24.06

2018

Peri İrşi

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 25.06.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Dünyanın en güzel şarkısını söylüyordu peri İrşi. Ve o şarkı söylerken çiçekler açıyor, tırtıllar kelebeğe dönüşüyor, yavru hayvanlar aralarında oyunlar oynuyorlardı. Kuşlar mı kuşlarsa gökte sürekli mutluluk taklaları atıyorlardı. İnsanlar peri İrşi'den haberdar olmasa da onun iyiliği altında dört mevsimi bin bir güzellikle yaşıyorlardı.
Bir gün her yer karardı. Hayvanlar arasında bilinmez bir huzursuzluk vardı. İnsanlarsa birbirleriyle kavga eder gibi konuşmaya başlamıştı. İşte tamda bu sırada ay tutulması yaşandı. Ve volkanlar patladı, depremler oldu, denizlerde tsunamiler yaşandı. İlginçtir hayvanlar sebepsiz yere telef oldular. Herkes kıyamet kopuyor sandı. Evet, haklıydılar onun dünyaya gelişi bir kıyamet göstergesiydi. Ama kimse onun dünyaya gelişini engelleyemezdi. Çünkü kimse onun saklı adadaki Raib uçurunda gizli girişi olan mağarada Sehhar tarafından kötülük perisi Evil'in dünyaya geleceğini bilemezdi. Evet, onun adı Evil'di. Sehhar'ın şeytanla birlikte olması sonucu o dünyaya gelmişti. İşte bu doğumu başta Şeytan olmak üzere kötü cinler ve ruhlarda büyük bir zevkle bekliyorlardı. Çünkü güç artık kötülüğün eline geçecekti. Artık iyiliğin esaretinden kurtarabileceklerdi. Evil onların bir nevi özgürlüklerinin sigortasıydı.
Sehhar iyi olmayı sevmiyordu. Peri İrşi'dense nefret ediyordu. İşte bu yüzden önce onları terketti. Sonra da şeytan, cinler ve kötü ruhlar deniz altına batırılmış bir adada zincirler içinde hapsedilmiş olsa da Sehhar onları kötülük için bulundukları yerden kurtardı ve iyi peri İrşi'nin onlar üzerine yaptığı sihri bozdu.
Sehhar siyah saçlı, boyu yer ve gök arasını kaplayan, sarı kanatlarını açtığındaysa karşısında onu görenleri ürküten bir yapısı vardı. Fakat onu sadece periler, cinler, ruhlar, hayvanlar ve bir de şeytan görebilirdi. Bunların dışında hiçbir insan onu göremezdi. Çünkü periler arasında bir kural vardı. O da hiçbir perinin insanlara görünemeyeceğiydi. Yoksa aksi taktirde insanlara görülen peri, periler kurulunun kararıyla önce kalbinin nuru alınır sonrada ölmesi için cehennem çukurunda yakılırdı. İşte bu yüzden Sehhar'da diğer periler gibi görünmezlik kuralına uyardı. Fakat bu kurala uymaktan hoşlanmadığı için ara ara tenhalarda ve karanlıkta insanlara görünür ve onları korkutarak ölmelerine yol açardı. Ve bundan da büyük bir keyif duyardı.
Sehhar'ın içinde kötü olmak o kadar büyük bir arzuydu ki bu tutkusu onu insanlara karşı düşman kılıyordu. Çünkü diğer periler gibi o da insanın iyiliği için hizmet etmeyi bir nevi aşağılanmış olarak kabul ediyordu. O adi insan bu kadar üstün tutulmamalıydı ona göre. İşte her şey bu nedenle başlamıştı. Uzun yıllar saklı adada çileli bir yaşam sürdüren peri Sehhar, artık uzun bekleyişinin meyvesine ulaşmıştı. Evet, Evil! Evil, onun yapamadıklarını, onun adına gerçekleştirecekti.
Evil, kızıl saçlı, siyah gözlü, kırmızı kanatlı bir kız periydi. Bebek perinin büyümesi için bir yıl gerekliydi. Çünkü periler insanların tersine kısa sürede gerçek boyutuna ulaşabilirdi. Evil, küçükken hayvanları gözlerinden çıkan ışıkla kontrol eder, ellerindeki ışık gücüyle havaya kaldırır ve onları kayalıklara fırlatarak öldürmekten zevk alırdı. Bazen suları tersine akıtır, ya da kurutarak içindeki balıkların ölüm karşısında çırpınışlarını zevkle izlemekten hoşnut olurdu. Evil karanlıktan hoşlandığı için adayı karanlıklar içine hapsetti. Yanardağın üzerine de erimez ve yanmaz bir kule yaptı. Evil, sürekli güç istiyordu. Bunun için etrafında toplanan cinler, kötü ruhlar ve şeytan bile ona yeterli gelmiyordu. Bu yüzden yeni bir ordu kurmaya karar verdi. Yanardağın ateşinden yararlanarak onları özel bir büyüyle bukalemunların içine yerleştirdi. Ve ateş canavarları olan Çoga'ları oluşturdu. Bunlar kuyruklu, iğrenç patlak gözlü, ağızlarından ateş çıkan ve görüntü olarak Şeytan'a benzeyen yaratıklardı. Çünkü onların oluşumunda Şeytan'ın suyundan da yararlanmış olması onları bu kadar güçlü ve yenilmez kıldı. Peri İrşi'ye gelince olanlardan haberdar değildi. Ve nedensiz sesi kısılmıştı. Bundan dolayı da şarkı söyleyemiyordu. Ta ki o güne kadar. Çünkü Evil perinin hasta olduğu haberini kötü ruhlardan almıştı. Artık perinin hasta oluşundan yararlanarak ortaya çıkması gerekiyordu ve her yeri esareti altına almaya başlamalıydı. Evil, yanına aldığı babası ve sağ kolu olan Şeytan'ın eşliğinde insanların dünyasına hızla ilerleyerek gidiyordu. Tabi bu sırada Çoga'lar geçiş yolları üzerindeki hayvanları öldürüyor, ağaçları köklerinden söküp bir kenara atıyordular. Ve bu halde insanlar âlemine geldiler. İnsanların kimini öldürdüler, kimini ise geniş kafesler içine tıkadılar. Peri İrşi olanlardan geçte olsa haberdar olmuştu. Ve Evil her yerde Peri İrşi'yi arıyordu. Fakat onu bulamıyordu. Çünkü İrşi dünyanın diğer ucunda olan sakinler mağarasındaki efendi Yekrek'in yanına gitmişti. Yekrek ona kutsal insanı bulmasını ve onunla birlikte olup ondan bir çocuk dünyaya getirmesini söyledi. Çünkü böylece Evil'den daha güçlü bir peri var olacaktı. Ve bu peri dünyaya geldikten sonra çok kısa bir sürede büyüyecekti. Bu süreyse sadece kırk gün kadar olacaktı. Evet, belki Evil bu sürede her yere hakim olacaktı, ama onun gücü kısa süre sonra kutsal peri sayesinde bitirilecekti. Peri İrşi, Yekrek'e birlikte olması gereken bu kutsal insanın yerini sordu. O da su üzerindeki aynadan onun yerini gösterdi. Adam sıradan biriydi. Ormanda kerestecilik yapan ve yalnız yaşayan bir adamdı. Ve Evil, daha o adamın olduğu bölgeye adamlarını gönderememişti. Peri İrşi elini hızlı tutmalıydı ve öylede yaptı. Önce gideceği yere vardı ve insan kılığına büründü. Güzelliği göz kamaştıran peri kerestecinin evinin önüne geldi ve ondan yardım istedi. Evini kaybettiğini, yatacak yeri olmadığını ve aç olduğunu söyledi. Keresteci iyi bir insandı ve ona yardım etmeyi kabul etti. Peri aşk iksirini adamın içeceğine koydu ve o gün adam içtiği içki etkisiyle periyle birlikte oldu. Ve peri kısa bir süre sonra bir erkek peri dünyaya getirdi. Erkek perinin yüreği iyilikle doluydu. Her şeyi iyileştiriyor, onarıyordu. Etrafa aydınlıklar yayıyor, kuru alanları ağaçlandırıp, yeşertiyordu. Kırk gün içinde büyüyen Erkek peri Akçora artık istenilen güce gelmişti. Fakat o bu işte yalnız gibi gözükse de sihirli adada yaşayan tüm iyi periler, cücelerde ona yardım için gelecekti. Akçora, Evil'in hakim olduğu yere doğru gittiler. Her yer lavlar içindeydi ve Çoga'lar bir sürü halinde hareket ediyordu. Periler ve cüceler Çoga'ları öldürüyordu. Akçora ise açılan yolda ilerleyerek Evil'in yanına gitmeye çalışıyordu. Akçora, Evil'in yanına ulaştığında Şeytanla karşılaştı. Peri İrşi, Akçora'ya,
-Onu bana bırak, dedi. Peri İrşi ve Şeytan savaşmaya başladı. Savaş sırasında İrşi yere düştü ve o sırada tüm periler güçlerini birleştirerek Şeytanı ışık zinciriyle zincirleyip, diğer cinler ve kötü ruhlarla birlikte eski yerlerine deniz altındaki o adaya hapsettiler. Artık Evil, yalnızdı ve ona yardım edecek hiç kimse yoktu. Fakat onun vazgeçmeye de niyeti yoktu. Çünkü ona göre en güçlü kendisi ve kötülüktü. Önce sihirli dudaklarıyla Akçorayı dudaklarından öpmeye çalıştı. Böylece onu etkisiz hale getirip Akçora'nın ciğerlerini ağzından sökebilirdi. Tam onu dudağından öpmüştü ki Cücelerden biri onun saçlarına asıldı ve elindeki tomrukla Evil'in kafasına vurdu. Evil, Akçora'yı bırakıp cüceyi hızlı bir şekilde duvara fırlatıp onu öldürdü. Akçora, bu sıra düştüğü yerden kalktı ve Evil'le savaşmaya başladı ve Evil'in kötülükle dolu olan kalbini yerinden söktü. Ve o yüreği iyilik suyuyla yıkadı ve Evil'in tüm güçlerini ondan söküp aldı. Sonrada Evil'in yüreğini eski yerine taktı. Evil bu olaydan sonra ağlamaya başladı. Artık iyi bir peri olmuştu. Annesi Sehhar saklandığı yerden bulundu ve periler kurulu kararıyla önce kalbinin nuru alındı sonrada ölmesi için cehennem çukurunda yakıldı. Ve insanlar özgür bırakılıp onların gördüğü şeyler unutturularak, eski yaşamlarına kaldıkları yerden devam etmeleri sağlandı. Peri İrşi eskisi gibi şarkı söylemeye başladı tek bir farkla. O da ona bu işte Evil'de eşlik etmeye başladı.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri