» Nazım Hikmet Ran şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

Ceyda Arslan - Buğulu Pencere

20 Dakika

Sen şimdi gel de,

'Bir anne oğlunu aklı başında biri yapabilmek uğruna 20 yıl çaba harcar, sonra bir başka kadın gelir 20 dk'da aklını başından alıverir' diyen oğlan annelerine söylenme.

Önce,
Açıklasın. 'Aklı başında oğul' prototipi nasıl bir şey?
Bu bir.

E İş, aşk olsa 20 dakikasını değil, bir bakışlık zaman dilimini alır diğer kadının.
Ruh eşi gibi bir durum olduğunu varsaysak, hani konuştular,tarttılar birbirlerini misali.
Ee o zamanda sevinmen gerek.Ciddi ciddi aklıbaşında evlat yetiştirmişsin demek. Bu iki.

E üç: Belki oğlunun senden öğrenemeyeceği önemli bir deneyim var? Ee bu durumda da senin bunca şikayete, yok efendim 'gitti yirmi senem' diye hayıflanmana ne gerek var? Kocan mı o senin? Oğlun. Bi düşün yahu?!

Vallahi söz ister meclisten içeri ister dışarı. Tamam genelleme yapmak tabiî ki haksızlık. Ama kabul görmesi gereken şudur ki;

Her anne, kilosu,boyu, posu ne olursa olsun, 'dalyanlar' gibi biricik evladını, 'el kızı' ile paylaşmak zorunda kaldığı andan itibaren, 2. kadın mertebesine düşme korkusu yaşar.

Bu böyle kardeşim.
Ha, kendini geliştirebildiği, oğlunun da bir gün kendilerinden bağımsız bir hayatı olacağı gerçeğini hazmedilme becerilerine göre de derecelenir girdikleri bunalım. O ayrı.
Ama ısrarla söylüyorum: 'yaşanır.'
...

Bir keresinde, müstakbel gelin adayının ilk kez davet edildiği ve hepbirlikte tanışılacak bir yemeğe davetliyiz. Hiç unutmam.

İçindeki tüm korkuyu, özellikle oğlu yanında sözleriyle 'gelinimi baş tacı yaparım ben' telkinleriyle yenmeye çalıştığını çok iyi bildiğimiz cici bir teyzemizin, yemek arasında birden oğluna dönüp, oğlunun kızacağını bile bile 'ah benim yakışıklı,güzel oğluşuuuum, annesinin kuzusu,büyümüşte...Gel anneciğin öpsün seni bi' şeklinde kollarını açmışlığına şahitlik ettim.

Birden buz gibi bir sessizlik çöktü masaya.
Aslında bu samimiyetsiz sevgi resitalinin ardında yatanın, 'Hııım...durum ciddi. Bir şeyler yapmak lazım' şeklinde düşünmeden,tamamen içgüdüsel olarak, gelin adayına açılmış sinsice bir savaşın ilk adımı olduğunu tekrarlamaya gerek yoktur sanırım.

E o an, oğlan fevri bir şekilde anneye laf söylese, yarın öbür gün herhangi bir durum da kıza annesini saydıramayacak.
Gidip bir şey olmamış gibi öpse, kızın gözünde bi me'lemediği kalacak.

E gelin adayı deseniz, Birden kalkıp 'öyle öpülmez böyle öpülür' diyerek oğlanı nefessiz bırakamayacağına göre; İlk tanışmalarda dengeyi kurabilmek bu yüzden esas oğlan'a düşer ve bu yüzden önem arz eder.

Bizim hikayeye gelince..

Oğlan tüm şaşkınlığına rağmen kalkıp annesinin yanına gidip, annesinin gerçekten içindeki korku yüzünden böyle düşünmüş olduğu bilinciyle ona güven veren sıkı bir kucaklaşma ardından, gelin adayımızın yanına varıp, gece boyu annesinin fark edeceği şekilde eli sevdiği kızın elinde, 'ben seni anlıyorum ama sen de bundan sonra bu görüntüye alışsan iyi olur anne 'şeklinde mesaj verseydi; Hem final süper olacaktı hem de gerek gelin gerek anne, esas oğlanın kalbindeki yerlerinin kıymetini bilip, birbirlerinden ne az ne de fazla sayılmayacaklarının güveni ile, gereksiz ve tatsız bir yarışta bulmayacaklardı kendilerini.

Ama oğlan ne yaptı?
Kızın yanında annesine'Nerden çıktı bu? Bilerek mi yapıyorsun!" şeklinde feci bir şekilde çıkıştı. Sonra bu çıkışın ezikliği ile bu kez olur olmadık şeyler yüzünden kıza sataşmaya başladı vs..

Bir kaç gün sonrasında da bu işin, ondan alıp buna vurarak yürümediğini,bu dengeyi sağlamakta geç kaldığını anladığında da sessizce terk ederek buldu çareyi. Açığının açığa çıkmasından endişe duyarak, hiçbir açıklama yapmadan hem de..

Kayınvalide için hem zafer, hem sebebiyet vermekten dolayı burukluk oldu bu durum.
Oğlan için ders, belki?
Ama Kız için kesinlikle kurtuluştu diyebilirim.

Allah herkesi dengine bağışlasın.,
.....

Peki ya 'kız anneleri'?

İşte onlar,bu dengeyi doğru zamanda doğru şekilde sağlayabilecek bir damatları olsun diye bu yüzden dua ederler hep..

İster yüksek yüksek tepelere , ister burunlarının dibine gelin giden Ayşeciklerinin, kıymet bilen ellerde mutlu olmaları için gönüllerinin yettiğince hem de..Çünkü aslolan 'iyi geçim'dir onlar için..

Dünür/dünürleri arasında sık sık münakaşa yaşamaları da bu yüzden olasıdır.
pencereler farklıdır çünkü.
Biri gelin görür.
Biri, damat yerine 'evlat'.

İlk kez davet ettikerinde bile, öyle övmek yerine, (çünkü öyle emindir ki oya gibi işlediğinden; Övmeye hacet yoktur) tanımaya çalışırlar 'oğul' bileceklerini.

Hele
- Çalışkanlık
- Saygı ve
- Dürüstlük gördülerse karşılarında, bitmiştir olay.

Zemin etüdü uygunsa, inşaa kısmı, evlatlarından yardım talebi gelmediği sürece kendi karar vercekleri şeylerdir.

Fark budur.

Geleneği, göreneği, yemeği, düzeni farklı iki koca hayatı tek bir çatı altına sığdırıp şekillendirmeye uğraşan evlatlarına yük olmak yerine, onlara destek sağlayabilmek adına, kendi bencilliklerinden sıyrılıp evlat bilebilmekte 'yeni' geleni..

Sizin sıfatınız "anne" ne de olsa..
Peki ya "kızım" diyebilen ve derken bunu hissettirebilen bir kayınvalide modeli varmıdır dünya'da?

Varsa ne mutlu.

Yoksa da,

Güzel Tanrım bizleri,
20 dakika da ağzımızla kuş tutsak, hayıflanacak bir şey illa ki bulacak "kayın" lardan koruya...


- 6.10.2010 15:52:34

Yazarın Diğer Yazıları

Seyfi Karaca - 25.10.2010

Bütün hayatın bu aksıyanlarına rağmen, sizin yaşamınızda herşeyin gönlünüzün dileğincesilere rast gitmesini bütüm kalbimle diliyor, sevgi ve selamlarımı yolluyorum.
(Bu satırlar aşağıya sığmadığından buraya ekledim.)

Seyfi Karaca - 25.10.2010

Güzel insan,
Değerli emeğinizi ben klasik kompozisyon didiklemeleriyle uymyuş mu, uygunsuz mu düşmüş ? İrdelemeleriyle gözlüklemedim inanın. Zaten benlik şeyler değildir ortaya konulmuş olan binbir zahmet şeyleri ölçekleyip kuyumcu terazileriyle öşüre grama vurmak. Sunulan şeylerin ışıl ışıllığından ziyade kime ne iletmek istediğiyle ilgilidir benli alaka. Sanırım hepimizin yazmaktaki içinde tutulmaz derdiyle kıvrandığıda bundandır. Yani yüreğimize yuvalanan ufak tefek kıpırtıların harcıdır bizi delisiyle dillere düşüren meram.
Üstünde durduğunuz konu evet, toplumumuzun bütün kangrenlerinin mihenk taşı. Ama gelin görün ki duruşlarında samimiyetsiz, ifadelerinde oynak ve muğlak olmalardır işi düzelteceğine daha da azıtan. İnsanlar elele tutuşup kendilerine ait hayatlara dünyanın güzel evlerini kuracakken..Yani bu kadar basitken hayat..Binbir usulüne uygunsuz ayak oyunlarıyla dünkü tutsaklıklarımızı yarına taşıyoruz..Bu gelgitlerin kırıntısında fert olansa duruma tabidir yazık ki.

Ceyda Arslan - 20.10.2010

Sevgili Ayşe Hanım,
Ne demek haddim olmayarak
Aileyiz biz burada..Ve inanın nefes nefese yazımı ziyarete gelişiniz , düşünceleriniz'siz bırakmayışınız çok ama çok mutlu etti.

Kucak dolusu sevgilerimle,

Ayşe Keskin - 20.10.2010

Ceyda Hanım Günaydın,
Üyeliğim onaylandı ve ilk işim daha önce okumuş olduğum yazınıza haddim olmayarak bişeyler karalamak. Akıcı ve günümüzde yaşanan olaylarla örtüşen güzel bir yazı olmuş.
Sizi kutluyorumve sürekli izleyeceğim.
Sevgiyle

Ceyda Arslan - 19.10.2010

Sayın Seyfi Karaca,
Tek kelime ile üstünde düşünülmeye bile değmeyecek, esamesi çoktan okunmuş yazımı okumaya,yorumlamaya lütfettiğiniz değerli vakit için teşekkür ederim öncelikle.
Yalnız belirtmek isterim ki birşeylerin kokuşmuşluğu ya iyileştirilmesi halinde ya da onu bastıracak farklı bir "koku"nun duyulması halinde etkisi geçmiş sayılır..Benim gözlemlediğim kadarıyla ne yazık ki hala bu yaranın tam olarak iyileştiği söylenemez.
Yazmaya değer bulduysam bu yüzdendi..
Özgüven ve saygı dengesi konusunda ise elbet katılıyorum size.Orta'sında buluşamazsak bu dengenin, kendilerinin korkuluğunu yetiştirmeye devam edecek ebeveynler..
Sorunuza gelince..
Bir evlat sahibi olur da o günü görürsem eğer; eşimle birlikte oğlumu/kızımı tecrübe ettiğimiz ve sahip olduğumuz tüm güzel tecrübelerimizle yetiştireceğiz.Dolayısıyla onların seçimleri bize ancak bir başka oğlum/ kızım diyebileceğimiz evlat getirecektir..
Böyle düşünüyorum
Saygıyla..

1 2 3 4 »
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri