» Yılmaz Erdoğan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

Safiye Turhan - Safiye Hoca Diyor ki

Unuttuğumuz Üstadlar -Oktay Rifat HOROZCU

Şair bir babanın oğlu olan Oktay Rifat Orhan Veli'yle ortaokul sıralarında çok iyi arkadaştır.Bu samimi ikiliye bir süre sonra Melih Cevdet Anday'da katılır, yıllar sonra bu üçlü edebiyatımıza damgasını vuracak şiir yenilikleriyle ?Garipçi'leri? oluşturacaktır.Orhan Veli ile yazdıkları şu şiir onların sanat anlayışını da ifade eder.

?Kuşçu amca!
Bizim kuşumuz da var,
Ağacımız da.
Sen bize bulut ver sade
Yüz paralık.?

İlk olarak 1941 yılında bu üç şair ?Garip ?adlı eseri çıkarırlar.Ardından 1945 yılında halk şiirinin etkisiyle yazdığı duru ve içten dil özelliklerinin ağır bastığı yeni bir eser?Güzelleme?yi yayınlar.Bu eserlerden sonra Oktay Rifat nefes almadan yeniliklerle ve güçlü değişikliklerle şiir yolculuğuna devam eder. Bu yolculuk sırasında ?Perçemli Sokak,Karga Ve tilki,Bir Cigara İçimi,Dilsiz ve Çıplak ve Koca Bir Yaz en çok yankı uyandıran ve ödül getiren eserleri arasında yer alır.
Oktay Rifat şiir dünyasında hep yenilikleriyle ve değişimleriyle tanınan bir şair olmuştur. Hiç yerinde durmayan ve sürekli kendini geliştiren bir ozandır. Şairin en büyük düşünür olması gerektiğini savunan ve hayatı bir serüven olarak niteleyen şair için İlhan Berk ?O bir sürrealistti ve bizim için yeni olan her şeyi bize o getirdi?. diye Yazko adlı dergide onu anlattı.
Yazınsal anlamda değerinin çok sonraları anlaşılacağını dile getiren bir çok sanat adamı vardır. Mehmet Kaplan,Cemal Süreyya,Asım Bezirci,Behçet Necatigil gibi .

Açık anlaşılır,halk tarzı ya da mitolojik benzerliklerden,folklordan,halk deyişlerinden,atlamalı,çağrışımlı ,imgeli söyleyişlere kadar sayısız çeşitlilik gösteren şiirleri sanki hiç durmaksızın bir arayışın içinde hep kendini yenileyen ve şiirin her biçimini ,her ahengi deneyen yelpazesi çok geniş bir sanat adamıyla karşı karşıyayız.Ne var ki bu çeşitlilik düş gücünden değil bilakis gözlemlerden kaynak alır.Oktay Rifat ,Birinci Yeni,İkinci Yeni,Halkçı Yöntem,Toplumcu,Soyut-anlamsız şiir ,Batı etkisindeki şiir tüm bu akımları dizelerinde saklar.
Şiir ve Şair ile ilgili görüşlerini kendi cümleleriyle şöyle ifade eder:
?Bana kalırsa,şiirin bir ayağı toplumda ,bir ayağı kişinin içindedir.Her şair topluma mal olan,başka bir deyimle,nesnelleşen şiirle ilgili, kural,ilke ve düşünceleri bilmek ve öğrenmek zorundadır.Şiir,başka şairlerden kendine,kendinden başka şairlere gide gele pişer ve olgunlaşır. Şairin kendine varışı kolay olmaz. Uzun bir yoldur bu.?

Şiir,toplumun göstergesidir.Toplum diriliğini yitirmedikçe şiir susmaz.Alışveriş de gerekli.Batı kültürü karşısında utangaç ve korkak tutumumuzu bir an önce değiştirmeliyiz.Hala öğrenilecek çok şey var.Bir toplumda bir ya da iki şair çıkar topu topu.Bu da yeter de artar bile.Gerisi edebiyat memurudur.Haşim'in deyimiyle Umutluyum,çok umutluyum.?Yazko Edebiyat D.Şubat 1981.

Behçet Necatigil Milliyet Sanat Dergisinde (3 Kasım 1972) Oktay Rifat için şöyle bir değerlendirmede bulunur.
?Birkaç yıldır beni en çok dolduran,doyuran şair Oktay Rifat'tır.Yıllar bu özlü şairi yıpratamadı.Şiirin kurumaz bilgeliğine kavuşmuş olması beni mutlu ediyor.Mecazı bize Oktay Rifat bağışlıyor.Şiir zamana ve mekana mecazla meydan okur.Ben sadece ?sokakta? adlı şiiri bir sınıfta bir hafta boyunca anlattım ve anlatmaya doyamadım.?

Oktay Rifat'ın aşağıdaki şiirleri şiir yolculuğundaki değişimleri ve gelişimleri gösteren birer örnektir. Okuduğunuzda bu değişimi ve yenilenmeyi hiç yerinde durmayan ve farklı düşüncelerdeki yolculukları okuyacaksınız.Bilgeliğin ,şair olmanın tadını onun dizelerinde keşfedeceksiniz.
Perçemli Sokakta
I
Bulutların çıkınında
Mis kokulu güvercinleri gökyüzünün
Çıldırtırlar insan gözlü kedileri
Ay doğar kuyulara yalınayak
Telgrafın tellerinde gemi leşleri


II

İşte kara dutları güneşin
Papatyaların renkli camları
Başakları evlerin
Kan rengi kız çocukları yelesiz
Lokma lokma ağaçların altında
Tren yolunda eğri büğrü
Damları doğrayan makas

Gel bulutsuz masalara yaslan
Elimi tut büyüsün
Yüzüme bak çalsın
İçimdeki çalar saat
Dönüş yollarında sarmaş dolaş
Vapurlar geçsin aramızdan


X
Güneşimi arılar yedi gecesiz kaldım
Dört köşe taşların üstünde
Denizin çarşısında yeşil zeytin
Balıklar geçti düdük çala çala
Yaşamaya başladım kaldığı yerden
Yosunlu kapıların ardında gizli
İkiz martıları bulmak için


XLI
Beyaz mendiller vardı havada
Çalgılı gemiler balkonlarda açık saçık
Bir kız vardı yok gibi öyle güzel
Ne yerde ne gökte belki tuzda
Acısında ekmeğin dilim dilim buğusunda

Kendine göre evlerin damı çatanası
Bacaların şakırtısında akşam akşam
Saksılar sedirler tahtaların güvercini
Otursa kısa çoraplarını çekse dilenmese
Beş çocuk anası el

Eciş bücüş maydanoz bahçeleri
Düğümlü balıkları bekleyişin
Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra
Bu lambanın karpuzu benim işte
Benim işte bu testi
Benim işte bu soysuz sevdaların musluğu

Ağzımın Tadı

Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı suratlı toplum.


Biz ve Onlar

İçlerinden geçenleri anlıyorduk, söylemediklerini.
Yoksulsunuz, iğrençsiniz, diyorlardı,
ne giysiniz var dolabınızda, ne iki türlü yemeğiniz, ne de paranız,
sevginize karnımız tok, özgürlükse özgürlük bizim için,
Sırıtmaya bile gerek duymadan arkalarını dönüyorlar soframıza.
Oysa biz alın terimizi bölüşürüz, yağma ve harç bilmeyiz.
Tütünü öküz için icat ettik, sürerken bir cıgara içimi dinlensin diye.
Öküz bizsek, hani soluk alacak vakit nerde!
Bu yüzden hor bakıyorlar bize, kanımızı içtiklerinden.
Bencillik en büyük bereket onlara, beylikleriyse
en büyük dolap.

Son Söz

Boğazından lıkır lıkır geçen
Şu suyun kıymetini bil
Nedir ki bu mavilik deme
Pencereden görebildiğin kadar
Göğün kıymetini bil
Kıymetini bil çiçek açmış bademin
Güneşli odanın çamurlu sokağın
Beyazın siyahın yeşilin
Pembenin kıymetini bil
Dirilik öyle bir şey yürekte
Sevinçle çırpınır
Kavak yelleri eser insanın başında
İnsanoğlu kızar öfkelenir savaşır
Halk için girişilen savaşta
O korkulu sevincin
Öfkenin kıymetini bil
Bil ki bu
Budur işte
Güneş yalnız dirileri ısıtır
Güneşin kıymetini bil.




İnsan Kendini Biraz Edebiyatta Biraz İnsanda Tanır.







- 30.7.2009 17:38:58

Yazarın Diğer Yazıları

Nilgün Paksoy - 22.8.2009

Sevgili Safiye Hocam ... öyle güzel açıklamalar ki bunlar ...

Düş gücü ile gözlemleri ayırdedebilmek şart bence de .
Çünkü birisinin bakmadığı bir pencereden bakıp da yazdıklarımı , düş bunlar diye eleştirirse bir diğeri bence haksızlıktır bu .
Hem sonra bakıp da görmek var ...görmek var !

Herkes aynı şeyleri görseydi baktığında , dünya ne kadar anlamsız ve sığ olurdu !

Teşekkürler bu çok önemli bilgilere ...
Sevgilerimle ...

Yahya İncik - 7.8.2009

İnsan Kendini Biraz Edebiyatta Biraz İnsanda Tanır.

çok güzel bir değerlendirme...tebrikler hocam...

Işın Ergüney - 3.8.2009

Elleriniz dert görmesin hocam

Hüseyin Kaplan - 3.8.2009

Teşekkür ederim Safiye hocam Yazılarınızı okumak güzel

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri