» Nazım Hikmet Ran şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

01.04

2018

Kanatsız

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 06.04.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Kanatsız uçan bir dünyada kanatlarıyla uçan kuşlara şöyle bir baktı. Sonra adam gökte kanatsız gezinen bulutlara bakarak tebessüm etti.
-Ya hak, dedi. Bu sözlerle sanki her şeyi özetledi. Sonra kendi kendine:
-Anlamam yıllardır zenginlik illetine tutulanları... Ne gariptir insanoğlu yediği, içtiği ve giydiğinden daha fazla anda zengin değilken, sayılardır aldatan... Sayılaradır hep aldanan... On tane elbiseden birini giyer insan, hepsini aynı anda giyse gülünç olacakken yüklenir tuhaf zenginliği... Bir bakıma gizler... Gizler evet, inkâra gerek yok... Oturamaz yüz evde olsa bir tanesidir andaki kaderi, dedi. İçini çekti ve etrafına şöyle bir bakındıktan sonra ağacın altına oturdu. Oturduğu yer ottan yoksun kuru bir topraktı. Adam otururken yere elini koydu ve eli toz oldu. Adam elindeki toza bakarak:
-Her şey tozdan ibaret. Acımaktır tozun hamallığına belki bizimkisi... Evleri böl toz, demir yığını olan arabayı böl sonuç toz, altını böl toz, en lüks mobilyayı böl talaş ya da toz, insanı böl nihayetinde o da toz... Her şey tozlaşıp hiçleşirken gözünde, gözlerinde yık hamallığını... O zaman belki yaşam alanın genişler ve hayattan talebin yetinmek olur, dedi.
Adam ağacın altında saatlerce tefekküre dalmıştı. Etraftaki her şeye tek tek bakıyor ve onlarla ilgili manevi sırları bulmaya çalışıyordu.
-Mesela şu kır çiçekleri... Her renkten, çeşit çeşit çiçekler... Gelincikler, sümbüller, peygamber düğmesi olanlar... Evet, hepsi aynı sudan besleniyorlar ve sonra farklı renkten çiçekler sunuyorlardı. Ya ağaçlara ne demeli aynı toprak, aynı güneş, aynı su ile beslense de farklı farklı meyveler veriyorlardı. En garibiyse tepesinde güneş varken ıslak çamaşırlar bile dayanamayıp kururken, bu otlar ve ağaçlar nedense kurumak yerine iyice yeşeriyorlardı.
Adam yere elini tekrar koydu. Fakat bu sefer bir uçuç böceği elinin üzerine kondu. Elini yerden kaldırıp böceğin uçması için ona üfledi. Böcek uçtu, adamsa:
- Kâinatın özeti insandır dedi. Ağzından çıkan havaya bakarak:
-Seç istediğini... İster sıcak hava üfle, ister soğuk... Sonra yutkundu ve:
-Ne garip insan, günde yirmi dört saat vücudu soba gibi yanıyor, onun bedenini oluşturan su kaynamıyor. Hele bu da yetmiyor. Bunca etrafını sarmış havayı içine çektiği halde bir balon gibi de havada da uçmuyor, dedi. O sırada güneş battı. Hava, su, ateş, toprak birbirine karıştı. Adamın yüreği bu kadar düşünceyi cevaplandırmaya vakit yetiremedi. Ve onun son sözü ise insan kanatsız kuş şimdi var, sonra yok oldu.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: kanatsız-toz-özet

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri