08.02
2010
Aşk bir süs çiçeğiydi gönlümde. Renk cümbüşünü tayfa dizen hislerin, duygulara hazırladığı büyü bozuldu birden. Gözlerin; seyrettikçe bitmeyen, doyuma ulaşamayışındaki tutkular bozgunu yaşadı. O gece, arzularının daha baskın çıktığı hissiliklerde, sadece özlem giderebilmek yolundaki nefsi davranışın aşkın yerine koyduğum duygusallıklarda can verdi...
Aşk, gözlerdeki efsundu. Aşk, karşılıklı bakışların derinliklerini okuyabilen gizemdi. Aşk, sözleşmenin sonunda,ruhlardaki şiirsel bütünleşmenin bestecisiydi. Beden dilinin gönül dilinin, gözlerin şifreleri çözüşünden sonra birbirlerinin incitmeden okuyuşuydu.
Aşk sonuçta, dönüşlerden, koğuşlardan, huzursuzluklardan, aldatışlardan gocunan, kirletilmemiş bir kurgunun adıydı.Sürekli seninle, hümanist bir dünya üzerine düşler kuruyordu. Başkalarının kollarına sarıldığın o talihsiz gece, bütün hayallerime, düş kırıklığı yaşatmıştı. Hayatın fantazisine olan tutkuların kadar, sadakat, düşüncelerinde örüp işlediğin, adanmışlığa dair, bir ideal... de olmalı değil miydi?...
Bizi hayal kırıklığına uğratan, hayatın kendisi değil, bizim kendimizi sorgulamadan yaşadığımız keyfliklerimiz olmalıydı.
Arzularımızın akışındaki damıtılmamış hülyalarımızın, bize mal olabileceklerini sadece hüsranlarımız keşfedebilecektir...
Hüseyin Koz
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

