» Nazım Hikmet Ran şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

06.02

2011

Bir Kadın Yaşama Tutundu Yeniden / İmece

Hatice Kürklü

Bu öykü, 06.02.2011 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Soğuk bir kış gecesiydi, kar tipi halinde yağıyor, rüzgâr ıslık çalıyordu kuytularda. İnsanlar telaş içinde koşturuyordu, kimileri evine kimi eğlenceye gidiyordu akşam alacasında.

Öyle birisi vardı ki, yüzünün yarısını saklayan şapkası, elinde şemsiyesi kararsız adımlarla bir ileri bir geri yürümeye çalışıyordu...

Çok önemli bir haber bekliyordu ve beklemenin verdiği sıkıntı her şeyine yansıyordu. Tipi halinde yağan kar bile hareketlerini engelleyemiyordu.

Sabah çok erken kalkmış ve geleceğini belirleyecek görüşmeyi yapmak üzere yola koyulmuştu. Eğer başarabilirse dününü bir kenara koyup kendine yeni bir yaşam çizecekti. Aylardır bunun planları yapmış ve gerekli her şeyi düşünmüştü...

Nasıl da beklemişti bu günü. Ya bir aksilik çıkarsa, ya yine her şeye sil baştan başlamak gerekirse. Düşünmekten kendini alamıyordu bir türlü. Elleri buz kesmişti heyecandan. Yenilmek yoktu artık... Kötü günler geride kalmalıydı...

Evet evet... Her şey güzel olacak dedi zayıf bir ses tonuyla...

İçindeki karamsarlık tutunmaya çalıştığı umutla savaşıyordu sanki. Yanından hızla geçenlere baktıkça zamanın kollarında mum gibi eridiğini hissediyor ve heyecanı her geçen dakika daha da artıyordu. Umarsızlığını umutsuzluğuyla çakıştırmamak için her yolu denemeye hazırdı.

Başında sarı beresi olan siyah mantolu genç bir kız kendisine doğru yaklaştı uzun konçlu siyah çizmeleriyle.

Bir yerlerden tanıyor muyum acaba diye geçirdi içinden.

Genç kız yaklaştıkça netleşti görüntüsü,yine o bildik ukala bakışı sinir bozucu gülümsemesi vardı gözlerinde,Evet evet oydu,ayrıldığı eşinin sekreteri,epeyce zaman olmuştu onu görmeyeli,karşılaşmamak için çok çaba sarfediyordu,ne yapacağını şaşırdı gözleri buğulandı....

Önce, ''başımı çevirsem geçip gitse'' diye geçirdi içinden. Bir daha kim bilir kaç sene sonra karşısına çıkardı ki...

''Merhaba da desem ne kaybederim sanki''?

Kafasında düşünceler hızlı hızlı gidip geldi...

Geçen yıl yaşadığı o bunalımlı günlerden sonra, ilk defa rahat bir nefes alacaktı bugün. Konuşmalıydı...
İçinde kalan ne varsa, neyi yıllardır bir yük gibi taşıdıysa atmalıydı üstünden. Heyecanın zamanı değildi şimdi...

Merhaba, beni hatırladınız mı diye söze başladı,
Genç kız yanından geçerken aniden gelen bu sese önce aldırış etmedi. Altı buzlanmış, üstü yeniden yağmaya devam eden karla kaplanmış güzergâhında kayıp düşmemek için tüm dikkatini itinalı yürüyüşüne vermişti.

Göz göze geldiklerinde anladı hatırlaması gerektiğini ne yapmalıydı peki -evet hatırladım ben senin kocanın eski metresi şu anda da karısıyım.- demeyi mi? Yoksa -ben senin uğruna 2 kızını bıraktığı kocanın sevgilisiyim- demeyi mi? yoksa aşağılamalı - ne yüzsüzsün kocan beni seçti hala ne etrafımdasın.

Aslında şunu demeliydi ben turuncu rüyalarda yaşamak isteyen bunun için bir aileyi parçalamayı göze alan kişiyim ve seni tanıyorum.

Seni tanıyorum ey kadın, ne yapabilirdim ki bu cinderalla tarzı hayatımda elime bir değnek vermişler, bindiğim şehir içi arabaları spor arabalara çevirmeyeyim mi? Pazarlardan aldığım çakma elbiseleri, iki aylık maaşımla kiralayamadığım elbiselere çevirmeyeyim mi? Tıkılıp kaldığım dört duvarı gecekonduyu saraya çevirmeyeyim mi? Adını bilmediğim yemekleri bulgur pilavına, çorbaya değiştirmeyeyim mi?

Ben seni tanıyorum yüzlerce kez resmine baktım ve kendime dedim ki benden ne fazlası var. Evet seni tanıyorum peki sen beni tanıyor musun, önümü kesip iki kızın için ailen parçalanmaması için ayrılama mı isteyeceksin ama kusura bakma saat daha gecenin 12'si de olmamışken hayatımda bunlardan vazgeçemem.

Diye düşünürken ses doğru bir adım yaklaştı:
-Evet seni tanıyorum. Ne isteyeceğini de biliyorum ama istediğin bende değil. Ve anlamalısın kocan beni seçti sana istediğini ben veremem...
Olmamıştı sesi duyulmamıştı, bakışları hüsranı anlatır gibi bir umut daha kanatlanmıştı
yalnızlığını anlatan. Aynı kuytu aynı bekleyiş ve aynı düştü yitirdiği. İçinde nice yarınlar vardı yine yeniden aynı yerden.

Kar yağışı gittikçe daha da hızlanmıştı, başını kaldırıp direklerdeki ışıklara doğru baktı. Omuzlarına inen ağırlık, ışıklarla süzülen kar tanelerinin ucunda yere düşüyor ve dağılıyordu parçalanarak.

Yutkundu, sözcükler ağzında kilitli kaldı. Çok şey vardı söylenecek aslında, bu saatten sonra neyi değiştirebileceğini düşündü bir kez daha, boğuldu sonra söyleyemedikleriyle. Sözcüklerin her birini tek tek yuttu, içine gömdü hepsini...

Aynı erkeğe âşık olmuş iki kadın, düşünceler farklı konu ortak, birisinin onuru zedelenmiş diğerinin vicdanı...

Uzun sessizliğin ardından,

-Ben yaşanılan her şeyi unutmaya çalışıyorum şimdi tek arzum güzel bir iş bulup kızlarımı yanıma almak. Eşime sevgili olabilirsin ama kızlarıma anne olamazsın onların annesi benim ben, diyebildi kendine güvenli bir ses tonuyla...

Aslında kendine güvenmek istiyordu korkularına rağmen, bundan sonraki hayatında dimdik durabilmek ona en gerekli olan şeydi bu saatten sonra...

Kolay değildi içine düştüğü durum, çaresizlik zamanı hiç değildi. İki çocuğunu sırtlaması ve onların sonsuza kadar vebalini taşıması gerekiyordu. Kolayı vardı ama analık vicdanı çocuklarını babalarında bırakmamayı onlardan ayrı kalmamayı emrediyordu.

Geçmişine sırtını dönüp hızlı ve güvenli adımlarla yürüdü geleceğine doğru. Şemsiyesini kapatıp kar yağışına bıraktı kendini, sert esen yel şapkasının altından uzanan saçlarını bir o yana bir bu yana savuruyordu. Her şeye karşın dik durmalıydı yaşama, direnmeliydi.
Yaşamak güzeldi...

Yüzüne vuran kar taneleri yaşamak adına yeniden yeşeren umudu gibi bembeyazdı...

Yazarlar:
Hatice Kürklü
Işın Ergüney
Şehnaz Aysel Ateş
Ayhan Helvacıoğlu
Ahmet Zeytinci
Hayrettin Günerli
Fırat Ayebe
Hüseyin Fahracı

Ortak çalışma

Emek ve katılım için teşekkür ederim...


Hatice Kürklü

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 12 öyküsü bulunmaktadır.

Hatice Kürklü yetkili üye konumundadır.


Hatice Kürklü öyküleri
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri