Kül rengi bir gökyüzünün, yorgun esen ılık rüzgarları serinletiyor yüzümü. İnsanlar kuşlar gibi, efsun gözlü kız. Bana " veda" vakti diyen zamana küskünüm. Ayrılık için hazırlanırken, güçlükle alıştığım bu aşk beldesinden hiç gitmek istemediğim halde, zor bir veda için hazırlanışın sebebi sadece ve sadece senden kopuş. Bu aşktan ayrılırken senden bir isteğim vardı. Sitem ve kahır değil, sakın korkma. Biliyorsun ki herkesin ufku dağarcığına doldurduğu kültürü kadardır. Uzandığın mesafeler fotoğrafını çektiğin dağlar, bayırlar ve ovalar, ufuklar, daha ötelerde, bulutların arkasında... Farklı olmak istiyorsan okumalısın. İnsanlar tanımadıkları ortamlarda kıyafetleri ile "buyur" edilir, fakat sonuçta kültür farklılıkarına göre uğurlanırlar. Para insana konuşmayı, elbise yürümeyi öğretebilir. Ama gerçek yürekler bilgelikleriyle tanınır. Bilgeliğimizle tanınan kişilikler ebediyete kadar sürer.. Heyecansız insan, ruhsuz robotlatla aynılaşır. Heyecanın olmalı. Heyecan o sadece bedii zevklerin ardında saklı rahatlatıcı duygulardan ibaret değil, kainatı kurcalayan düşüncelerinle fark ettiğin doğuşlar, yön verecek manevi hazlarına...Karşılaştığımız duygulara açacağız düşüncelerimizi... Günü akşam etmek için yaşayanların idealleri pek olmaz. Beden ölmek için yaratılmıştır, ancak buluşlar ve geleceğe bırakılan, güzel ahlak, dünya durdukça yaşamaya aday bedenler olarak anılacaklar. Sevgilinin tenini dokunan busenin heyecanı, bedensel hiçbir haz o kadar kalıcı değildir... İnsanın, hayatında helal zeminlerde ihtiyaç duyduğu hazları da olacak. Ancak, farkı fark edişlerin hazları kadar, kalıcı değildir onlar... Bedenlerin ulaşamadığı yerlere düşünceler ulaşır. Kendimize yalancı olmamalıyız. Övünerek yükselişler, alçalışın en kahredicileridir... Allah yar ve yardımcımız olsun...
Hüseyin Koz
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.