» Cezmi Ersöz şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

Ayça Özbay - BU KÖŞE "SEN" KÖŞESİ

Sezgiler Bilinçaltı ve Üstbilinçle Kurduğumuz Direkt İletişimdir

Beş duyumuzun ötesindeki gerçekliği net bir şekilde algılayabilmemize uygun enerji ortamı vuku buluyor dünyamızda.
Bu süreçle ilgili kapsamlı bir yazı hazırlayacağım daha sonra.

Sezgilerimiz kalbimizin sesidir ve o da bilinçaltımızla, üst bilincimizle kurduğumuz direkt iletişimdir. Dünyada beş duyumuzla algıladığımız her şey, bilinçaltımızdaki inançlarımızın yoğunlaşarak maddeye dönmesidir.
Bu sesin tanınmasına yardımcı olacağını düşündüğüm kısa bir hikaye paylaşacağım sizlerle.

Sevgi ile kalın...


"Bir şey var bilmiyorum ama hissediyorum."

Marketin brandasını yeni yaptırmışlar galiba, ne kadar da canlı görünüyor şeritlerinin kırmızı olanları. Geçen gün gördüğüm kırmızı ayakkabıları alsam mı acaba?
(El frenine dikkat et.)
Topukları çok güzeldi ama topuklu ayakkabıya ihtiyacım var mı ki? İşe giderken giymek için düz ayakkabılar almalıyım. Altları da lastik olmalı hatta.
(El frenine dikkat et.)
Köselelerin parkede çıkardığı ses, yapılan çalışmalarda rahatsızlık yaratmıyorsa da bende yaratıyor; tak tuk tak tuk... Lisedeyken matematik öğretmeninin, sınav sırasında sıraların arasında dolaşırken çıkardığı tak tuklar nasıl da dikkatimi dağıtırdı.
(El frenine dikkat et.)
Sanki Matematiğim çok iyiymiş gibi... Sahi Matematiğim, Fen'im çok iyi olsa ne olurdu ki? Tıp okuyup doktor filan mı olurdum? Aman canım ne alakası var?
-'Ayy patladın mı gidiyorum işte. Kırmızıda mı geçecektim? Aaa...'
Ohh mis gibi çimen kokusu. Çimleri biçmişler herhalde. Çim makinelerini nasıl taşıyorlar böyle sokak sokak?
(El frenine dikkat et.)
Hem nerede duruyordur bu makineler, belediyenin kullandığı malzemeler? Depo gibi bir yerleri vardır herhalde. Soğuk hava depolarında neler saklanıyordur ki? Depo diye bir gece kulübü vardı bir zamanlar.
(El frenine dikkat et.)
Yoksa Deppo muydu adı? Ortaköy'de miydi ne? Ortaköy Hamamı'na giderdik annemle küçükken. Ayy ne güzeldi. Off şu elmalara bak! Ağzım sulandı. İki dakika yanaşıyım şuraya.
-'İyi günler, bir tane elma istiyorum. Şunlardan...'
-'Bir tane mi?'
-'Evet bir tane. Yıkar mısınız benim için?'
-'Tamam abla, canın mı çekti'
-'Hmm evet canım çekti'
(El frenine dikkat et.)
-'Ne kadar?'
-'İki lira versen yeter.'
-'Sağol. Hayırlı işler...'
İçimde bir şey var, Allah Allah... Bilmiyorum ama hissediyorum.
Ağzımın sulandığı kadar varmış valla bu elma. İyi ki almışım. On beş on altı yaşlarındayken beğendiğim çocuğun bana canım çekti diye getirdiği, benim de yemeye kıyamayıp çekmecede aylarca sakladığım elma da böyle lezzetli miydi acaba?
(El frenine dikkat et.)
-'Ahahahaha! Deli miyim ben azıcık?'
Bütün delirenler Bakırköy'de yatıyor sanırdım küçükken. Delirmekten korkuyordum galiba. Eh işte korktuğun başına gelirmiş ya. Zaten deliymişim de fark edememişim.
'Delilerden sen anlarsııııın konuş onlarlaaa... Nasıl muhhhhtacım bunaaa... Bir gece annsızın gel yine, elindeee mor çiçekklerle, tazelikle gel yinee...
(El frenine dikkat et.)
lay lay la la lom'
Neden la la lom denir de, la la lam denmez acaba? Kimler oluşturdu bu kelimeleri, dilleri? İtibarlı olabilir ya da sevilen birileri bir şeyler demiş, kural olmuş işte her şey. Ben bundan sonra la la la lüm desem kim ne diyebilir ki?
-'Ha hayyyttt'
Hıh şurası herhalde. Tamam, 'Duy' Apartmanı demişti. Ne biçim isim koymuşlar apartmana... Adama bak ya, tek boş yere giriyor. Bir kere de boş yer bulup park edebilsem... Bende azıcık şans olsa zaten...

Kadın epeyce dolaştıktan sonra park yeri bulur. İşini bitirip geri döndüğünde; el frenini gerektiği kadar çekmediği için, arabanın kayarak ilerideki çöp bidonuna çarpmış olduğunu görür.
Kadın alıştığı üzere, zihnindeki kalabalığın sesine odaklı olduğundan; kendisini defalarca uyarmış olan iç sesine kulak asmamış, tatlılıkla devam edebileceği gününün yönünü kendisi değiştirmiştir. Üstelik bu durumu 'hep beni bulur', 'bende de şans olsa' gibi tabirlerle yorumlar.

Kalp her zaman her şeyi bilir.
Kalbinin sesini DUY...
Kalbinin sesini dinle...

Ayça Özbay


- 30.11.2015 03:04:15

Yazarın Diğer Yazıları

Ayça Özbay - 30.11.2015

Ben de teşekkür ederim. Yazdıklarımın olabildiğince çok kişiye ulaşması, küçücük bir dokunuşla da olsa bir farkındalığa vesile olabilmek benim için gerçekten mutluluk verici.

Işın Ergüney - 30.11.2015

Ayça hanım,

Yazılarınız yeni ufuklar açıyor.
Her yazınızda ayrı mesajlar iletiyorsunuz.

Şiirkolik ailesi adına teşekkür ederim.

Ahmet Zeytinci - 30.11.2015

Kalp ve bilinç ikisinin birlikteliği ile aslında insana güzellikler katılıyor. Ünlü Avusturyalı Ruh Bilimci Sigmund Freud ''Bilinç bir deniz ise bilinçaltı okyanustur.'' der bir cümlesinde. Bilinçaltımızdan bilincimize yansıyanları iyi analiz etmek ve zaman zaman kulak vermek de lazım sezgilere de. Güzel bir yazıydı kutlarım içtenlikle Ayça hanım...

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri