26.02

2010

Amerikalı 10

Melih Emeç
-Sağ ol Sami bey,komutanla sohbet ediyorduk.Sen ne yaptın.Kayanın üzerindeki yazıtı getirdin mi?
-Getirdim işte burada.
Cebinden yazılı bir kağıt çıkarttı.Sabri hoca kağıdı eline aldı.Cebinden çıkardığı yakın gözlü- ğünü gözüne taktı,incelemeye başladı.Odanın içinde bulunan herkes pür dikkat hocanın ağzın- dan dökülecek kelimeleri bekliyordu.Hoca yüksek sesle konuşmaya başladı.
-Her kim bu mezarı açarsa ?TARHUNT' tarafından lanetlensin,bu tarhunt dediği fırtına tanrısı.Bu yazılar likce. Yalnız yazıların tümü okunmuyor.Sami bey bu boş bıraktığın yerler okuyamadığın yerler değil mi?
-Evet hocam oraları maalesef okuyamadık çünkü silinmiş.
-Dur bir bakalım...Bu mezarın sahibi Kral CHERCİ nin sadık hizmetkarı,temsilcisi Gassu'ya ve onun ailesine aittir. Şuralar okunmuyor. Bu kısımda tahminimce yaptığı faydalı işler yazıyor. Ama bu mezarın bu ahali içinde ileri gelen bir aileye ait olduğu kesin. Zengin ve varlıklı bir aileye.Benim kayayı bir görüp iyice incelemem lazım.
-Hocam bu mezar aradığınız kayıp şehrin izini verebilir mi sizce?
-Olabilir o vazoda da ağaç bir tabletten bahsediyordu.O elimizde olsaydı mutlaka her şey daha başka olurdu.
-Nasıl bir şey hocam bu tablet.
-Kırka otuz ebatlarında yontulmuş ve düzlenmiş bir ağaç düşün.Bunun yüzünü reçine ile kaplıyorlar ve üstüne yazı yazıyorlar.İyi saklanırsa günümüze dek kalabilir.Ki kalma ihtimali zayıfta olsa var.
-Hocam o zaman bu bence mezardan çalındı.Katil ya da katiller bunun için birbirlerini öldürdüler.
-Olabilir bu tablet çok şey anlatabilir....Şimdi bize müsaade ben gidip şu mezarı yakından görmek istiyorum.
-Tamam hocam kolay gelsin yalnız dikkatli olun benim telefonum sizde var değil mi
-Var evet bir şey olursa sizi ararım merak etmeyin.
Sami ve Sabri hoca ayağa kalktılar,dışarı çıktılar.Suat başçavuş başını ellerinin arasına koydu, düşünceliydi.
-Bu iş çok karışık bakalım nasıl çıkacağız bu işin içinden.Ne diyorsun bu işe Erkan?
-Ne diyeyim diyecek bir şey bulamıyorum.
-Sen bir uykuya mı yatsan ne?
Güldüler.
-Olabilir neden olmasın.
-Bu tarihi olaylarla ilgili bir görgün var mı,yani rüyalarında diyorum?
-Yok inanın hiç yok Suat başçavuşum bu bambaşka bir şey,yaşamak lazım anlatamam ki
-Aman kardeş eksik olsun.
Koltuğunun arkasındaki zile bastı.Kapıda beliren Jandarma erine tembihte bulundu.
-Erkan bey yemekhanede oturacak sizde nezaret edeceksiniz.Ben birazdan geleceğim.
-Anlaşıldı komutanım,buyurun Erkan bey...
Erkan ayağa kalktı.Suat başçavuş ardından seslendi.
-Erkan ben birazdan geleceğim sivilleri giyeyim de senle işimiz var.
-Tamam komutan ben bekliyorum.
Erkan'ın ardından Suat Başçavuşta ayağa kalktı.Çarşıdaki evine doğru yola çıktı.Üniformasını çıkarttı.Kot pantolonunun üstüne bir tişört geçirdi.Tabancasını beline taktı.Karakolun bahçesine park ettiği arabasının yanına geldi.Yeni aldığı fiat'ına bindi.Çalıştırdı .Camı açarak içeri seslendi
-Yemekhanede bekleyen vatandaşı benim yanıma gönderin.
Erkan koşar adımla geldi.Yan koltuğa oturdu
-Hazır mıyız?
-Hazırız komutanım da nereye gidiyoruz?
-Seninle biraz gezinelim bakalım şöyle olay mahalline doğru bir yollanalım.
-Gidelim.
Araba asfalt yolda hızla yol alırken Suat başçavuş bu kör düğümü nasıl çözeceğini düşünüyordu.Ören yer yol sapağına geldiklerinde kalabalık bir turist kafilesinin harabelerin başında fotoğraf çektirdiklerini gördüler.
-Bunlar kertenkele gibidir.Biraz güneş görünce hemen böyle kayaların tepelerine tünerler.Hava soğuyunca kimseyi bulamazsın.
-Turistlerle bayağı ilgilisiniz.
-Ya ne demezsin.Yıllardır bunlarla uğraşırım.Yok fotoğraf makinem kayboldu zabıt yok yüzerken alyansım yitti tutanak.
-Ee ne yapacaklar tutanağı?
-Akılları sıra sigorta şirketlerinden para alacaklar.Ama alanını hiç görmedim.Tutar makinelerini satarlar sonra da çalındı diye karakola gelirler.
-İşiniz karışık komutan...
Arabayı köy kahvesine doğru çevirdi.Köylüler ağaç gölgesinde oturmuş hararetle tartışıyorlar dı . Muhtar masanın başında oturmuş bağıranları dinliyor,konuşulanları başı ile tasdik ediyordu..Suat başçavuşu görünce ayağa kalktılar,masalarına buyur ettiler.Suat başçavuş sandalyeyi altına çekti masanın üstüne abandı.
-Kolay gelsin ne yapıyorsunuz?
Bir ihtiyar söze karıştı.
-Sohbet ediyorduk komutan ne yapalım.
-Şu olayı konuşuyordunuz değil mi?
-Evet bu iş nasıl sonuçlanacak merak ediyoruz.
-Cenazeyi aldınız mı?
-Yok yarına kaldı.Sabah kaldıracağız.
Konuşmaların devam ettiği sırada bir genç sessizce oturanların yanına yaklaşmaktaydı.Yaklaşan genç komutanın yanı başında oturan Erkan'ın arkasına geldiğinde herkesin şaşkın bakışları arasında elinde tutmakta olduğu boş bir şişesini havaya kaldırdı ve bütün kuvveti ile Erkan'ın kafasına indirdi.Parçalanan şişeden saçılan cam kırıkları etrafa saçıldı.Erkan yere yığıldı.Suat başçavuş ani bir refleks ile belindeki tabancayı çıkarttı.Havaya iki el ateş etti.


KISIM 3
-Erkan hoş geldin.
-Sağ olun
-Nasılsın?
-Bilmiyorum
-Seni çok sıkıntılı gördük
-Evet öyleyim.Şu yaşadıklarıma bakılırsa normal değil mi
-Ne yaşıyorsun ki?
-Siz benim ne yaşadığımı nereden bileceksiniz ki beni anlayasınız
-Kendini bize bırakırsan biz seni anlarız.Unutma ki hepimiz bir bütünün parçalarıyız.
arkası yarın

Melih Emeç

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri