adası

Zübeyde Yalçınkaya
Gökbörü, eşi Asena'yla sahil boyunca gezintiye çıkmıştı. Onun en sevdiği bu dişi kurtla vakit geçirmek olsa da yine de lider olmanın sorumluluklarını her an üzerinde hissediyordu. Gerçi giderek yaşlanıyor olsa da Asena'dan dünyaya gelmiş olan oğlu Bürçek onun gururu ve umuduydu. Bu yüzden nasıl lider olunursa işte onu bu yavru kurda en iyi şekilde öğretmeliydi. Fakat buna ne zaman ve nasıl başlayacağını bilmiyordu. Zihnini bu sorular bir taraftan kemirirken diğer taraftan da Asena'yla vakit geçirmenin keyfini sürdürmeye çalışıyordu. Ama bilmediği bir şey vardı. Kurtlar içinde gizli bir lider oluşmaya başlamıştı. Evet, Kavurt! Kavurt tek gözü kör olsa da kurtlar içinde en kurnaz olanıydı. Ve etrafına kısa sürede birçok kurdu toplamıştı. Hatta bununla yetinmeyen Kavurt, kurtlar adasının diğer ucuna yanına aldığı dişi ve erkek kurtlarla birlikte giderek kendi liderliğini ilan etmişti. Fakat Kavurt bununla yetinmemiş tüm adadaki tüm kurtların lideri olmak istiyordu. Bunun için önce Bürçek'i tenhada yakalayarak onu boğarak öldürdü. Ve böylece Gökbörü'ye savaş ilan etmiş oldu. Gökbörü oğlunu kanlar içinde görünce kendince intikam sözü verdi. Ama bu kendi meselesiydi ve halkını bu işe katmamalıydı. Kavurt'la teke tek savaşmalıydı. Yenilen diğerinin liderliğini böylelikle kabul etmeliydi. Gökbörü, elçi olarak Çine adlı kurdu Kavurt'a yolladı. Kavurt, Gökbörü'nün teklifini kabul etti. İkisi yalnızlar tepesinde teke tek kozlarını paylaşacaklardı. Gökbörü ile Kavurt karşı karşıya geldiğinde Kavurt ilk saldıran oldu. Ve saldırı sonucu Gökbörü omzundan yaralandı, ama yine savaşmaktan vazgeçmedi. Çetin bir savaş sonrası Gökbörü ve Kavurt yanlış bir hareket sonucunda uçurumdan aşağı düşüp ikisi de öldüler. Halk lidersiz ve başsız kaldı. Ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Çünkü hep tek kişi tarafından yönetilmeye alışmışlardı. Ve onlarda sürü anlayışı vardı. Kurtların hepsi kara kara düşünüyordu. Lidersiz nasıl olacak diye. En önemlisiyse halk arasında çatışmalar başladı. İçlerinde birden fazla lidercik oluşmaya başladı. Kurtlar adasında kurtlar arasında da ilk bölünmeler de böylece başlamış oldu. Her lider kendine taraf olanlara daha iyi vaatler de bulunuyordu. Ama vaatler genelde vaatliğiyle kalıyordu. Vaatlerin biri yapılsa bini yapılmıyordu. Halk bıkmış usanmıştı. Çünkü ayrı ayrı gruplar halinde yaşasalar da eski düzeni, birlik oldukları dönemi özlüyorlardı. En önemlisi o dönemde bir bereket, bir rahmet, bir bolluk vardı. Ve kurtlar asla ve asla birbiriyle savaşmıyordu. Zaten zor olan doğa hayatını daha da zorlaştırmıyordu. Şimdiyse bir kurt kendi kabilesinde olmayana kaşını üzerinde göz var diyerek canını yakıyordu.
-Ah eski günler! Ne de güzeldiler! Şimdiyse kardeşkanı dökülmesi normal bir şey gibi görünmekte dedi Bilge kurt. Bu bölünmüş kurtları tekrar bir topluluk haline getirmek gerekir, dedi, kendi kendine. Her kabilenin liderini çağırdı yanına. Kurtlar onu sevip sayardılar. Bu nedenle onun sözünü de hiçe saymaz, tutardılar. Kurt liderlere Bilge kurt şöyle seslendi,
-Ey kurtlar! Hepiniz ayrı ayrı takılan güçsüz liderlersiniz. Gücünüze güç katmak istemez misiniz? O halde gelin bir seçim yapalım. Ve halk kendi liderini kendi seçsin. Bunun için herkes kendi vaadiyle halktan oy istemek için sahaya çıksın. Kim kazanırsa o halkın başına geçsin ve diğerleri de o liderin emri altına geçsin, dedi. Kurtlara düşünmeleri içinde bir hafta mühlet verdi. Kurtların hepsinde hırs vardı. Ve tek başına lider olmak daha iyi bir şeydi. Evet, önceden de tek başlarına liderdiler ama az kişiye lider olmak nere çok kişiye lider olmak nereydi. Zaman hızla geçiyordu. Ve fikirlerini söyleyecekleri zaman gelip çatmıştı. Hepsi birden seçime girmeyi kabul ettiler. Seçim öncesi kendilerini nasıl isterlerse öyle tanıtacaklardı. Kurtlardan biri,
-Kurtlar size diyorum. Dinleyin beni! Artık sadece leş yemek yok, beyaz kuyruklu geyikler ve dağ keçileri avlayıp onunla besleneceğiz. Ayrıca kurt yavruları eğitmek işini ailelerinden alıp, onları eğitmek için okul açacağım. Yaşlı kurtları, sakat kurtları ve işe yaramaz kurtları da adanın diğer ucunda yaşamaları ve halka yük olmamaları için bırakacağım. Her kurda bir iş, bir eş bulacağım, dedi. Diğer lider olmaya aday olan kurt,
-Asıl benim vaatlerimi dinleyin! Artık kuş, tavşan gibi basit hayvanlar değil, daha etli olan hayvanların hepsini avlayacağız. Kurt yavruları da avlanma esnasında büyüklerin yanında olacak. Böylece onlar avcılığı yaşayarak öğrenecekler. Yaşlılar bizim atamız! Onları toplumun dışına atamayız. Bu yüzden avladığımız etlerden bir kısmını onlarla paylaşacağız. Her ayın son günü kurt bayramı diye ilan ediyorum. Bu günde herkes istediği her şeyi doyunca yapacak. Her kurdu gücüne göre işlerde çalışmasını sağlayacağım. Eşlerine gelince! Önce durdu ve sonra gülümsedi. Onu da bir zahmet kurtların gönül işine bırakalım dedi. Başka bir lider adayı kurtta,
-Sevgili halkım, gönül yoldaşlarım! Beslenmek önemli! Her şeyi avlayacağız. Nimet ayrımı yapmayacağız. Fakat barınmakta önemli. Sizler için daha iyi barınak yerleri yaptıracağım. Avcılık konusunda herkes kendi çocuğuna bu işi öğretecek. Sonra avcılık sırasında kadın, erkek, yavru kurtların hepsi arasında iş bölümü yapılacak. Ve yaşlı kurtlarda güçlerine göre işlerde çalıştırılacak. Hiçbir şey yapamasalar da en azından yavru kurtlarla ilgilenip onlara masal anlatacaklar. Hastalara gelince onlar diğer kurtları da hasta edebilir. Bu nedenle onlar uçurumdan atılıp öldürülecek. Ben halk günü yapacağım. O günde herkes gelip benden bir şeyler isteyebilecek. Herkes haftanın bir günü çalışacak. Diğer günler tatil yapacak. Eşlere gelince herkes herkesin eşi olabilecek, dedi. Ve bunlar dışında başka diğer üç kurtta fikrini ve vaatlerini söylediler. Bunların içinde bir lider adayı da,
-Ey yoldaşlar size diyorum! Size özgürlük getireceğim. Her kurt arasında eşitliği sağlayacağım. Beslenme ve barınma konusunda çoğunluğun fikrini alacağım. En önemlisiyse demokraside istikrarı sağlayacağım, dedi. Ve ertesi gün seçim oldu. İçlerinden biri lider seçildi. Evet o kuşkusuz özgürlük ve eşitlik vaadinde bulunan kurttu. Gerçi özgürlük ne eşitlik ne kurtlar tam olarak bilmiyordu. Ama bunlar en azından kurtlar arasında bir birlik sağlar gibi görünüyordu. Buna aldanan halk her gün özgürlüğü ve eşitliği bekler oldu. Sonra şunu gördüler lider eşittir tüm halka eşitir demekti. Özgürlükse lidere sadece hizmet etmek, onun koltuğunu daha da sağlamlaştırmaktı. Demokrasimi işte bu neyse hiç bilinmemekteydi. Çünkü hiç bir zaman gerçek manada gerçekleşmemişti. Bilindiği gibi lider söyler halksa uyardı.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri