» Cezmi Ersöz şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

02.07

2009

İ(z)lişki...

Murat İnal




İzlerle dolu bir hayattan bahsediyorduk geçenlerde. Hali hazırda izler taşıyan birkaç dostla beraber. Kiminin ağzında küf tadı bırakan bir ilişki, kiminin hayatını yalnızlaştırmaya yönelik bir hayli çaba sarf etmiş ilişkiler, kimini ise güven denen duygusundan yoksun bırakan ilişkiler masada muhabbete meze olmuştu. Sağlam giden muhabbetin ortasındayken iz sahiplerinden birisi
"- bende kalanlar her ne kadar kötü sonuçlansa da iyi hatıralar" dedi.
Ve muhabbetin seyri genelden biraz daha özele doğru yol aldı. Artık sadece ilişkiler değil, biten ilişkilerden kalan izlerin kötü mü yoksa iyi mi olduğu, yeni bir tartışma konusuydu. Kız arkadaşlardan bir tanesi izlerin, hatıraların, akla gelen anların iyi olduğundan bahsediyorken, güven duygularını aldıranlardan bir tanesi müdahale etti.
" — yaşanmışlıklara bağlı olarak değişken özellik gösterse de genel itibariyle iz dediğimiz ve o artık olmayanın, ismi cismi zikredildiğinde gözümüzün önüne gelen o fotoğraflar ya bırakmaya meyil ettiği ya da bıraktırdığı andır, ayrılık sebebidir, attığı tokattır, söylediği kötü sözdür, attığı kazıktır..." dedi

Masadakiler biraz düşündükten ve birkaç dakikalık geçmişe döndükten sonra genel kanı da bu yönde irade göstermişti. Sonra sırayla iz bırakanın bıraktıkları konuşuldu paylaşıldı. Sanki tedavi merkezindeki hastalar oturuyordu o masada.

Güven duygusunu aldıran atladı ilk başta. İlk iz babasından gelmiş. Bir gün bırakıp gitmiş. Hoş sonra geri dönmüş. İşte kanıt diyordu çocuk. Babam gitti geri döndü ama benim aklımdaki sadece gidişi diyordu. Daha sonrakiler hep ikili ilişkilerinde olmuş. Bir kız arkadaşına iki artı bir sene verdiğini ve aldığını, tabi o dönemde çocuk yaşta sayılacak kadar ham olduğunu, ama o saflıkla koşulsuz güvendiğini anlatıyor. Kızla uzunca bir dönem takipçi şekilde uğraştıktan sonra başladığı ilişkisini, güzel şekilde devam ettirirken aniden kızın bırakmak istediğini, artık olgunlaşıyoruz seçimler yapmamız gerek diyerekten çekip gittiğini anlatıyor. Tabi çocuk söz istememesine rağmen kız ona defalarca bırakmayacağına dair sözler vermekteymiş. Sonrasındaki ikili ilişkisinde fedakârlığın sınırlarını zorlamış. Öyle bir fedakârlık ki kendini esirgememek için onu dünyaya getirenlerden uzaklaşmak zorunda kalmış. Hem de hiç düşünmeden. Her şeyi paylaşmış o kızla. Onunla da uzun süre ilişkilenmiş. Ama sonucu cidden kötü bitmiş. Tekrardan ailesinin yanına dönmüş. Bir süre uzak kalmışlar ve kız onu aldatmış.Dünyası kararmış çocuğun. Uzunca bir süre toparlayamamış kendini. Tam toparladım derken bir ilişkilenecek daha çıkmış karşısına. Dediğine göre gözlerinin içinde kaybettiği güveni görmüş. Kapılmış, cazip gelmiş. Çok kısa sürmüş ilişkisi ama yine iz bırakaraktan. Çok farklıymış çocuk halen tarif edemiyor onu ama iz bıraktığını, ismini duyduğunda sadece hoşça kal derken söylediklerinin hatırına geldiğini söylüyor. Artık bu son atımlık mermisini de kullandığını söyleyen çocuk, elbette yine âşık olacağım, yine fedakâr olacağım, yine kendimi esirgemeyeceğim, yine mutlu olacağım, mutlu edeceğim ama bunca izin arasında da koşulsuz güvenmeyeceğim diyor çocuk ilişkileneceği sevgililerine...
Diğerlerinden biri ise sıkıldığı için ilişkisinden vazgeçtiğini söyledi. İlk etapta kızılacak bir durum gibi görünse de aslında öyle olmaması gerektiği sonucunu çıkartabiliriz. Sıkılarak bir ilişki yürütemiyoruz maalesef. Hayatta var olan zorunlu ilişkiler vardır mesela. Akrabalık gibi. Seçme şansı yoktur insanların. Anne ya da babamızı sırf anne baba oldukları için de sevip sayabiliriz ki işi zorunlu yapmış oluruz. Ya da onları birer birey olarak görüp değerlendiredebiliriz. Böylece zorunluluktan çıkartırız işi. Özetle sevgili olmak zorunluluk esasına dayanmıyor. Sıkılsak da olmazsa olmaz ilişkilerden değildir sevmek sevilmek. Öyleyse sıkılınca bitirmek gerek diyebiliriz. Tabi insanlar sıkılsa da kimi zaman işi zorunlu yapabiliyorlar. Mesela vefa, vicdan gibi duyguları ağır basanlar buna çok başvuranlar. Aşkta herkes kendinden sorumludur diyemiyorlar bu türden olanlar. Hayatlarını yok pahasına mutsuz edeceklerini bilseler de sevgilerini mutlu mutsuzlar olarak devam ettirebilme cesaretini de gösteriyorlar. Sıkıldığı için bitirebilenlerde de cesaret örneği var aslında. Bir anda başka bir hayat moduna girebilen bukalemun olmak da kolay değil hani. Heyecanı kalmamış ilişkilerde " artık ilişkimizin heyecanı kalmadı" sözüne nazaran bir arkadaşımın verdiği cevap çok hoştu mesela " neden başlarken paraşütle helikopterden mi atladık ki." Cevap biraz tebessüm bıraksa da iki dudağımız arasında, aslında düşündürücü de bir yandan.
Asıl olan heyecan değil bence. İnsanlar, büyük umutlarla başlıyorlar hayatı paylaşacakları insanlarla paylaşıma. Ama payı paydasına eşit olmayınca umutsuzluk yerini heyecan eksikliğine bırakıyor. Çünkü kafasında oluşturduğu profille kafasındaki planları gerçekleştiremeyince moral bozukluğu baş gösteriyor insan. Akabinde plan yapma isteği de kaybolmaya başlıyor. Ve sıkılma denen kavram doğuyor e tabi büyüyünce de ilişki bitmiş oluyor ya da çiftlerden bir taraf doğan bu çocuğu içinde büyüterek yola devam diyor mutlu mutsuz.

İlişkiler bir şekilde bitince kafamızda kalanlar kötü izler oluyor bence de. Mesela daha önceki ilişkide yaşanılan sorunu yaşamamak için o faktörleri barındıran bir partner istenmez. Farklı olsun istenir. Ve çıta yükselmiş olur. Tozlu raflara kaldırılan geçmişler çoğaldıkça çıta yükselmeye devam eder ve gün gelir çıta son seviyeye gelir. Böylece mükemmeli aramaya başlarız. Bulmak da mesele hani kim yitirmiş de biz bulalım mükemmeli. Ya kendi mükemmellerimizi yaratacağız ya da aramaya devam edeceğiz. Ama ben halen bir gün mükemmelimi bulacağına inananlardanım. Bu kadar İZ' e rağmen...



Murat İnal

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Deneme için yorumlar

Bu denemeyi sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri