Işın Ergüney - Eylül Dokunuşları

Bir Şarkı Yazacağım






O sabah hava buram buram yağmur kokuyordu.

Her zamanki gibi duşunu almadan bahçeye çıkmıştı. Sabah yürüyüşünü yaparken nedense içinde bir sıkıntı oluşmaya başlamıştı.

Her zaman seri adımlarla yürümeyi severdi. Bir süre sonra adımlarının daha da sıklaştığının farkına vardı . Artık koşarcasına bir tempoyu yakalamıştı.Sanki bir yerlere yetişmek için acelesi vardı. Bir an kan ter içinde kaldığını gördü ve bahçedeki banklardan birine oturdu.

Bankın hemen yanında bir söğüt ağacı vardı. Onu 7 yıl evvel oraya kendisi dikmişti.

Söğüt dallarını aşağılara doğru sarkıtmıştı.

Birden bu dalların gizlediği gül ağacına gözü takıldı . Üzerinde 3 tane kıpkırmızı gül vardı. Söğüt sanki onu saklıyor ve hatta özenle koruyor gibiydi. Eğilip güllerden birini koklamaya başladı. Ciğerlerine giren hava gülün kokusunu ta benliğinde hissettirmişti. İçinde öylesine bir arzu oluştu ki,kendini tutamadı ve gülü dalından kopardı.

Gülü elinde uzun süre tuttu.

Yaptığına pişman olmuştu. Hemen kopardığı gülü yerine koymaya çalıştı ama nafile..

Kopmuştu bir kere.

İçinde derin bir acı hissetti.Sanki onunda bir yerleri kopmuştu. Yüzünde oluşan terleri elinin tersiyle sildi ve söğüdün altına oturdu. Tek tek dallarını sevmeye ve onunla konuşmaya başladı.

Altındaki gülü koruyan söğüt suskundu,hiç cevap vermemişti ona. Bu yüreğini daha da dağlamıştı.Sonra gülü alıp evine gitti.

Duşa girdiğinde hala ruhunun acısı dinmemişti. Her zamankinden daha çok suyun altında kalmak istemişti. Su,sanki söğüt gibiydi. Onu korumaya çalışıyordu.

İşe gitmek için yola koyulduğunda gözlerinin önünde hep o söğüt ağacı vardı. Kendi diktiği söğüt ağacı. Büyümüş ve bir gülü korumasına almış söğüt ağacı.

Minibüsle Hareme,oradan arabalı vapurla Eminönü'ne geçti ve Gara doğru yürümeye başladı. Tren kalkmak üzereyken yetişmişti. Pencere kenarına oturup denizi seyretmeye başladı. Ne ettiyse söğüt ve korumasındaki gül ağacı silinmedi gözlerinden.

İşine vardığında her zamanki gibi bilgisayarını açtı. Şiirlerini yayımladığı bir site vardı. Hemen kendi bölümüne girdi ve orada yayınlanan şiirleri tek tek okumaya başladı. O deli sevdalarını kaleme aldığı şiirler nedense ona dargın gibiydiler.

Hemen gözünün önünde yine aynı sahne belirdi. Söğüdün dallarının korumasına aldığı gül ağacı...

Üç çiçeğinden biri koparılmış gül ağacı!

Her sevda bir çiçek gibidir diye düşündü...

Çiçeksiz sevda olamazdı. O zaman içinde bir şeylerin kırıldığını fark etti.

Ondan kilometrelerce uzakta yaşayan bir dostunu anımsadı birden;

İçindeki sıkıntı daha da artmıştı. Dışarıda yağmur başlamıştı. Kalkıp camın kenarından yağmuru izlemeye koyuldu. Şimdi söğüt ve o gül ağacı da yağmurun sularını kana kana içmeye başlamıştır diye düşündü. Belki gül kalan iki çiçeğine daha çok su verecekti ama ya 3.çiçek...

O odasındaki minik vazoda bir kaç damla suyla idare edecekti.
Dayanabileceği kadar tabii ki!

Yine o dost düştü aklına...
Gencecik bir fidan gibiydi. Sürekli üreten ve o gül ağacı gibi büyüyen bir kişiydi o... Acaba uyanmış ve sitenin başına geçmiş midir diye düşündü. Sitede değişiklikler yapacaktı ama nedense son günlerde yaşadıkları onu engellemiş ve istediklerini yapamaz hale gelmişti.

Olsun varsın...
O ne yapar eder kurtarır kendini bu durumdan diye kendini teselli etti.

Sonra yine bilgisayarın başına döndü. Maillerine bakmaya başladı. Bir başka dosttan bir mesaj vardı. Hemen açıp okumayı düşündü ama bir an durakladı. Zamansız bir maildi bu... Öyle sık mail göndermezdi.Oysa daha dün 2 mail birden atmıştı. Parmakları sanki tutulmuş mengeneye sıkıştırılmış gibiydi. Yine de zorladı kendini ve maili açıp okumaya başladı.

"Işın abi" diye başlıyordu yazılanlar.."Sana bu haberi vermek hiç istemezdim ama mecburum. O öldü..."

O kim? O kimdi... Allak bullak olmuştu. Hiç bir şey düşünemiyordu.Kimdi ölen...

Neden? Neden? Neden?...

Gözlerinin dolduğunu ve yanaklarından yaşların süzülmeye başladığını hissetmişti.
Yoksa, yoksa o kopardığı gül müydü ölen!

- 12.8.2016 23:21:44

Yazarın Diğer Yazıları

Gülbahar Ok - 2.2.2017

Okurken gözyaşlarıma hakim olamıyorum hocam çünkü anlattığınız her şeyi hemen hemen birebir ben yaşamış gibiyim...
Birçok öykünüzde aynı duyguları yaşamışız...

Özellikle bu öykünüz beni etkiledi.

Bir keresinde dalından kırmızı bir gülü koparmıştım ve sonra içim cız etmişti çok pişman olmuştum...
Onunla birlikte oluşan güller dalında solana kadar
Zikrettim zikrettim zikrettim....

Naime Özeren - 13.8.2016

Koparmak, ya da kırmak ne kadar kolay.. Bir anlık fevri bir davranış. Ya kırılanı onarmak?... İzi kalmadan bunu başarmak olası mı?...

Şiir tadında duygusal bir yazı. Naif bir anlatım dili. Kalem yüreğin uşağı. Onun dilince konuşur.

Kutladım içtenlikle Işın bey...Okumak zevkti efendim...

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri