» Sunay Akın şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

02.07

2009

Alamancı-6

Zafer Yanık




Cevher uyuyup uyanıyordu, sabah bir türlü gelmek bilmiyordu sanki.
Söz konusu kale; yaklaşık 300 metre yüksekliğinde, köyün hemen yanıbaşında kuzeyinde bulunmaktaydı. Tarih kitaplarında ‘Hik kalesi' olarak geçen kale, tarihi öneme sahipti.
Köyün içinden bakıldığında, genişçe bir yüzeye sahip olduğu görülüyordu.
Bu geniş yüzeyin üst kısımlarına doğru mağara girişine benzer büyükçe bir delik ve alt kısmında ise onun benzeri olan daha küçük bir giriş açıklığı vardı.
Bu kısımlara insanların tırmanarak çıkmaları imkansızdı. Genelde kartallar gökyüzünde uzunca bir süre süzülür, sonra buraya konarlardı. Burası adeta kartalların yuvası olmuştu. Köylüler bu kısmın, kalenin kapısı olduğuna inanırlardı.
Çıkılması ve dolayısıyla da içinin görülmesi imkansız olduğundan, köylüler sürekli buraya çıkmayı ve içini görmeyi hayal ederlerdi. Kendi aralarında konuşurken de çoğu zaman bunun çarelerini araştırırlardı, tartışırlardı.
Kalenin zirvesine çıkmak bir hayli yorucu oluyordu. Yüksekliği açısından değerlendirildiğinde üç kademeden oluşuyordu;
ilk kademesine ‘mercanlık' ismi verilmekteydi, kaleye tırmananlar ilk molayı burada verirlerdi, hem dinlenir hem de köyü seyrederlerdi buradan.
Bu seyir insana heyecan verirdi, çünkü buradan her şey bir başka görünürdü, köyde herkesin bir şeylerle uğraştığını, karınca misali telaşla oradan oraya koşuştuklarını izlemek bambaşka bir duyguydu.. İnsan, seyrine doyum olmayan bir manzarayla baş başa kalır, kafası- ruhu dinlenir ve doyumsuz bir film izliyor hissine kapılırdı...
Bu kademenin hemen yanıbaşında ‘zindanlık' denen kısım vardı. Burası, köyün içinde bir eve kadar uzanan karanlık bir mağaradan (taştan tünel) ibaretti. Eskiden bu mağaradan girilince, köydeki bahsedilen bir evden çıkılırmış... Ancak anlatılanlara göre, daha sonra tünelin girişi taşlarla doldurulmuş ve zindanlık kapatılmış.
Mercanlık denen 1. kademede dinlenen insanlar, daha sonra tırmanmaya devam ederek,
‘Cuma pınarı' denen 2. kademeye varırlar.
‘Cuma pınarı' mevkii; ismini, bu kısımdaki büyükçe bir taştan çıkan pınardan(Cuma Pınarı) alırmış. Köylüler, buradaki pınarın Perşembe akşamı akmaya başladığını, Cuma günü su miktarının iyice arttığını ve Cuma gecesi ise suyun kesildiğini anlatırlar sürekli.
Hatta eskiden düğünü olan gelin ve damat adayları ayrı ayrı buraya çıkartılarak, bu sudan içirilir, elleri-yüzleri ve saçları yıkanırmış. İnanışa göre bu şekilde yapılınca çiftlerin bahtı açık ve aşkları sonsuz olurmuş.
Cuma pınarı mevkiinin etrafı surlarla çevriliydi, onun için bu kademeye, büyük bir kısmı yıkılmış olan surların kapsından girilirdi. İnsanlar bu kapıdan girerken; tarihin ve bambaşka bir medeniyetin kapısından içeri girer hissine kapılırlardı. Surlar dikkatlice incelendiğinde; yapımında ağaç, taş ve kireçle karıştırılmış çimento görevi gören bir tür özel çamurun kullanılmış olduğu anlaşılmaktaydı. Surların bazı kısımları hala dimdik ayaktaydı, sağlam bir şekilde yapıldığı belli oluyordu.
Çok eski zamanlarda böyle bir tekniğin kullanılmış olması insanı gerçekten hayrete düşürüyordu.
İkinci molayı Cuma pınarında vererek dinlenen insanlar, daha sonra biraz daha yürüyerek üçüncü ve son kademe olan hisar kademesine, yani kalenin zirvesine varırlardı.
Kalenin en alt kademesinden zirvesine tırmanıncaya kadar atılan her adımda; insanı geçmişe götüren ve tarihle kucaklaştıran eski mezarlar, kalede keçilerin bile tırmanamayacağı yerlere yapılmış savunma-gözetleme amaçlı burçlar, kemik parçaları ve çamurdan yapılmış vazo kırıntıları karşılardı insanı.......
--devamı var-


Zafer Yanık

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Deneme için yorumlar

Bu denemeyi sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri