11.11

2009

Yokluğunda

Esra Saygı
Hiç kapanmayacak yaralar açtı bu gidişin bende;

Seni asla kaybetmeyeceğimi sandığım bir bahar akşamında kaybettim.Gidişinle umutlarım, mutluluklarım da beni toptan terk ettiler.Yine seninle ilk tanıştığımız yerdeyim, saat kulesinin tam karşısındaki çay bahçesinde.Üşüyorum. Ruhumun soğukluğunu senden hatıra kalan rengi solmaya durmuş sarı lacivert renkli atkımla ısıtmaya çalışıyorum. Elimde sigaram,izmarit dolu küllük ve soğumuş çayımla yine sana su gibi akıyorum. Yorgunum sanki asırlardır, gözlerim saate takılı , tik tak- tik tak zaman acımasızca akıp gidiyor sevgili.

Çok uzun bir aradan sonra seni rüyamda gördüm.Yüzünü mutlu zamanlarımızdaki gibi görebilmek için gözlerimi birkaç saniye kapattım.Seni başka bakışların ve zamanların bozmadığı halinle, aynı kurnaz bakış, aynı esmerlik ve anlına düşen siyah perçeminle gördüm.
Gözlerinin karası dokunaklı, ve bakışların sakınmalı bir kayıtsızlıkla doluydu.Çoktandır uzakta olduğun ve sesini kaybetmiş olduğun için konuşamıyordun.Seni ilk görüşümü anımsadım ve sonuncusunu...İkisi de hüzünlüydü. Ve şimdi burada oluşun tıpkı eskisi gibi, ayrı ayrı yaşadığımız hayatlardan çalınan bir andı.Bu yüzden ansızın kayboluverdin.

Bahçede kaldım ve sabırla kalabalığın dağılmasını bekledim. Ağaçların ardında tan ağartısı vardı ve dalları kırmızıya dönmüştü.Bir mevsimin sonuydu ya da başı.Hava nemli ve ılıktı.Yapraklarsa koyu yeşil. Sana duyduğum özlemin ağrısıyla, yüreğime el koyan ağrılı bir kayıp duygusu arasında şaşkın, tadsız, incinmeye hazır,belki kutsal kitaptan bir melek misali çıkar gelirsin diye bekledim.

Ve geldin.

Özlediğim bütün geçmiş yıllar için sımsıkı sarıldım sana. Bedenim bedenini hemen tanıdı.Çok uzun bir ayrılıktan sonra ait olduğu yere , yuvasına dönmüştü sanki ve artık oradan hiç ayrılmak istemiyordu. Karşı konulmaz bir arzuyla öpüştük ve birbirimize ilk dokunduğumuz anki büyüyü deliliği duyduk. O özgürlüğü, masumiyeti. Araya giren bunca zaman bunca düş yıkımı bozgun ve kayıtsızlıktan sonra birbirimizin ruhunu hasretle kucakladık sanki. Demek, diye düşündüm, her şey geçti.Acılar, öfkeler, suçlamalar ve bozulmuş yeminler, hepsi bitti.

Yüreğimin tam ortasına çiçek kokulu ilaçlarla dolu iğneler battı bir an... aramıza yeniden sessizliğin girdiği an büyük çoşku ve mutlulukla uyandım.

Artık son demi akşamın ,rüzgarın son savruluşu sensizlik sonsuz bir çığlık bir yankı belki kulaklarımda hep ,yüreğimde. Her kanat çırpışında güvercinin gökyüzüne sesini duyuyorum karanlığın ortasında ve biliyorum ki yüreğimdesin hep gittiğini söyleyen dudaklarıma rağmen.

Yollar yine kalabalık, yeni ayrılıklara taşıyor insanları. Ve ayrılıklar yine hüzne çevirecek güneşin yüzünü. Şimdi sensiz, aşkımın rengi yetim sevgili, bir basamak ötesi ölüm.

Gök uzak, yer uykuda...

Engin mesafelerle
Ay giriyor buluta...

Sesler hatırlatıyor
Bana uzak-yakını...

Durdurmak istiyorum

Saatin tik-takını..

Gitmeliyim...



Esra Saygı

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 3 öyküsü bulunmaktadır.

Esra Saygı yetkili üye konumundadır.


Esra Saygı öyküleri

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri