17.01

2011

Tabu Totem Ve Put 11

Bayram Kaya


Gelişmelerin birikimi, sosyal çalışmaları hızlandırır. Tabiri caizse bu birikimlerle un, yağ, şeker elde edilir. Artık helvanın yapılacağı gün gibi aşikâr olmuştur. Ki yeni bileşim olan helvayı da illa birisi yapıverir. İşte bu helvanın sunumca tutması için de, doğallıkla kendisinde önceki gıdaların; vitamin düşüklüğünü ve sağlıksızlığını söyleyecek elbette. Yeni olan, kimi kendisinden önceki gıdaların varlığını tescil edecek ve yanında da; şöyle şöyle olacakla, gıdaca çeşitlilik takviyesini öngörürlerdi.

Bunlar çok tabii ve doğal bir süreçtirler. Bunlar insanların, tekli, inanç kalıplı; anlama mantıklarının bir anlamasıdır. Gelişmeyi dönüştürme, yorumlama şekildi, biçimidirler. Yeni sosyal çalışmalar eski dönemden beri gelen birikmelerdi. Özneldi nesneldi birikmelerin birden dönüşen şeklidirler. Kaynağı tabu ve totemdir. Bu genel kaynağın, sembolik bağcı yaptırım ve dönüşmeleri, hep halkın içinde kullanılır.

Genel bağcı tabu ve totem algısı Arap kültürü ile bu genel bağdan kopmuş, karşıyı yererek, kendi özel tanımladıklarını, kendi anlamalarının, ihalesi biçimine büründürmüştürler. Böylece tabu ve totem olgusunun tarihsel anlamı Arap inanç aşması içinde intikaya uğradı. Tabu ve totem kendi güncelliği içinde yararlı sosyal öğrenmeli tutumlardı. Tabu ve totem tutumların kimisi şimdinin güncel uygulanması için kalkmış, kimisinin uygulanması da hâlâ sürüyordu.

İşte uygulamada kalkan ve uygulamada devam eden bu totem ve tabu bağların sonraya aktarılır olmasına puttu geçişen diyoruz. Arap inancı put kavramını, bir resim heykel kültürünün kertesine indirilerekten, yapının süren anlaşılmasını anlaşılmaz bir kaynaşma bağı içine soktu. Şu da bir gerçekti İslam, put kavramı ile putun eski kutsallık ve ilahiliği olan pek çok sosyal işleyiş anlatımını da, kendi anlamalarıyla kısmen dışlamıştı.

İslam da tabu ve totem algı yönteminin aynısını, kullanaraktan konumlanmıştır. Putun caride süren tedavülde olan bir yapısı vardı. Bir de caride süren ama tedavülde olmayan yapısı vardı. İslam, tabu ve totemdi sosyal dinamiğin, kendisinden öncesinin; fayda zarar veremez olan kısmını 'put' kalıbına dönüştürmüştü. Sosyal ve toplumsal devrimin bir yüzü yenilikken, bir yüzü; özellikle sosyal yapıda eskiyi karalayan bir belirmedir.

Put tanımı eskiyi karalayan hale dönüştü. Bu beliren hal, bizde özel hassas bir put tabusun oldu. Bu tabu, genel konjonktür el seyri anlayamama gibi girişti. Sanki tarih yeni başlamıştı!
Böylece çok önemli bir sosyal imleç olan ve süren, geçmiş sosyal yaşamla şimdiki sosyal yaşamı anlaşılır kılan bağdı yaptırım, gelişme süreci içinde resim heykel kertesi anlayışlarıyla bir iyice sekteye uğratmıştılar. Sosyal gelişme ve dönüşme, böylesine basit bir 'puttu' resim heykeldi vari anlamama düzeyine indirgenmenin formülü olmuştur. Ama mızrak çuvala sığmıyordu!

Bir inanaç düsturunun içinde put kavramı gerçek dünya tarihi serüveni içindeki anlamından çıkıp, çok özel anlam ve kaygıların saplantısına dönüşmüştür. Resim heykel anlayışındaki tahribat, tahrifatlar, bunların put sayılaraktan resim ve heykelin yasakçılığına dönüşmüştür. Bu yüzden resim ve heykel sanatçılarımız, 1800'lü yıllara değin oluşamadı. Minyatür sanatın hileyi şerriylesin ile bu boşluk dolduruldu. Resim ve heykel yüzlerce sene yasakçı uygulamalara maruz kalmıştır. Anlayışın hala daha algısal sürüyor olması, Taliban gerçeği ile günümüzdeki somutluğunu sürdürür olmuştur.

Şu unutulmasın, bir sosyal değişmenin, eskiyi put sayması metodolojik olaraktan yanlış değildir. Bu kullanımlar, ileri doğru yanlış yansımıştır. Şimdi de siz; yeni olanı, benimsenen bir yeni tutumu aynı put kalıbını kullanaraktan, gelecekteki yeniyi dışlar olmanın sürdürülmesi dahi, bir puttu, kalıptır.

Hiç bir dini sistem, kendisinden önceki sosyal ve toplumsal yapısı, içinde oluşturamadığı bir düşünceyi ya da cümleyi söyleyemezdi. Çünkü insanın kendi ilişki biçimi içinde kendi yaşantısı olmayanlar, insan tasavvurları içinde değildirler. Sosyal bireyler, putun kendisine fayda ya da zarar veremeyecek olmasının algısını zaten biliyorlardı. Öyle ise, görünürdeki puta dek saygınlaşan sosyal ve kişisel algıların, aslı ne idi?

Başka yazılarımdan da belirttiğim gibi, kişi kendi iç isteklerini, iç irade ve bilincini, dışarıda belli bir uzak noktaya alır. Bu nokta, sizin bu içti istemlerinizi tekrardan size doğru ve keyfinize göre dönüşle yansıtan, kişilerin ve sosyal yapının istediği gibi söyleşir olduğu, totem yapılanmadırlar.

Putun saygılanması bu doğru tahminlerin yararlı yararsız kalmış olan eski uzantılı çoğu rehber olan
aktarımdırlar. Değilse, kendisine fayda ve zarar vermez olmasının anlaşılması değildir. Put, insanın kendisine yabancılaştığı yerde ve sosyal yapısına, toplumuna bağlandığı noktalarda belirir.

İslam'ın kutsal kitabı da, o günün insanlarının put saydıkları nesneleri, Allah saymadıklarını biliyor ve ifade ediyordu; ?Saygıladıkları nesneleri belki bizi, Allaha yaklaştırırlar diye aracı kılıyorlardı' söyleminin açık vurgusu ile bunu belirtir.

Totemdi anlayış sosyal yapı içinde gereksinmelerini karşılar olmalarının kişi serbestlikle davranma engelcini kıran, kişilerin ya da sosyal yapının, kendi özneleriyle konuşup, kendilerini dolaylı yolla saygı lamalarıdır. Ki İslam da bunlar üzerinde zaman zemin devinmesi yapmıştır. Geleceğin Arap kültürü olacak olan İslam uygarlığı, farklı kültürlerle bu girişmeyi yapmanın büyük bir maharetli başarısıdır.

Etnik yapılar, başlı başına bir puttu yapıdırlar. Bir puttu etnik yapının işleyiş de, kendisini bilir olduğundan, kendi etniğine seslenmek zorundadır. Daha sonraki insanlık tarihi içinde kendilerini, kendi başarıları oranında, insanlığa şamil bir duyuru saysalar da; o günün koşullarında Dünya şartlarını bilemez olacaklarından, dünyaya seslenmeleri de çok cılız kalacaktır.

Ancak İslam uygarlığı insanlık dünyasını içlerine alıp etkilendikçe, yeni öğrenmelerle yeni deneyci eklemelerle olacak seslenmeleriyle; seslenmenin kapsamını artırırlar. Bu da aslında o seslenenin, kendisini olgunca geliştirmesidir. Örneğin İslam fatihlerinin istilaları ile egemen eştikleri coğrafya büyüyünce, büyüyen alanı önce yönetemez oldular.

Emeviler döneminden hızlı bir Yunan kültürü çevirileri ile ve Farisilerde de, devlet yönetimi, bürokrasi, kurumlaşmalar gibi feodal yönetime ilişkin organizeleri alaraktan, dünya görüşlerini hayli yapılandırmışlardı. Dünyaya seslendiğini söyleyen sav, aslında kendi dışındaki dünyayı öğrenmişti. Ve muktedirliğini hayli artırmıştı.

Büyük İslam düşünürleri olan filozoflar, dinsiz sayılmamak için dinsel terminoloji ile İslami olmayan söylemleriyle, yunan felsefesi üzerine çok güçlü konutlar inşa ettiler. Düşünürler, ?gavur' sayılmamak için İslami tarz görünerek, çok önemli girişmeleri başlatmışlardır.

Bunun böyle olduğunu, örneğin; Havi adlı kitabında Razi; ?Eflatun, Aristo, Öklid, Hipokrat gibi bilginlerin insanlığa faydasının, kutsal kitaplardan çok daha fazla olduğunu' söyleyerek belirtir.
Yine Al-Cahiz Kitabü'l hayavan da; ?... Eğer eski Yunan bilimleriyle zenginleştirilmiş ve bu kaynakları temel almamış olsaydık, son derece zavallı kertede kalırdık...' demiştir.

İslam ansiklopedisi cilt 6 sayfa 244'te halife Muaviye şöyle der; ?Arami, Bizans tipinde Hırıstıyan kültürünün, Müslüman muhite nüfuzu bu devirde başlar. Ki bu tesir, karakteristik İslam'ın oluşmasında etken olmuştur' der.

Hiç bir dini sistem, kendi zamanını aşan söylem ve yapılanma içinde olamazdı. İnançların değişen sosyal ve toplumsal yapıya göre, o değişmelerin yansımasını halka, sembol inanç olacakla tutum latan, çok büyük bir işlevi vardı. Halk değişmenin nesnel gerekçesini inançlar (totem) sembolizmi üzerinde algılıyordu.

Söz gelimi 7. Yüz yılda Ortadoğu ve Avrupa konjonktürü feodal yapıya kaymıştı. Yani köleci sistem anlayışları (demokrasisi) tavsamıştı. Sosyal yapıda artık bu tür eski kölelikti yaşama karşı duyulan tepkinin nicel birikmesi de, ortalama değere yaklaşmış olup, ortalama sağduyu düzeyine gelmişti. Köle azadına ilişkin, soyut sorgulayıcı anlatımlar halkın dilinde çoktan tartışılır bir pelesenkti.

Sürecek

Bayram Kaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 562 yazısı bulunmaktadır.

Bayram Kaya yetkili üye konumundadır.


Bayram Kaya denemeleri
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri