» Nazım Hikmet Ran şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

06.04

2018

Titiz

Zübeyde Yalçınkaya
Her şey önce masum bir el yıkama ile başladı. Her gün ellerini normal olması gerekenden daha fazla yıkıyordu. Üç defa ellerini sabunluyor, parmak uçlarını birleştirip diğer avucunun içine sürterek temizlemeye çalışıyordu. Bu da yetmiyor elleri temiz olmuş mu diye onları kokluyordu. Bu davranışının ardından her tuvalete girdikten sonra belden aşağı sabunlanıyor, bu da yetmemiş gibi bir de duş alıyordu. Tabi o bununla da yetinmiyordu. Bir de iç çamaşırlarını değiştiriyordu. Belki abartı gelecek ama haftada otuz beş çamaşır değişen kadına bu bile yeterli gelmiyordu. Dahası herkesten ama herkesten tiksiniyordu. Onun yanında birimi öksürdü o kişi hem öksürürken ağzını kapatmalı hem de oradan gidip elini yıkamalıydı. Bir de kişi hapşırmaya görsün onun göz kıskacının altında yaptığından pişman olarak ayrılıyor kendini yeterince dezenfekte edip onun yanına geliyordu. En kötüsü ise eşinin ondan çektiğiydi. Zavallı adam günde birkaç kez banyo yapmak zorunda kalıyordu. Tabi her banyosu Titiz tarafından sorgulanıyordu.
Titizin elleri o kadar çok yıkanıyordu ki elleri yıkanmaktan parıl parıl parlıyor olsa da onun gözlerinde kirlenme korkusu nedeniyle elleri mahkûmiyetini sürdürüyordu. Yemeğe gelince dışarı asla yemek yemezdi. Evdeyse yemek tabağı, çatalı, kaşığı, bıçağı, bardağı, vb. herkesinkinden ayrı şekilde yıkanıyor ve sadece onun kullandığı havlu kâğıtla kurulanıyordu. Bu da yetmemiş gibi herkesinkinden farklı bir yere konuluyordu. Allah edede o tabak diğerleriyle karışa. Bakında o zaman Titiz size neler ediyor. Hayatını zindan ettiği gibi size de hayatı zindan edip daraltmıyor mu?
Titiz artık evinde başka tuvalet, başka banyo, başka oda, başka yatak, vb. kullanıyordu. O kadar başka vardı ki artık o neredeyse tekliğiyle oturuyor, tekliğiyle konuşuyor ve onunla yatıp kalkıyordu. Öyle ki artık kendisi sokağa çıkamıyor, sokağa çıktığında ise ayakkabısı ayağında olduğu halde yere parmak uçlarıyla basıyordu. İnsanlara ise o tiksinilecek bir şeymiş gibi bakıyordu. Titiz sadece çevresine değil paraya, telefona, faturaya karşıda iğrenme davranışı gösteriyordu. Eline bozuk para mı geçti onu saatlerce yıkıyordu. Elinde telefonu mu tutacak önce onu ıslak mendille siliyor ve kulağına öyle götürüp arayana cevap veriyordu. Sonra da kulağını ıslak mendille siliyordu ve bununla da yetinemeyip gidip kulağını yıkıyordu. Faturaya gelince ona dokunmak içinse eldiven takıyordu. Sonra eldivenle birlikte elini yıkıyordu.
Geçen kocası onun titizliği yüzünden bıyığını kesmişti. Adam soyulmuş muz gibi ortada dolanıyordu. Titiz bu işte ne yapacağı belli olmaz. Otobüse binmez, hastaneye gitse oradan dönünce tüm elbiselerini yıkar, günde iki üç kez kıyafet değiştirir, mağazadan elbise alsa önce onu yıkar ve sonra onu giyer, meyveyi bulaşık süngeriyle yıkar, hatta yetmez deterjanları bile deterjanlar...
Artık öyle olmuştu ki Titiz bir deri bir kemik kalmıştı. Çok yıkanmaktan saçları dökülmüş, yüzünün etleri sarkmış, elleri ve ayakları yara olmaya başlamıştı. İşin kötüsü o artık kendi yarasından da tiksinir olmuştu. Elinde bir böceksavar ilacını tüm vücuduna geçen gün sıkmıştı ve işte bu yüzdende tüm vücudu alerji olmuştu. Hatta bununla da yetinmeyen Titiz içindeki kurtlar ölsün diye çamaşır suyu içmişti. İşte bu onun son titizliği olmuştu. Hayata gözlerini yumduran...


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: titiz-hastalık-ölüm

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri