» Yılmaz Erdoğan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

07.04

2018

Pazartesi

Zübeyde Yalçınkaya
-Bugün pazartesi. Evet, kimse bilmez bugünün kıymetini. Ah bilmezler günlerinde bir ilkbaharı, yazı, sonbaharı ve kışının olduğunu. İşte o pazartesi var ya pazartesi işte o günlerin bir ilkbaharıydı. İnsanlar onunla çalışmaya başlar tıpkı doğanın canlanması gibi. Bir ilkbahara kavuşan canlılar gibi, dedi, adam. Sonra,
-Yıllar dört renge mahkûm. Saydam, sarı, yeşil ve beyaza. Herkes bilir bizi dünyanın en çok yeşil rengi mutlu eder. Ve ilkbaharla her yer yeşerir. Pazarteside o yeşil gibidir. Kimseler fark etmez. Pazartesi aşktır. Aşkın ilk başlangıcı gibidir. Onun bu yanına kimse değinmez. Ve işte o pazartesinde ilk kez tanışmıştım seninle, dedi. Ve gözlerinden akan yaşı sildi.
Adam her zamanki gibi istasyona gidiyordu, tren istasyonuna. Tabi ki beklediği biri yoktu. Peki, pazartesi pazartesi ne işi vardı burada. Önce istasyonda tren raylarına indi ve biraz yürüdü ilerdeki tren geçidine kadar. Çok tehlikelide olsa bu yolculuğu o bilirdi her trenin kalkış zamanını ve günün bu zamanları raylar genelde boş olurdu. Yani tren geçmezdi. Adam tünelin içine girdi ve tünelin içini elindeki kandille aydınlattı. Tünelin duvarındaki yazıyı okudu ve onu öptü. Tıpkı 45 yıl evvel yazılmış bu yazıyı yeni görüyormuş gibi. Hâlbuki her pazartesi buraya uğrardı. O kadınla ilk burada buluştuğu gün gibi. Duvarda 1940 Martın 4'ü diye bir yazı vardı. İşte o gündü ilk aşkın başlangıcı, ilk itiraflar, ilk ne varsa onlar...Tarihin altında klasik bir kalp şekli ve içinden geçen oklar vardı bir ucunda kendi diğer ucunda sevdiği vardı. Altında acemice yazılmış bir şiir:
Mecnuna Leyla gerek
Ferhat'a Şirin
Bana da Arzum gerek
Adlı basit bir genç âşık şiiri ve altında seni seviyorum yazısı. Adam biraz daha tünelde kalıp yazıyı seyretti ve tünelin diğer ucundan çıkıp yürümeye başladı. Tıpkı eskiden onunla yaptıkları gibi. İleride bir kulübe vardı. Şimdilerde ıssız olan. Bir ermeni kadının eviydi ve genç âşıklar ilk kez bu evdeki kadının bahçesinden ikram ettiği can erikleri yemişlerdi. Şimdi mevsimiydi o eriklerin. Adam bahçeye girdi ve biraz erik topladı ve onları büyük bir sevinçle yedi. Sanki hiç hayatında erik yememiş gibi. Sonra cebinden çıkardığı bir poşete erikleri doldurdu. Ve daha sonrada geldiği yöne tekrar gitmeye başladı. Ama bilmediği bir şey vardı. Artık bu raylarda ek sefer vardı ve bu günde o günlerden biriydi. Adam tünelin içindeydi. Kaçmaya çalışsa da trenin altında ezilmişti yılların eskitemediği o bedeni. Adam oracıkta öldü. Elindeki eriklerse her biri bir yöne savruldu. Ve adamın son sözü Evde Arzu'm erikleri bekler oldu. Kadınsa olanlardan habersiz uzun zamandır hasta yattığı yatakta adamı bekliyordu. Tıpkı o pazartesi buluşmasının olacağı gün gibi. Saat biri gösteriyordu. Ve kadının son sözü,
-Hayat biter, aşk bitmez oldu. Ve kadında sevdiğiyle aynı saatlerde hayata gözlerini yumdu.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: aşk-ölüm-tren

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri