Ceyda Arslan - Buğulu Pencere

Bilginer-Gezen-Poyrazoğlu ve diğerleri..


Tiyatro dünyasıyla ilgiliyseniz olayı mutlaka duymuşsunuzdur.

Aslında konu başlığını "yavşak"lı bir şekilde yapsam kesin hatırlardınız ya, böylesi daha iyi. Ne de olsa reklama ihtiyacımız yok, çok şükür.

Her neyse.
Geçtiğimiz günlerde bir dergiye verdiği ropörtajda "Oyuncuların çoğu yavşaktır" demişti ya Haluk Bilginer,vay, sen misin bunu diyen.

Bırakın olayı, artık kendini bile sorgulamaktan aciz halkım ve halkımın önde gelen oyuncu kahramanları; Bu tabir niye,kim için kurulmuş? ,adam bunu niye söylemiş?
-Yine-
araştırmadan vermiş veriştirmiş biliyor muydunuz?

Hem de ne veriştirme!

Olayı duymayanlar için kısaca anlatalım.

Haluk Bilginer bir dergiye kapak oluyor ve verdiği ropörtajda "Ben 'Babam öldü ama hâlâ sahneye çıkarım' yavşaklığına asla inanmam. Önce insandır önemli olan, oyun değil. Ben babam ölürse sahneye falan çıkmam, kıçımı yesin herkes. Bu kadar içini yakan bir şey varken 'Çok üzgünüz ama show must go on' demek... Bırakın bu işleri yani. 'Babamız ölür biz sahneye çıkarız, biz böyleyiz.' Hadi ya!" diyor.

....
Evet?
Ne var bunda?
İlk okuduğunuzda eminim "yuh" dediniz içinizden.
Aslında haklısınız da az-çok.
Zaten düşünebilenlere konuşuyor Usta.

Tıpkı ilk tepkinizden sonra en azından, bu adam bunu niye dedi diye sorgulayabilenlere.
Hak verirsiniz vermezsiniz ayrı konu.
Ama koskoca bir konu dururken içinde geçen kelimeye tutunup saldırırsanız ben de cinlenirim böyle işte.

Hadi, biz siz diğerleri tamam da aynı hamurun içinde, aynı mücadelede olan isimler bunu yaparsa..
Ona ne demeli?
Asıl -yuh- onlara değil de ne?

Al.
Müjdat Gezen mesela. Çıkıyor diyor ki "Bu söylenenleri Muhsin Ertuğrul duysa kemikleri sızlardı..."
(devamında da sokak tabiriyle Haluk Bilginer'e resmen 'saydırmış' olduğunu görüyoruz.Şişirilmiş balonmuş da, kötü aktörmüş de..vs)

Sonra, Ali Poyrazoğlu. Aman eksik kalır mı?
Onun da "Haluk Bilginer yavşaklık konusunda aynaya bakıp konuşmuş olsa gerek" dediğini öğreniyoruz.
Dahası hiç utanmadan koskaca meslektaşı Haluk Bilginer'i 'ar damarı çatlamış' ilan ettiğini(!)

İşte ben de tam bu yüzden Yuhh dedim.
Ve indirdim tahtlarından her ikisini de.

Bugüne kadar iyi kötü yaptıkları her işe saygı duyduğum halde, artık efsane falan olamayacak iki isimdir de ayrıca: Müjdat Gezen ve Ali Poyrazoğlu.

Nedeni basit?

Çünkü bir devrin "efsane"si olmak, kaç tane okulu olduğu ile değil, o okullarda nasıl bir eğitim ve öğrencileri ile nasıl bir ilişki kurabildiği ile alakalıdır.

Koskoca bir röportajdan cımbızla çektiği kelimelere yağdırıyorsa "eğitmen", ve bu şekilde empoze ediyorsa gençlere, kusura bakmasınlar ama bunun altında kıskançlıkta aranır, çekememezilikte.

Nerde kaldı sanatçı derinliği?

Haa, eğer babası öldüğü gün sahneye çıkıp bizi eğlendirecek " robot"lar yetiştiriyorlarsa da zaten, derhal kapatılsın o okullar derim ben.

Bize cepleri dolu değil, yürekleri dolu bir gelecek lazım.
Yürekli gençler lazım!

Öyle Muhsin Ertuğrul'un ismi ardına saklanıp, kulağına değmeyen sözleri yüzünden kendi görüntüsünü taşlamayı kaldırmaz "efsane olmak'.

Allahtan yıllardır darbükatör baryam ya da ali kaptan dışında başka 'biz'den tipleri olmadı da, bugün bu sözler yüzünden ziyan olan başka tipleri de ağlatmadılar kalbimizde..

Yazık çok yazık..
...

Son olarak,
Üstad Bilginer'in bir haber sitesine yolladığı mektubunda kendisi için söylenenlere verdiği yanıtla bitirmek istiyorum ben yazımı.
Zira yazdıkça saygım daha da kan kaybediyor bazı isimlere..


Sevgiler..



KUTSAL'A MI DOKUNDUM?

Bir mesleği kutsallaştırmak çabası nedendir acep?
Mesleği doğru dürüst icra etmek yerine, mesleklerini kutsallaştırıp, göz boyamak isteyenlere ayna tutulmuş gibi mi oldu?
Bir marangoz övünmüş müdür hiç? Babam öldüğünde atölyeye gidip, iki masa bir büfe zımparaladım, diye.
Bir aşçı böbürlenmiş midir? Anamı kaybettikten sonra mutfağa girip bir tepsi baklava açtım, diye.
Oyuncu niye aynı durumu kullanarak farklı bir algı yaymak isteğindedir dersiniz?
Oyunculuk niçin kutsaldır da, inşaat işçiliği değil? ...

Kendi suretini aynada görüp de aynayı kırmaya çalışana ne demeli?..

Haberi kaynağından okumadan, hatta haberin sahibine sormak gerekirken, nasıl bir gaza gelmektir bu?

Sansasyonel başlık atmak gazeteci refleksidir mutlaka..
Konuşma anında, öfkeyle, bir durumun altını çizmek adına sarfedilmiş sözleri alıp, içeriğinden bağımsız kullanmak yazanın tasarrufudur tabii ki.

O başlığın altındakini okumak zahmetinde bile bulunmadan, hangi bağlamda, kimler ve hangi durumlar kastedilerek sözün sarfedildiğini araştırma zahmetine katlanmadan nasıl bir saldırıdır bu? ...
Nasıl ve ne sebeple bir nefret birikmiştir ki, o düğmeye basıldığı anda patlar?

Yıllardır söylüyorum söylediklerimin aynısını, tık yok!
Konunun içeriğine bakmadan, neler söylendiğine kulak asmadan, tartışmaya girmekten kaçınarak, sadece "YAVŞAK" la ilişkiye girip, salyalar akıtmak...
Alakalı, alakasız birsürü insan...
Aynı meslekten sayıldıklarımız nereden çıkardılar seyirciye laf ettiğimi?..
Nasıl bir niyet okumadır bu?
O laf konunun muhataplarınadır, seyirciye değil, haberiniz ola ...

AMA ....."YAVŞAK " da ne kadar güzel bir sözcüktür, değil mi?
YAV- diye alt perdeden başlayıp. Ş harfinden aldığı güçle surata tokat gibi patlar ....

Gözünü sevdiğimin Türkçesi ...

HALUK BİLGİNER



- 22.9.2010 12:59:31

Yazarın Diğer Yazıları

Cemal Mıhcı - 23.9.2010

neydi kural; şair görevini en önde tutmalı,ışık olmalı

kalem işi zor zanaattir,

günümüz piyasasını altı okka ile cevap mantığına oturtanlar geçmişlerine bakmalılar ucundan işin,

seni yürekten alkışlıyorum şair;

sen adası ve paftası gün gibi aydın şehrin,en naif ve olgun kadın timsalisin

ne denir ki?

kutlarım

sevgiyle kal...

Ceyda Arslan - 23.9.2010

Ne güzel demiş babacık..
"Bu ülkede adam yokluğundan piyasa yapıyorlar"
Çok doğru..

Ben de boşuna demiyorum işte.Robot yetiştirilecekse kapatılsın o okullar.
Adam gibi yenileri açılsın diye.
Ve yahut verdikleri eğitimin rotasını düzeltsinler en pratik.
Belki buşekilde bugün Muhsin Ertuğrul'un kemiklerini "gerçekten" sızlatan en büyük nedenin önüne geçmek için de en büyük adımı atmış olurlar da tekrar bağrına basar kendilerini Türk Halkı.
Tiyatrolarımız dolar taşar..

Ceyda Arslan - 23.9.2010

Seneler önce çadır tiyatrosu kurulurdu İzmir'de.Hiç kaçırmazdık ailecek.Yine çok küçüktüm.Adile Naşit'in de yer aldığı bir oyun sergilenmekteydi.Perde arasından sonra Adile Naşit'in ıslak bakışlarını ve birden çadırda bir uğultu halinde herkesin Adile Naşit 'e (sanırım) eşini kaybettiği haberi verilmişti.Sahne donup kalmıştı sanki.Oyun devam ediyor görünse de donuktu herşey.Ve bir anda herkesin ayağa kalkıp alkış sesleriyle Naşit'e destek verdiğini hatırlıyorum.O gün oyun yarım kaldığı için bir tek ben üzüldüm galiba.4 yaşlarındaydım ve oyunun sonunu göremedim diye sinir olmuştum.Sonra babam uzun uzuun anlatmıştı.Kendini onun yerine koymalısın demişti.İyi ki demiş.Yoksa Adile Naşit o gün gitmeseydi sanırım ben onun masallarına inanmakta çok ama çok zorlanacaktım.Değerini arttıran şey'in "insan"a haz duydularını koruyabilmesi olduğunu görmekse neyseki geç kalmadan öğrendiğim birşey oldu.
Şimdi bakıyorum..
43 yaşında olup 4 yaşında düşünüyor usta dediklerimiz..
karıştırıyorlar.."yazık.."

Metin Çalışkan - 22.9.2010

"Cevap Vermek" bizim için çok önemli bir hadisedir, konunun nabzı ne olursa olsun, yahut muhatabı kim olursa olsun, laf ağzımızı dolduracağına, meydanı doldursun.Tiyatronun önemli isimlerinin, bir oyunda, bir projede birlikte olması gerekirken böyle bir olayda isimlerinin birleşmesi üzücü.
Asıl anlam, söylem bence, oyuncu geçinip, mesleğe değer verdiğini söyleyip, bu hususta hiçbir atılım yapmadan verdikleri her demeçte, "Babam Ölse Sahneye Çıkarım" gibi bir slogana, evet artık sloganlaşmıştır, sığınmasıdır.Evet meslek, her meslek saygı bekler, fakat bu saygı söylemlerle olmaz, yahut göstermelik şeylerle hiç olmaz.Yaptıkları, ortaya koydukları ile olur.Esenlikle...

Işın Ergüney - 22.9.2010

En akıllı geçinenleri böyle konuşursa gerisinden kimbilir ne zırvalar gelir. Mübarekler sanki dünyanın en iyi, en saygın tiyatrocuları.. Bu üşlkede adam yokluğundan piyasa yapmışlar...

Neden gidip Yıldız KENTER'e sormazlar acaba?

İlgilenmezdi diye olmasın!

O sanatçı çünkü

Bayılırız meydanı boş bulunca hava atmaya

1 2 »
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri