20.08
2008
Yıl 1984 Haziranı. Trabzon’da liseyi dayımların yanında bitirdikten sonra yeniden eve dönmenin heyecanı sarmıştı beni. Artık lise mezunu ve üniversite kazanmış 18 yaşında bir genç kızdım. Kimilerine göre en güzel yaşlar. Ama benim ilk acı ile tanışmam, işte tam da bu yaşıma denk geldi.
Dönüş yolunda heyecanla kardeşlerimi, annemi, babamı görmeyi hayal ederek ve otobüsün camından kendime gülümseyerek uzun bir yolculuk sonrasında eve ulaşmıştım. Annemle ve kardeşlerimle hasret giderdikten sonra yerimde duramadım tabii. Babamı görmek için akşamı bekleyemezdim. Küçük, kendi halinde karın tokluğuna geçimimizi sağlayan manifatura mağazasında akşam olmasına bekleyen babamı görmeye gittim. İşte o an, belki de hayatımda yaşadığım en büyük hayal kırıklığı oldu benim için. Babam bir yılda nasıl olmuşta bu kadar yaşlanmıştı, yüzü çökmüş, saçları bembeyaz olmuştu. Beni görünce gülümsedi, bana sarılmak için yerinden katlı fakat bu arada altın dişlerinin birinin olmadığını fark ettim. O gülümseme, öyle acı, öyle hüzünlü geldi ki bana yüreğim param parça oldu bir anda. İçten içe ağlamayı belik ilk kez o gün öğrendim.
"Dişine ne oldu, baba diye sordum" söylemek istemedi ama akşam evde kız kardeşimden maddi sıkıntı yüzünden satmış olduğunu öğrenecektim. Bu öyle bir çaresizlik duygusu yarattı ki bende. Hatırladıkça hala aynı çaresizliği yaşıyorum.
Sevim Kılıç Ünal
326 kez okundu.

Şiirkolikte kayıtlı 1 yazısı bulunmaktadır.
Sevim Kılıç Ünal yetkili üye konumundadır.