» Sunay Akyn şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

Ayça Özbay - BU KÖŞE "SEN" KÖŞESİ

Uğurlar Olsun Bağnaz Yaşam

Canım; bizi çok oyaladın bu kandırmacanın içinde. Şimdi biz açtık gözümüzü, ışık girdi gönüllerimize. Kulaklarımız senin duymamızı istediklerini değil, kalplerimizin sesini duyuyor artık. Burunlarımızda cennet bahçelerindeki çiçeklerin kokusu, ağızlarımızda hiç bilmediğimiz enfes lezzetlerin ferahlığı... Ayrılıyoruz senden şekerim.

Böyle havalı havalı girdiğime bakma konuya, ayrılık kolay değil. Bunca yaşanmışlık var aramızda, bunca sevmişlik kocaman yüreklerimizle, bunca inanmışlık, bunca öğrenmişlik... Senden ayrılmamak için ne hallere sokuyoruz kendimizi bilsen, şaşırırsın. Şımarık çocuklar gibi paralanıyoruz. Bazımız kendini iflasa sürüklüyor, alıştığı konforlu hayattan oluyor; bazımız ayrılıklar yaşıyor; bazımız hasta ediyor bedenini; bazımız dayanılmaz gözüken kayıplar, haksızlıklar, felaketler içinde... Ve karanlığın, ışıksızlığın getirebileceği son noktaya giriyoruz bu vesilelerle. Bizi tanımadığımız atalarımızdan bu yana alıştırmış olduğun 'korku'yu, dibine kadar yaşıyoruz orada.

Bu hal yapışıp kalmış bir kere üzerimize. Bize hissettirdiklerini yeniden yaşamaktan da korktuğumuz için gitmek bilmiyor, hatta büyüdükçe büyüyor. Senin bizi, kendi sesimizi takip etmeyi bırak, duymayı bile beceremeyecek hale getirmek için kullandığın yöntemdi bu; 'korku'...
Biz korktuğumuzu bile anlamadık be güzelim. Öfkeliyim dedik, üzgünüm dedik, acıdık kendimize... Çaresiz hissettik, huysuzlandık, sabırsızlandık, hırslandık, sahiplendik, yargıladık, tanımladık, kıskandık, hırpalandık, yaralandık, kaybolduk biz...

Üstelik hep başkalarını suçladık. Kendimize bakmak aklımıza bile gelmedi. Her şeyin bizden yansıdığını göremedik. Bir türlü anlayamadık hepsinin altında yatanın 'korku' olduğunu.

Kuralları konulmuştu hayatlarımızın. İyi, asil, örnek gösterilecek davranışlar belliydi ve öyle olmayanlar da... Biz hep beğenilen, uygun olduğu düşünülen hayatları yaşamaya çalıştık. İçimizden gelenle örtüşüp örtüşmediğine bakmadan, sorgulamadan kabul ettik bize biçilen davranış şekillerini... Gönlümüzde olanı yapmayı ayıp sandık, günah sandık. Oysa günah, gönlümüzde olanı yapmamaktı. Göremedik... Düşünmekten bile korktuk biz özgürce...

İtibarın yanı sıra parayı da kullandın bizi yönetmek için. Sana hizmet edenler istifledikçe malı mülkü; sana hizmeti marifet, hizmet için her yolu mübah sandık. Asırlar içinde bu düşünceye daha birçokları karıştı ve bolluk algımız da sınırlandı. Hep daha fazlasına özendikçe biz, yaradanın sesinden uzaklaştık. Bolluğu kaybetmekten de korkuttun bizi.

Öyle zekice bir plandı ki seninkisi; kendini duyup buna göre adım atanları, aramızdan çıkan cesurları cezalandıran da biz olduk. Onun yaptığı davranıştan etkilenenlerin yerine koyduk kendimizi. Bir gün bizim de böyle bir davranıştan etkilenebileceğimizi düşünüp, bundan da korktuk. Bu yüzden; eleştirdik, yeri geldi deli dedik, bazen ileri gidip engelledik, haksızlık ettik, daha da ileri gidip canından ettik... Senin bekçilerin kesildik. Yıllar, yıllar, binyıllar geçti böyle; dünyamızda korku hüküm sürdü...
Bir gün öyle çok korktuk ki, evrende TEK başımıza hissettik. Yapayalnız... Sanki benliğimizden başka hiçbir şey yoktu var olan. Sanki ses de yoktu, zaman durmuştu sanki. BİR başımıza kalmış gibi... Öylece... Olduğumuz gibi... Sanki her şey bir rüyaydı...

Rüyanın rüya olduğunu anlamak uyandırdı bizi!

Sonra tanıdık tatlım seni. Sen sevginin azlığıydın Bağnaz Yaşam...

Anladık ki baskılanmışız biz, ataların ahfâda naklettiği kalıplaşmış düşünce, davranış ve duygularla baskılanmışız.
Tüm rollerimizi, etiketlerimizi, bizi biz yaptığını düşündüğümüz her şeyi bir kenara bırakarak; doğduğumuz andan itibaren içimizde taşımamıza rağmen, kulaklarımızı sesine kapalı tuttuğumuz, önemsemeyip onun bize yaptıracaklarından korkarak hep karanlık odalara kapattığımız ve kapıyı da üzerine kilitlediğimiz, varlığını reddettiğimiz, adını koyamadığımız ve aslında 'gerçek biz' olan parçamızla tanıştık. Onu yargılamayı bıraktık, olduğu gibi kabul ettik, olduğu gibi sevdik. Bunu yapmak kolay mı oldu sanıyorsun? Olmadı...

Bu yol biter mi hiç? Bitmez...

Bu yol devam ettikçe sen de orada olacaksın. Çünkü sen de bütün oyunlarınla, bizim parçamızsın. Seni, gördük biz Bağnaz Yaşam. İktidarın için kullandığın 'korku'yu da gördük, tanıdık ve kabul ettik... Öylece... Olduğu gibi... Bu kabul ile seni de aldık kendimize, olan bu.
Mutlu olmak için senin koyduğun hedeflere, kurallara ihtiyacımız yok artık. Biz zaten mutluyuz şimdi. Öylece... Sebepsiz... Ayrıca bunu paylaştıkça çoğaltacağımızı da biliyoruz. Ateş harlandıkça mumlar alev alıyor. Teker teker uyanıyoruz.

Biz sevmeyi öğrendik. Olduğu gibi kabul etmeyi, olduğu gibi sevmeyi, güvenmeyi kendimize... Öyle çok seviyoruz ki... Seni de seviyoruz biliyor musun? Sen, tam tersini göstererek, oluş'un sevgi olduğunu öğrettin bize.

Teşekkürler Bağnaz Yaşam!

- 7.10.2015 22:46:20

Yazarın Diğer Yazıları

Ayça Özbay - 15.10.2015

Evet iyi ki buradayım Işın Bey Teşekkür ederim...

Ahmet Bey, çok teşekkürler. Hepimiz için bağnaz yaşama elveda demiş olsun bu yazı...

Ahmet Zeytinci - 11.10.2015

Ne kadar uzaklaşırsak o kadar güzel ve doğru davranışları yakalayacağız. Akla ve mantığa uygun yaşam adına... Güzel bir yazıydı kutlarım...

Işın Ergüney - 8.10.2015

Sevgili Ayça Özbay,

Şiirkolik ailesine ve Köşe Dostlarımızın arasına hoş geldiniz.

Sizden çok farklı ve yol gösterici yazılar okuyacağız.

İyi ki buradasınız

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri