» Can Yücel şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

Ceyda Arslan - Buğulu Pencere

Kanadı Kırılmış Çocuklarım İçin..

Bugün,

Masum hayvan dostlarımız ile ilgili yazımı,hislerimizi,paylaştıklarımızı bütünleyeceğine inanarak, aslında daha evvel denemeler başlığı altında yayınladığım eski bir yazım aracılığı ile kanadı kırık çocuklarımı anlatmak,onlardan bahsetmek istedim size..
-yeniden-

Hani,
Kapısının üzerinde ailesinin adı yerine,
Bağlı olduğu ilçenin adını taşıyan ya da bir hayırseverin-
İşte öyle bir evin-
kalabalık odalarında yapayalnız yaşayan çocuklardan..

Ellerinden tutulup, bir evin bir kapısına bırakılmayı,
Büyümenin getirdiği olağan bir şey sanıp,
Pencereden onu teslim eden yüreğe,
Büküpte boynunu , el sallayan çocuklardan..

Bazen senelerce uzun süren bir bekleyişin acısını,
Hediye dolu bir poşetin içinden kendine ait olacak paketi beklerken duyduğu o ?heyecan?la hafifletmeye çalışan çocuklardan..

Bazen bir suntanın üzerine serilmiş şilteye diz çöküpte,
El salladığı o çok sevdiklerini,unutmamak adına her gece bıkmadan usanmadan
Ailesinin resimlerini yastığına çizen çocuklardan...

10 tane 20 tane anne dediği, ama hepsini koysa küçücük kalbine;
O boşluğu dolduramayan çocuklardan...

Yaşı ilerleyipte, o küçücük yuvasından yurtlara gönderilen,
Sakın üzülme kızım, buraya da alışırsın diye sırtını sıvazlayan bir el olmadan,
Pencereden bakarken uğurlasa da ardından, gözlerine dalıp gideceği bir ailesi olmayan çocuklardan..

O çocuklar ki ; farklı bir şey seçmek nedir bilmezler..Sanırlar ki yaşam hep aynı örnekten ürer...Sonra bir gün...

?Öğretmen?i tanırlar..
Öğrenci arkadaşlarını..
Onların ailelerini..
Herkesin ayrı getirdiği ayrı çantalarda olan farklı yemekleri...
Model model kalem kutularını...
Farklı motiflerin olduğunu görürler hayatta...

Hani akranlarının bir kısmının ille de ?kendi istediği? olsun diye ayaklarını yere vura vura aldırdığı spiderman çantalarını görürler...
Evet belki kendisinin de vardır..
Ama ona kimse istediğin bu mu diye sormamıştır ki...

İşte o vakit yavaş yavaş ?Ben? leri oluşmaya başlar..
?Ben de çocuğum? der..
Ortak paydadan sıyrılıp, eksiklerini aramaya başlar...
Ve bir kanatlarının kırık olduğunu anlarlar..
Yaralarını sararlar kendi kendilerine,
Ama nedenini bilememek
Kemirir onları...

O, bir tarafının eksik ama seçme haklarının olduğu çatıdan çıkıp,
Güvende ama sıradan olduğu yuvanın duvarları arasında
Gider gelir büyür, yeşerir..
Yeşerirken kanar..
Kanadıkça güçlenir..

Dillerinde? Bağımsız Birey? olabilmenin mücadelesini veren çocuklar..Tırnağı kırıldı diye kapris yapmayan, yurtlardaki yaş sınırını da doldurduğunda gizlice hayatın içine sızdırılıverilen çocuklar..

Onsekizinde, partiye giderken giyebileceği elbiseyi seçmek yerine,
Başına gelebilecek herhangi bir beladan saklanabilecek, örtebilecek kapının peşine düşen çocuklar...

Bulgurla unu karıştırıp, karın doyurmaya çalışan..
Sorumluluk sahibi;
Ürkek ama bir o kadar merhametli,yürekli;
Kalbinin kapısını bir gün terk edip giderler korkusuyla kimselere kolay kolay açamayan,
Ama içine aldımı da hayatı boyu unutmayan,
Sevgi arsızı çocuklardan..

Param yok demekten utanmamayı,
Bakamayacağı korkusuyla terk eden aileleri ile vedalaştığı gün anlayan
Açlıktan öleceğini bilse, kendi çocuklarına sımsıkı sarılacağını
Adım gibi bildiğim,
Ve başına gelen her kötü olayın başkalarının yüzünden olduğunu unutmaması gereken
Başarılarından ise sadece kendilerinin sorumlu olduğu kocaman yürekli arkadaşlarım, çocuklarım..

Hayat boyu yolunuz açık olur inşallah..
Dilerim sizi gören gözler, acımaktan çok daha önce ?iftiharla? bakarlar yüzünüze..

Bakarlar da inşallah; Bakarlar ki;
Siz de ;
Hani kocaman harflerle adınız soyadınız kısmında yazan ,aslında başından beri öyle olan Ama ne yazık ki hissedemediğiniz birer
BAĞIMSIZ BİREY olduğunuzu artık görebilir
Ve daha dik durabilirsiniz hayata..

Evet belki birilerinin neden kanadınızı kırık, kalbinizi buruk bıraktığını belki hiç anlamayacaksınız..Hiç bir geçerli mazeret, yıllarca kabuklarını kalınlaştırdığınız yaranızın mazereti olamayacak belki, onu da biliyorum..
Ama siz de bilin ki;
Sizi çok seviyorum...Anne gibi..Abla gibi..Kardeş gibi...

Ama boşluklarınızı doldurmak için değil, siz olabilmeyi başardığınız için, sizi siz olduğunuz için seviyorum!

Bana kapısını açan, öğrettikleri ile daha da beni ben yapan hepinize bu vesile ile ayrı ayrı
Milyon kez teşekkür ediyorum..(19.06.2007)

.....

Ehh.. İnsan işte diyorum sonra kendime..

Evdeki durumunu bile bile çarşıya 7 çocuk çıkaran hesapsız,vicdansız,eğitimsiz ebeveynler yüzünden bu dünya daha çooook cami avlusu önünde inga çığlıklarına şahit olacaktır..

Hani adı batsın insanız ya işte..

Alkolik kocalarından yediği dayaklar yüzünden yiyemediği,bulamadığı yemeği bulsun diye çocuğu bir umut -sokağa- teslim edenler;

Bir halt yerken gözü görmeyen,ama 9 ay sonra kucağına verilmek istendiğinde yüz çevirenler de...

Hani kulaklarından silinmeden daha bebesinin sesi, yenisine gebe kalan-bazen zorunda bırakılan-dağıtılan kondomu hap niyetine yutan,baba olmayı böyle birşey sananlarda..

işte onların da adı in-san...

Peki ben ne yapabiliyorum o günahsızlar için?
Ne..?
Belki de hiç...
HİÇ...
....

off Tanrım..
Bu nasıl bir dünya?..
Nasıl bir denge..

İnsan denmesi birine..Bu denli kötü birşey mi ki ?
İyiyse neden az bu denli?

peki ben neresindeyim bu insan-lığın?
hıı neresinde allahım?
...

soruyorum..
...
soruyorum..
bulamıyorum..



- 25.2.2009 23:35:07

Yazarın Diğer Yazıları

Bulut Mehmet Sunci - 27.2.2009

duyarlı yüreğinize demet demet...



tebrikler...

Hazal Karadağ - 27.2.2009

Annesini beklerdi...hiç gelmeyeceğini nasıl söylerdik...

bana sıkı sıkı tembih ederdi bak sana Anne demem diye...



işte benim gönül hırsızım olmuştu nazlım...

şimdi 7 yaşında ve hala bekliyor sabırla...



sağol Meleğim...



kanatların üşümesin...altında neler yatıyor biliyorum...



sevgimle...

Hazal Karadağ - 27.2.2009

Çok gülen çok kederliymiş derler...



zamanımın büyük bölümünü ayırdığım ve malesef rahatsızlığımdan ötürü uzun zamandır ziyaret edemediğim çocuklarımın gözyaşlarını unutamadığım gözyaşlarını hatırlattın yeniden...



onlar hepimizin çocukları...

bir görsen Anne diye sarılışlarını sitemlerini...ah.ki.ah...

Nazlım vardı5 yaşında...

Annesi babasından yediği dayaklar sonucu kısmi felç geçirmiş ve son dayak atışında eşini öldürmüş ceza evindeydi...ama nazlım her gün esirgeme kapısında 1

Songül Karadağ - 26.2.2009

canım sen yazarak zaten neresinde olduğunu gösterdin...

içim cız ederek okusamda sorgulamayı ihmal etmedim kendimi...

dokundu dokundu dokundu...

duyarlı yüreğinin güzelliği yüzüne yansımış...

kutlarım...

Mücahid Günay Ertopuz - 25.2.2009

Somut pencere buğulu olsa da



Senin gönül penceren piru paktır



Alkış , tebrik v.s



Konu dokunmuş narin kalbe



Saygı ve selamlarımla

1 2 »
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri