05.01

2011

Dur! Sivil Polis

Ethem Hırlak
Akşam saat sekiz evimdeyim. Odamda avare avare kitap okuyor, şiir yazıyordum. İçimde isyan vardı. Odamın duvarları üzerime geliyor, boğuluyordum. Evden çıkmam gerekiyordu. Üzerimi değiştirdim. Evimden yirmi dakika mesafede olan yaşadığım ilçenin merkezine doğru yürümeye başladım. Bu saatlerde çarşı çok hareketsiz olurdu. Biraz deniz havası almak için sahile indim. Hava soğuktu. Mart yine kışa özendi.Sahile indiğimde bir gariplik vardı. Bir adam çöpleri karıştırır gibi yapıyordu. Üzerindeki kıyafetler ile önündeki çöp kovası tezattı. Arada başka bir adamla göz göze geliyorlardı. Ağızları oynamıyordu ama onlar anlaşıyorlardı.

Bulunduğum yerden karşı kaldırıma geçmem gerekiyordu. Adamla aramızda sadece asfalt yol vardı. Yolu geçtim. Üşüdüğüm için hızlı adımlar atıyordum. Arkamdan birinin koşarak geldiğini hissettim. Biri koluma girdi. Dur! sivil polis dedi. Başımı kaldırdım. Efendim dedim. Nereye gidiyorsun. Kimlik göster. Kimliğim yok sadece biraz hava almak için çıktım. Adam yüzümü inceliyordu. Sonra arkasında başka biri belirdi. Ondan daha yaşlı daha kiloluydu.

Yanıma geldi. Nerede oturuyorsun? Adın ne? Sorularını sıralamaya başladı. Arkadaşına dönerek al bunu arabaya dedi. Durun dedim. Kimlik göstermediniz. Adam biraz şaşkın biraz sinirli yüzümü süzdü. Bin bin dedi. Aslında kimliğe gerek yoktu. Hareketleri barizdi. Arabada sorulara devam etti. Yanında telefon var mı? Var dedim. Sert bir ifadeyle, kimliğini unutuyorsun ama telefonu unutmuyorsun dedi. Yüzümde istemsiz bir gülümse belirdi. Arabayı kullanan arkadaşına dönerek eğer bu o değilse gideceği yere tekrar bırakırsın dedi. Birkaç dakika sonra karakoldaydık. Arabayı park etti. Hadi çık ! Dedi. Arabadan indiğimde. Bir aile bizi bekliyordu. Kadın, eşi ve iki çocuğu endişeli ve sinirli bakışlar atıyorlardı. Çocuklar benimle yaşıttı. Biri on dokuz diğeri en fazla yirmi bir gösteriyordu.

Polis eliyle beni işaret ederek. Size saldıran genç bu mu? Kadın telefonda biriyle konuşuyordu. Ama eşi yüzüme sanki her an dövecekmiş gibi tehtid dolu bakışlar fırlatıyordu.
Çocuğu annesine dönerek: Anne baksana! Bu o çocuk mu? Annesi yüzüme birkaç saniye baktı. O da sert bir ses tonuyla hayır dedi. Polis bana dönerek, bin arabaya seni gideceğin yere götürücem dedi. Tekrar arabaya bindik. Komserim kapkaç olayı mı? Evet, dedi. Kusura bakma. Ayağında beyaz spor ayakkabı, üzerinde deri mont var dediler. Yani kıyafetleri seninle aynıydı. Üzerinden kimlikte çıkmayınca yüzleştirmek zorundaydık. Önemli değil dedim. Yaşım yirmi olmuştu. Kimlik taşımak zorundaydım. Aynadan yüzüme baktı. Çok soğukkanlısın dedi.
Gülümsedim. Antalya`da staj yaparken gece iş dönüşü yaşımızda küçük olduğu için jandarma sürekli durdurup kimlik kontrolü yapardı. O yüzden umursamadım. Ama bu olayda zanlı olduğumu bilmiyordum. İstemsiz yine gülümsedim.

Beni müsait bir yerde indirebilirsiniz dedim. İyi akşamlar diyerek arabadan indim. Eve doğru yürümeye başladım. Ama o istemsiz gülümseme yüzümden hiç eksik olmuyordu. Güzel yanı artık içimde bir sıkıntı kalmamıştı. :)



Ethem Hırlak

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: dur-sivil-polis

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri