» Necip Fazıl Kısakürek şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

12.07

2009

Gün Doğmadan Neler Doğar

Elif Yalçın

Bu öykü, 11.12.2012 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.


Sıradan soğuk bir kış gecesi.Aslında öyle göründüğü gibi sıradan bir gece değildi. Fatma ve üç kızı yanan sobanın başına toplanmışlar herbiri farklı şeylerle meşgullerdi.Anne örgü örüyor,küçük kız ders çalışıyor,diğerleri ise televizyon seyrediyordu.Ama hepsinin kafasını kurcalayan bir soru vardı.Bu kışı nasıl geçireceklerdi?Evlerinde odunları bitmek üzereydi,paraları ise çok azalmıştı."Gün doğmadan neler doğar " demiş atalarımız ama bu atasözü bu aile için geçerli değil gibi gözüküyordu.Çünkü artık babaları yoktu başlarında.

Geçimlerini balıkçılık yaparak sağlıyorlardı.Herşey çok güzeldi.Ama bir sabah babalarının denizde kaybolduğu haberiyle uyandılar.Dünya o an başlarına yıkılmıştı.Balıkçı teknesi, gece çıkan ani fırtınayla alabora olmuştu.Bütün arama çalışmalarına rağmen bulunamamıştı Mehmet.Bu o kadar acı ve kötü bir durumdu ki.Yaşıyor mu ölü mü belli değildi.Fatmanın artık bir eşi yoktu.Kızlar da babasız kalmıştı.Kader kötü bir oyun oynamıştı onlara.Günlerce ağladılar ,geceler boyu bulunması için Allaha yalvardılar.Artık hiçbirinin ümidi kalmamıştı günler geçtikçe herşey daha da kötüye gidiyordu.Bir daha babalarını göremeyeceklerdi. Fatma resimlere bakıp avutmaya çalışıyordu kendini ama nafile bu acısını daha da arttırıyordu.

Geçim sıkıntısı yüzünden de ne yapacaklarını şaşırmış bir vaziyettelerdi.Ev sahipleri her gün kapıya geliyor,evden çıkmaları için baskı yapıyordu.Bakkala olan borçları yüzünden bakkalın önünden geçemez olmuşlardı.Komşularının yardımlarıyla geçiniyorlardı.Koca bir belirsizliğin içinde kaybolmuşlar,yaşadıklarına bir anlam veremez olmuşlardı.Artık ümitlerini iyice kesmişlerdi.

Soğuk sıradan bir kış gecesi demiştim.Sıradan bir gece değilmiş meğer.Fatma ve üç kızı otururlarken birden hızlıca kapı vurulmaya başladı.Gecenin bir yarısı bu gelen kimdi acaba?Alacaklı olamazdı herhalde bu saatte.Fatma yavaşça yerinden kalktı.Camdan baktı önce.Gözlerine inanamadı. Karşısında duran Mehmet miydi?Yoksa hayal mi görüyordu?Hayır hayal değil gerçeğin ta kendisiydi.Karşısında duran eşi Mehmetti.Kapıya doğru öyle bir koşuşu vardı ki Fatma'nın.Çocuklar bir anlam verememişlerdi.Onlar da annelerinin peşinden koştular.Bir de ne görsünler? Babaları karşılarındaydı.Büyük bir sevinç çığlığı koptu, inledi duvarlar.

Artık kötü günler sona ermişti.Mehmet sonunda çıkıp gelmişti.Fatma çok mutluydu.Eşi,evini direği,Mehmet'i yeniden yanındaydı işte.Çocuklarda babalarına kavuşmuşlardı.Artık başları bükük,korkarak dolaşmayacaklardı.Herşey çok güzel olacaktı.Tüm yaşadıklarını unutmaları mümkün değildi ama bu buluşma herşeye ama herşeye değerdi.

Gün doğmadan neler doğar atasözü bu aile için geçerli değil demiştim ama.Yeni bir gün doğmadan daha hayatlarına güzel bir gün doğmuştu işte.


Elif Yalçın

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: gün-özlem-hasret-turkuaz

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri