» Attilâ Ylhan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

11.04

2018

Evde Yalnız

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 30.04.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Adam elli yaşındaydı. Yaşına göre biraz çökmüştü. Elleri titreyen adam yatağın yanındaki komodinden su alıp içmek istedi. Fakat bardağı tutamadı ve bardak gürültülü bir şekilde yere düşüp kırıldı. Sesi duyan karısı onun yanına geldi. Ve,
-Sorun yok. Sadece bir bardak. Ben kırıkları toplarım, sen elleme onları dedi. Adam, kadının sözlerini anlamamış bir şekilde ona baktı ve sonra yerinden kalkmaya çalıştı. Son zamanlarda olduğu gibi yürüyemedi ve attığı iki adım sonrası kırık bardağın üzerine düştü. Kadın panikle,
-Ne oluyor sana. Kaç gündür ellerin titriyor, konuşmakta zorluk çekiyorsun, o da yetmemiş gibi yürüyemeyip düşüyorsun. Artık durma zamanı değil! Hadi doktora gideceğiz bay kurbağa Kermit dedi. Adam bunu da anlamamış gibi kadına baktı ve yerden kalkmak için uğraştı ama kalkamadı. Kadın durumun ciddiyetini o zaman kavradı ve içerideki odada kendi yatağında uzanan oğluna seslendi. Can kalk gel, baban düştü ve yerden kalkamıyor dedi. Can annesinin sesini işitince geldi ve babasını yerde gördü. Annesiyle birlikte adamı yerden kaldırıp yatağa koydular. Sonra kadın,
-Babanı hastaneye götürmemiz lazım. Son birkaç gündür bu halde ve bu ne ise geçmiyor dedi. Ben önceleri onu yorgun sanıyordum, ama belli ki başka bir şey dedi. En önemlisiyse baban söylediklerimi anlamıyor ya da unutuyor, dedi. Kadın ve oğlu adamın kollarından tutup hastaneye götürdüler. Doktor adamın iki ciddi hastalığı olduğunu söyledi. Parkinson ve Alzheimer. Çünkü hastanın tepkimeleri bunu gösteriyordu. Adamın tedavisi için doktor bir yığın ilaç yazdı. Ve hastalığın seyrini kadın ve oğluna anlattı. Kadın duyduklarına çok üzüldü ve ne yapacağını kara kara düşündü. Çünkü hasta birine bakmak hem sorumluluk hem de bedensel ve ruhsal güç istiyordu. Adam, kadın ve oğul birlikte eve döndüler. Evde cenaze varmış gibi derin bir sessizlik vardı. Anne ve oğul ne yapacağız der gibi birbirlerine bakıyorlardı. Adamsa ne olduğunu anlamamış gibi çorabını ayağından çıkarmaya çalışıyordu. Eli titreyen adam ne yapsa da ayağını denk getirip tutamıyor ve çorabını çıkaramıyordu. Bu sırada belli belirsiz cümleler kursa da kimse ne demek istediğini anlayamıyordu. Ogün öyle geçti, ertesi günde ve ondan sonraki günde... Ama adamın hastalığı geçmek yerine her geçen gün daha da şiddetleniyordu. Kadınsa işte bu yüzden adamı evde yalnız bırakamıyordu. Fakat bugün onu evde yalnız bırakmaktan başka çaresi yoktu. Memleketten annesi geliyordu ve havaalanına gidip onu almalıydı. Sadece bir saatçik evde olmayacaktı ve bu kadar sürede ne olabilirdi ki. Adam muhtemelen her gün yaptığını yapar ve yatakta uzanıp uyurdu. Kadın hazırlanıp, park alanındaki aracına binmeye gitti. Gitmeden öncede evin kapısını da adamın üzerine kilitledi. Malum adam Alzheimer ya evden dışarı çıkıp kaybolabilirdi. Kadın hem yolda gidiyor hem de bir saatçik sadece bir saatçik diyordu.
Kadın gittikten sonra adam mutfağa gitti. Masanın üzerinde bir tabak dolusu yıkanmış elma ve yanında da meyveleri yemek için konulmuş bir meyve bıçağı vardı. Muhtemelen kadın gitmeden önce bu masada bir elma yemişti ve aceleden burayı toplamadan öylece bırakıp gitmişti. Adam elmayı görünce onu yemek istedi. Masanın üzerindeki bıçağı aldı. Tam meyveyi kesecekti ki dengesini yine kaybetti. Ve bıçakla birlikte yere düştü. Adam düşerken bıçağın yönünü değiştiremedi ya da onu bırakamadı. Bu yüzdende bıçak boynundaki şah damarını kesti. Adam yerde bir kurbanlık hayvan gibi sesler çıkarıyordu. Ve kısa bir süre sonra can verdi. Ve kadının eve gelmesine daha on beş dakika vardı.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri